logo

BİR BÜTÜNLÜK HİKAYESİ

Birliğin bütünlüğün sağlanamadığı, çıkar ilişkilerinin dostluklardan üstün tutulduğu günümüzde, sözü özü bir birine rastlamak, neredeyse yok denecek kadar az…
Malumunuz, yerel seçimler seneye yapılacak. Seneye bu zaman, kapılarımız aşındırılmaya, araya adamlar konmaya, 5 yılda bir kez dinlenecek olmanın heyecanı doğrultusunda, inandığımıza, bizi daha iyi kandırana koşarak oyumuzu vereceğiz.
Hatta, onu savunmak adına, arkadaşlarımızla tartışıp, küskünler bile yaşayacağız.
Seçilen 5 yıl boyunca, kimsenin yüzüne bakmadan, “devlette devamlılık esastır diyecek” bakacak kendi işine…
Ama, bir de seçilecek zamana kadar dönecek olan ayak oyunları, şaklabanlıklar, il ve ilçe başkanlıklarına şirin görünmek için atılacak olan taklalar v.s v.s…
Hiç biri de kardeşlik, bütünlük ve eşitlik peşinde koşmayacaktır…
Al oyunu kurtar kendini politikası…
5 yılda bir elimize geçecek olan fırsatı, vatandaş olarak iyi değerlendirmemiz lazım…
Bizler için birliği, bütünlüğü, kardeşliği, sevgiyi ve hizmeti sağlayacak kişiler olsun tercihimiz.
Seçimlere dediğim gibi bir yıl zaman var, biraz erken bir yazı oldu. Fakat, en azından düşünüp, taşınmamız için önümüzdeki zamanı mantıklar ölçüsünde kullanalım der ve bir hikayeyle yazımı noktalıyorum.
“Hikaye odur ya; aynı köyden üç genç arkadaş, bir köyden bir köye bir birlerine yoldaşlık ederek, şen şakrak bir şekilde yol alıyorlarmış ve yine hikayenin yalancısıyım ki, bu gençlerden biri Türkmen Ali, diğeri Kürt Bişar öteki ise Ermeni Agop’muş, böyleymiş yani, acıda ve tasada ortak komşu işte.. Bir birlerinin aşına ortak, tavuklardan dolayı kavgalı ve kızlarından dolayı aşık..
Neyse, bu üç arkadaş yollarının üstünde ki bir üzüm bağına girerek, göz haklarının zekatına ilişmek istemişler, daha bir salkıma doymadan bağın sahibi devlet dayı çıkagelmiş, hayrola beyler demiş, selam aleykümle bağlayarak, ne edersiniz derken, içine bir maraz çıkması halinde üç gençten dayak yeme ihtimali belirmiş, nerelisiniz? kimsiniz? kimlerdensiniz ?
-“Ben Ali” demiş Türkmen olanı, “bu da Bişar diğer arkadaşım da Agop”
-“Hmm” demiş Devlet dayı, “bir birinize hiç benzemiyorsunuz akraba değilsiniz değil mi ?”
-“Yok” demiş Ali, “ben Türkmenim, Bişar Kürt, Agop’ta Ermeni, komşuyuz biz..”
Devlet dayı Agop’a dönüp, “Ali ve Bişar ile aynı dindeyiz, aynı kıbleye secde ederiz, hadi onlara helal benim malım, yesinler afiyet olsun da, sen niye girdin benim bağa” deyip Agop’a saldırmış, birkaç sağlam sopa darbesiyle Agop’u yere sermiş.Devlet dayının Müslümanlık pohpohundan etkilenen iki Müslüman komşu, diğer komşunun darmadağın olmasına, Devlet dayıya karşı ağır bir mahçubiyet halinde sessiz kalmışlar.. Agop’tan kurtulan Devlet dayı, bu sefer Bişar’a dönmüş..
-“Ulan Bişar “demiş, “haydi Ali’yi anladım, girsin benim bağa, onunla aynı milletteniz, aynı dili konuşuruz ve aynı meshepteniz de, sana ne oluyor da bağa giriyorsun” deyip, Bişar’ı, Agop’tan beter halde yere sermiş. Bu arada Ali’nin Devlet dayıya karşı utancı ve yakınlaşması iki kat artmış, başı önünde içten içe iki komşusunu suçluyormuş, derken Devlet dayı Kürd’ü Ermeni’nin yanına serdikten sonra Ali’ye dönüp;
-“Ulan adi herif, hadi o Ermeniydi bağa girdi anlarım, diğeri de Kürt onu da anlarım, ikisi de bize düşman, peki seninle aynı milletteniz, aynı dili konuşuyoruz ve aynı dindeyiz, ulan hiç utanmadın mı bağa girerken?” deyip, yalnız kalan Ali’ye hücum etmiş, yer misin? yemez misin? Aliyi yatırıvermiş arkadaşlarının yanına kan revan içinde, yerde perişan bir halde olan Ali;
-“Kürt kardeş, Kürt kardeş” diye seslenmiş, “buyur” demiş inleyerek Bişar “söyle ne var ?”
-“Yav Kürt kardeş” demiş, “Aslında en başta Agop’u dövdürmeyecektik..”
Hikaye budur..
Kalın Sağlıcakla…

Share
161 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+4 = ?