logo

Bir çocuğu kurtarırsak, geleceğimizi kurtarırız

     Bundan önceki sayımızda, gazetemize gelen velilerin okul müdürü hakkındaki haklı şikayetlerini gazetemiz baş sayfasında manşet haber olarak dile getirmiştim.

     Üzerine ölü toprağı örtülü olan güzel ilçemizin, yetkili bürokrat ve amir takımının da, kendi zihniyetlerinden olduğu için böyle bir olaya ses çıkarmadıklarını üzülerek izliyoruz.

     Bu haber gazetemizde yayınlanmasından sonra, tarafıma bu konuyu gündeme getirdiğim için bir çok tebrik telefonu geldi. Hatta, yazıdan sonra birkaç aile daha gazetemize gelerek, bu okul müdürü hakkında bir takım iddialarda bulunmaya da devam ettiler. 

     Toki okul müdürü hakkında ortaya atılan iddiaların en başında neler geliyor. Bir hafızamızı tazeleyelim.

– Kız öğrenciye; “Sen buraya okumaya mı geldin, yoksa erkeklere kendini göstermeye mi..?”

– Yılbaşı kutlarsanız size hakkımı helal etmem..!

– Okulun merdivenlerinde oturan kız çocuklarına; “Taşa oturmayın çocuğunuz olmaz!”

– Okul pantolonlarınız dar olmayacak bol olacak.

– İHH’ya öğrencilerden yardım istemek.

– Namaz kılana ödül verilecek, kılmayan teşir edilecek.

     Bu ve bunlar gibi iddialar, tarafımıza her geçen gün gelmekte. Yetkili kişi ve kurumlar bu konuda harekete geçmeyince, Sivil toplum örgütlerinin konuya el atacağı, bu okul müdürü hakkında yetkili kurumlara şikayetlerde bulunulacağı belirtiliyor.

     Hayatlarımızın en önemli varlığı olan çocuklarımıza, Atatürk devrimlerinin aydınlık yolunda eğitim vermesi gereken öğretmenlerin, ortaçağdan kalma yobaz düşünceleri cesaretle ifade etmeleri, yurttaşlarımızda büyük infiale yol açsa da, maalesef Türk Milli Eğitim sisteminin gelmiş olduğu noktayı göstermesi açısından çok öğreticidir.

Hiç kimsenin, çocukların tertemiz zihinlerini kirletme hakkı yoktur.

     Bir öğrenci velisinin dediği gibi; “Çocuklarımızı böyle bir zihniyete emanet ediyor olmamız hepimize derin bir acı veriyor. Türkiye’de adeta bir siyasi akımın bayraktarlığını yapan bu okul müdürünün uygulamaları ve uyarıları çağ dışıdır.  Bizler kadınlarımızın kızlarımızın başlarının açık ya da kapalı olmasıyla değil; Cumhuriyet devriminin özgür bireyleri olarak toplumsal yaşamda daha fazla yer almaları için çalışmaktayız. Yobaz zihniyetin bu uygulamalarını hakaret olarak sayıyorum.”

     Buradan ilgili kurumları tekrar göreve çağırıyoruz.

     Bu okul müdürü bir an önce eğitimci kimliğine dönmelidir, bu ayrıştırıcı, ötekileştirici, bölücü dili terk etmelidir. İHH ve Tügva Vakfı ile de yakın temas içerisinde olduğunu da bilmeyen yoktur. Bir eğitimciden öte; parti militanı gibi hareket eden bu zihniyet, orta çağ kafasıyla çocukların beyinlerini yıkamakta ve onları Çağdaş bilimsel eğitimden uzaklaştırmaktadır.

     Ulu önderimiz M.Kemal Atatürk’ün dediği;  “Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin!.. Bu belli. Fakat zekanı unut!.. Daima çalışkan ol!”

    Atatürk, bu sözünü bundan 100 yıl önce söylemiş.

    Nereden nereye…

    Ne yazık ki, biatçı, kaderci ve teslimiyetçi kafalar bizim ileriye değil, onlar gibi orta çağ kafasına gitmek, araştırmayan, sorgulamayan, incelemeyen bir nesil yetiştirerek, ülkeyi daha da karanlığa götürme sevdasındalar.

     Buna asla izin vermemeliyiz, vermeyeceğiz de…

     Yazımı şu sözümle noktalamak isterim. “Bir çocuğu kurtarırsak, geleceği kurtarırız”

     Kalın Sağlıcakla…

Share
2072 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+3 = ?