logo

BİZ DE NEDEN OLMASIN..!

rmzn
Aslında, bu haftaki köşe yazımı ilçe belediye başkanımız Yener Acar’ın yapmış olduğu, etnik milliyetçiliği üzerine ayırmıştım.
Fakat, bazı taşların oynak durumda olduğundan, oturmasını beklemem gerektiğini düşündüm. Ve yazımı ilerleyen haftalara erteleme kararı aldım.
Nedenini de, ilerleyen haftalarda hep beraber öğreneceğiz…
********* ************* *************
Yakında bizde de olursa şaşırmam.
Hatta bunu ilçe meclislerine bile uygulamakta fayda var.
Mutluluktan Sorumlu Meclis Üyesi…
Mutluluktan Sorumlu başkan ve yardımcıları v.s
Şaka gibi ama gerçek…
Birleşik Arap Emirliklerinde “Mutluluktan Sorumlu Devlet Bakanlığı” ve “Hoşgörü Bakanlığı” adı altında iki yeni bakanlık kurulmuş. Yanlış anlaşılmasın bu bakanlıklara karşı değilim,. Fakat, bunun şaka gibi olmasına karşıyım.
Mutluluk ve hoşgörü, belki de bütün dünyada en çok ihtiyaç duyulan iki güzellik. Hoşgörü eksikliği, beraberinde mutsuzluğu da getiriyor. Elbette çok daha başka şeyler buna sebep.
En azından, gelecek nesillerin daha hoşgörülü olması için çok önemli bir adımdır, Hoşgörü Bakanlığı…
Adı; Sevgi ve Hoşgörü Bakanlığı olsa daha da güzel olurdu.
Arabistan da değil de.
Dünyanın neredeyse, her tarafında eksik olan sevgi ve hoşgörüdür. İnsan olmanın temel özelliklerinden olan sevgi ve hoşgörüyü, gittikçe kaybetmeye ve neredeyse gelecek nesillere aktaramayacak kadar unutmaya başladık.
Şaka gibi olan ise, bunu BAE’nin düşünmüş olması.
BAE, mutluluğun formülünü zenginlikte ve zenginleri mutlu ederek akan parada bulduğu kesin.
Mutluluğu, zevk, sefa, cinsellik ve ihtişamda aradığınızda, bulmak çok zor değil.
Dubai, bu açıdan hesapsız para kazanan ve helal yoldan elde edilmeyen gelirlerin har vurulup, harman savrulduğu yer olarak bilinir. Yüzde 96’sı Müslüman olan BAE’de İslam’la uzaktan yakından alakası olmayan bir zevk-i sefa vardır.
Oysa Mutluluk ve Hoşgörü Bakanlığı, onlardan önce bizim gibi ve bizden çok daha yoksul ülkelere gerek.
Çöpten rızkını temin eden birisinin Mutluluk ve Hoşgörü Bakanlığından beklentisi çoktur mutlaka.
Ay sonunu bir türlü getiremeyen, çocuğuna oyuncak alamayan, eşine hediye alıp, memnun edemeyen, çocuğunu everemeyen, ev alamayan, et alamayan, tenceresi kaynamayan insanların beklentisi tabii ki çok olur.
Irkçı söylemler çoksa, hoşgörü bakanlığının da yapacağı çok şey var demektir.
İnsanları diline, dinine, derisinin rengine göre sınıflandırıyor, üstüne de zengin ve fakir ayrımı yapıyorsan, yine hoşgörü bakanlığına iş düşer ve mutlu olmanın formülünü araştıran bir bakanlık da gerekir.
Sürekli dışlanan, horlanan, aşağılanan ve üç kuruşa talim etmek zorunda olan insanların evde başı dik bir aile reisi veya bireyi olması çok da kolay değil.
Beyinsiz yöneticiler nedeniyle iç kargaşa ve savaşa sürüklenen ülkelerde, nasıl bir hoşgörü, nasıl bir mutluluk sağlayacak bu bakanlıklar, doğrusu merak ediyorum.
Demokrasinin olmadığı, baskı ve zulmün had safhaya çıktığı ülkelerde, bakanlığın tabelasında mutluluk ve hoşgörü yazsa ne olur, yazmasa ne olur..?
Siz insanların yüreğine bu iki güzel kelimeleyi bir değer olarak işleyemiyorsanız, bakanlığın tabelasına hangisini yazarsanız yazın değişen bir şey olmaz.
BAE’nin bu iki bakanlığı oluşturmasını elbette önemsiyorum. Ama, samimi bulmadığımı da ifade etmek istiyorum.
Oysa ki, bunu Adalet bakanlığına benzetiyorum…
Nedenini de şu kısa bir fıkra ile anlatayım.
Vaktin birinde, bizim Adalet Bakanı dış memleketin birinde bir toplantıda İsviçre Heyetinden birisi ile tanıştırılmış.

İsviçre Denizcilik Bakanı ile bizim Adalet bakanı tanıştırılınca, bizim kültürlü ve bir o kadar da uyanık bakan sormuş ;
“Yahu İsviçre’de Deniz yok ki siz nasıl bakanlık yapıyorsunuz ? ” şeklinde soruyu patlatmış.
İsviçre Denizcilik Bakanı da cevap vermiş ;
Sizde de Adalet Bakanlığı var!
İşte, BAE’nin bakanlığı da bundan ibarettir…
Kalın Sağlıcakla…

Share
152 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+3 = ?