logo

Bu hafta CHP’yi yazmayacaktım..!

rmzn
Aslında; bu haftaki yazımda, CHP’den hiç bahsetmek istemiyordum. Çünkü, Demokrasi kavramını içine sindiremeyenlerin baş olduğu, Demokrasi sevdalılarının yer bulamadığı bir partiden söz etmek, fikirde bulunmak, yanlışlarını yazmak yerine, onları yanlışlarıyla başbaşa bırakmanın her zaman daha iyi olacağını düşünmüşümdür.
Fakat, geçtiğimiz hafta yapılan delege seçimlerinde; parti değilde, ben kazanayım ihtiraslarını görünce, bu fikrimden vazgeçtim ve yazmaya karar verdim.
1 Kasım seçimlerini ağır bir yenilgi ile atlatan CHP’de, delege seçimlerinde yaşananlar uzun uzun hafızalardan gitmeyeceğe benziyor.
İlçemizde CHP’ye en çok oy çıkan mahallelerden olan Yenimahallede, iki ay önce yapılan delege seçimlerini, Hatice Doğan ve ekibi, ilçe başkanının burada yoğun mesai harcamasına rağmen, 36’ya 35 kazanmış, delege seçiminin ardından ilçe başkanından tutanak istenmiş; yarın veririz denilerek geçiştirilmiş ve akabinde tutanak verilmediği gibi, delege seçimini burada kaybeden ilçe başkanı, üye olmayan bir kişinin burada oy kullandığını ileri sürerek, seçimin iptalini istemiş ve il başkanınında okey vermesiyle buradaki delege seçimleri usulsüzdür denilerek iptal edilmişti.
Peki, neydi buradaki usulsüzlük..?
Partiye üyeliği olmayan şahıs yanlışlıkla(!) oy kullanmış, ve sonucunda kullanılan oy iptal edilmişti. İlçe başkanının buradaki delege seçimlerinin yeniden yapılmasını istemesindeki amaç; kendisinden başka çıkabilecek bir ilçe başkan adayının önünü kesmek…
Geçtiğimiz hafta sonu tekrarlanan delege seçimlerini, mevcut ilçe başkanı yapmış olduğu listeyle, tam tersi bir sonuçla 36’ya 35 kazandı.
Bu tablo bile, ilçe başkanının burada ne kadar zayıf olduğunu gösterdi.
Peki, bu süreç içerisinde neler değişti,
Kimler, delege olabildi.
Genel başkanın acil şekilde gitmesini isteyen, Kılıçdaroğlu varsa bu partiye oy vermeyecek olan, Bulgaristan’da olan, Berberde olan, Dükkanda olan, Askerde olan, Uyuya kalan ve kendisinin isminin yazılmasını istemeyenler delege seçildi.
Çalışmak isteyenlere de “Hayır” denilerek önleri kesildi.
Alın size parti içi demokrasi..!
Her zaman söylerim, CHP Kestel ilçe örgütünde çalışanın yeri asla yoktur. Çalışmak isteyenin önü çeşitli nedenler ve entrikalarla kesilir.
Bunu, ilçe başkanının tutum ve sergilediklerinden dolayı da defalarca da gördük.
Kin ve nefret üzerine kurulu siyaset yapanların başarıya ulaşamayacakları gibi toplumda da yalnız kaldıkları her geçen gün yalnızlığa itildikleri gözüken bir gerçektir.
Bu partiye, emek harcamış, gecesini gündüzünü katmış, eşinden işinden zaman ayırmış olanların ötelendiği, kendisine yakın olanların seçildiği bir delege sistemini kınıyorum.
Her zaman söylüyorum; Demokrasiyi içine sindiremeyenlerin, demokrasiden insan haklarından söz etemeye hakkı yoktur.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partinin önünü açabilmek, küskünleri partiye katabilmek için yoğun bir çaba harcarken, mevcut yönetici ve ilçe başkanlarının aksi yönde hareket etmesi, CHP’nin bir arpa boyu yol katedemeyeceğinin de kanıtıdır.
Konuyu dağıtmadan delege seçimine tekrar döneyim.
AKP’ye üye olan bazı CHP’lilerin isimleri silinmediğinden dolayı, yapılan delege seçimlerinde oy kullandılar. Bunlardan bazıları ise, bir başka AKP’linin baskısı üzerine oy kullanmaya bile gidemediler. Burada da şu ortaya çıkıyor; AKP’liler CHP’nin delege listesine yön vermiş oldular…
Memur olunca üyeliği düşmesi gereken, fakat düşmeyen bir 657’liye; “oy kullan enişten delege seçilsin, korkma sana bir şey olmaz” denilerek, zorla oy kullandırıldığı, hatta devamında bu arkadaşın, “Oy kullanırken, tir tir titredim” demesi de işin ayrı bir bölümü…
Her ne kadar Genel başkan düzeyinde yenilikçilik dense de, CHP’de yıllardır süre gelen gelenek yine devam ediyor.
“Küçük olsun, benim olsun”, mantığının güdüldüğü, Kestel Cumhuriyet Halk Partisinin yukarda da dediğim gibi, bir arpa boyu ilerleyeceğine dair hiçbir çalışmayı göremiyorum.
CHP’nin neden yıllardır iktidara gelemediği, neden yüzde 25’leri geçemediğini böylece anlamak mümkün.
Yalandan yere AKP’ye kızıyorlar, “insanları ötekileştiriyor, insanlara tepeden bakıyorlar” diyorlar, ama kendileri aynaya bakmaktan korkuyorlar.
Kendilerinden olmayanları dışlıyorlar, karşı listedekilere düşman gözüyle bakıyorlar.
Seçim öncesi neden gençleri partiye kazandırmadılar, üniversitede okuyan onlarca genci neden davet etmediler. CHP’ye gönül verenleri neden partiye davet etmiyorlar.
AKP, eski küskünleri davet edip, “seçim barışı” yaptı.
“Siz neden yapmadınız” diye sorarlar adama.
Siz neden eski ilçe başkanlarını, meclis üyelerini ve partide sözü geçen insanları neden davet etmediniz?
Bu parti nasıl büyüyecek, nasıl iktidar olacak.
Siz o insanları partiye davet edip, “Gelin hep birlikte çalışalım, el ele gönül gönüle verelim, küskünlükleri bir kenara bırakalım” dediniz mi?
Demediniz.
Hangi evin kapısını çaldınız da oy istediniz seçmenden.
Ama AKP, ne yaptı;
Her evin kapısını çaldı hem oy aldı, hem o evde oturanların gönlünü aldı.
Öyle havanda su dövmek kolay.
Biraz da özeleştiri ve empati yapmakta yarar var.
Hatayı önce kendinizde, sonra başka yerde arayacaksınız.
Öyle çamur at, izi kalsın mantığı bir kenara bırakılmalı.
O koltuklardan kimler geldi geçti.
Zaman bir bardak su gibi bir yudumda bitiyor.
CHP, birilerine biat edenlerin partisi değil, herkesin özgürce düşündüğü, düşündüklerini özgürce söyleyenlerin partisi olmadığı sürece, bir adım ileri gidemez.
Dedim ya..!
Aslında bugün CHP’yi yazmayacaktım.
İstemeyerekte olsa yazmış bulundum.
Kalın Sağlıcakla…

Share
193 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+5 = ?