logo

27 Eylül 2026

Çöpümüz de Millîdir 


Mustafa Ülker
musstafaulker@kestelyore.com

     Kadirşinas  Okuyucular, 

     Değerli Can Dostlar.  

     Çöpümüz de Millîdir, Ama Mümkünse Çöpe Atalım.        

     Türkiye’de çevre meselesini konuşurken insanın aklına önce büyük laflar geliyor: İklim krizi, karbon salımı, sürdürülebilirlik, ekolojik denge… 

     Hepsi doğru. Fakat bazen çevre meselesini anlamak için Birleşmiş Milletler raporlarına değil, mahalledeki çöp kutusunun yanına bakmak yeterli.Çünkü bizde enteresan bir alışkanlık var: Çöp kutusu doluysa çöpü yere bırakıyoruz. Çöp kutusu boşsa da bazen yine yere bırakıyoruz.

      Demek ki mesele kutunun doluluğundan ziyade bizim onunla kurduğumuz duygusal mesafede.      

    Piknik alanlarında ise çevre bilincimiz ayrı bir seviyeye ulaşıyor. Pikniğe giderken mangal, sandalye, masa, semaver, üç çeşit salata ve kırk iki parça eşya götürüyoruz. 

     Dönüşte ise nedense plastik tabaklar, pet şişeler ve ambalajlar orada kalıyor. Sanki tabaklar piknikten sonra “Ben burada biraz daha kalacağım, siz gidin” diye karar vermiş gibi. 

     Oysa doğa, bizim piknikten sonra bıraktığımız misafirlik hediyelerini pek sevmiyor. 

    Bir pet şişeyi yere attığımızda aslında sadece “bir şişe” bırakmış olmuyoruz. O şişenin doğada çok uzun süre kalabileceğini, toprağa ve suya karışabilecek atıklar oluşturabileceğini, canlılar için risk meydana getirebileceğini de beraberinde bırakıyoruz.Üstelik çevreyi kirletmek yalnızca yere çöp atmakla sınırlı değil. 

      Evde çöpe attığımız elektronik cihazlar, kullanılmayan piller, yağlar, kimyasal maddeler ve plastikler de doğru şekilde yönetilmediğinde çevre için ciddi sorunlara dönüşebiliyor. Kullanılmış kızartma yağını lavaboya dökmek de “Ne olacak canım, biraz yağdan?” kategorisinde değerlendirilecek masum bir hareket değil. O yağın kanalizasyondan su kaynaklarına ulaşmasının ciddi sonuçları olabilir. 

     Bir de şu meşhur “Nasıl olsa belediye temizliyor” cümlesi var.Evet, belediyeler temizlik yapıyor. Ama belediyenin temizlik görevlisinin olması, bizim kirletme görevlisi olduğumuz anlamına gelmiyor.Çevre temizliğini yalnızca belediyelerin işi olarak görmek, evin salonuna çamurlu ayakkabıyla girip “Nasıl olsa evde temizlik yapılıyor” demeye benziyor.İşin güzel tarafı şu: Çevreyi korumak için hepimizin birer çevre aktivistine dönüşmesine gerek yok.Çöpümüzü çöp kutusuna atabiliriz.Geri dönüştürülebilir atıkları uygun şekilde ayırabiliriz.Pilleri, elektronik atıkları ve yağları doğru toplama noktalarına ulaştırabiliriz.Tek kullanımlık ürünleri mümkün olduğunca azaltabiliriz.Su ve elektriği gereksiz yere harcamayabiliriz.Ve en önemlisi, yanımızdaki çocuklara örnek olabiliriz.Çünkü çocuklara “Yere çöp atma” deyip sonra arabanın camından mendil fırlatırsak, çocuk gayet haklı olarak hayatın gerçek müfredatının bizim davranışlarımız olduğunu düşünecektir.Çevre bilinci biraz da görgü meselesidir.Nasıl misafir olduğumuz evde çöpleri halının altına süpürmüyorsak, ortak evimiz olan dünyayı da kirletip başkasının temizlemesini beklememeliyiz. 

     Üstelik bu mesele sadece ağaçları, denizleri, kuşları ve sokakları ilgilendirmiyor. 

     Çevre, doğrudan doğruya insan sağlığını ve geleceğimizi ilgilendiriyor.     

     Bugün attığımız her yanlış adımın bedelini yalnızca bugünün insanları değil, yarının çocukları da ödeyebilir.Belki artık şu cümleyi biraz değiştirmemizin zamanı gelmiştir:“Çöpümü nereye atayım?”Cevabı çok zor değil.Çöp kutusuna. 

       Geri dönüştürülebilir olanı geri dönüşüme.Zararlı olanı uygun toplama noktasına.Ve mümkünse doğaya hiçbir şey bırakmadan.Çünkü Türkiye’nin doğal güzellikleri gerçekten çok fazla. Denizimiz var, ormanımız var, yaylamız var, sahilimiz var, gölümüz var. Bir de bütün bunların yanında plastik poşet, pet şişe ve piknik artığı koleksiyonu oluşturmasak fena olmayacak.Kısacası, çevreyi korumak büyük cümlelerle başlayıp küçük davranışlarla devam ediyor.Belki dünyayı tek başımıza kurtaramayız. 

       Ama en azından kendi çöpümüzü alabiliriz.Bu da küçümsenecek bir başlangıç değil.Hem belli mi olur?Bir gün Türkiye’nin en temiz yeri için yarışırken birbirimize “Buraya çöp atılmaz” diye kızmak yerine, “Buraya zaten kimse çöp atmıyor” diye övünmeye başlarız.İşte o gün, çevre bilincimiz gerçekten biraz büyümüş demektir.

     Gününüz neşeli verimli geçsin 

    Sağlıcakla kalın. Huzurlu kalın. 

Share
2128 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KUL  HAKKI YİYORLAR

    10 Ekim 2026 Yazarlar

    Anayasayı geçtik, Hukuku, utanmayı geçtik, Demokratik kuralları geçtik, Demokrasiye atılan kazığı da geçtik bu kişiler birde bize dindarlık üzerinden ahlaki üstünlük taslıyorlar. Peki bu dindarlık bunlara millet iradesini çalmayın büyük bir haram, büyük bir günah olduğunu öğretememiş, Ak partili duymuyor, umursamıyor, tehditle, yargı kararı ile, valilik operasyonu ile, mahkeme operasyonu ile bir çok ilçeyi ele geçirdik, 86 milyon bizi izliyor, biz ne yapıyoruz demiyorlar. İnanç meselesi de çok sorgulanır hale geldi, inanç bu insanlara en...
  • Sabrın Ölçüsü 

    09 Ekim 2026 Yazarlar

         Değerli  Okuyucular,       Kadirşinas Dostlar.        Sabır, insanın sahip olduğu en kıymetli nimetlerden biridir. Yaratıcının bize verdiği bu nimeti yalnızca zorluklar karşısında dişimizi sıkmak için değil, hayatımızı ve ruh sağlığımızı korumak için de kullanmalıyız. Ancak zamanımızın, enerjimizin ve gücümüzün sınırlı olduğu gibi sabrımızın da bir sınırın vardır. Bu nedenle sabrı da ölçülü kullanmayı öğrenmeliyiz.       Her şeye, herkese ve...
  • Aynı tas, aynı hamam

    08 Ekim 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Bir ülke düşünün bağa, bahçeye, fidan dikmeye, bakliyat ekmeye elverişli bereketli toprağı  olsun, üç tarafında deniz olduğu için bol miktarda deniz ürünleri bulunsun, insanları çalışkan eğitimli ve becerikli olsun, bu ülkede  yaşanan kronik ekonomik ve sosyal krizlerden dolayı toplum mağdur olsun.       Türkiye de, insanların açlık ve yoksulluk sınırının üstüne çıkması için ne olması gerekiyor. Yani, neyimiz noksan anlamış değilim.     &nb...
  • HAYKIRIŞ

    02 Ekim 2026 Yazarlar

    Her gün yapılan üst üste zamlar…. Hayatı her geçen gün daha yaşanmaz yapıyor.. Emekli polis memurunun geçinemiyorum diyerek, eylem esnasında kafasına sıkarak intihar etmesi… Bu olay, başka bir ülkede olsa, yer yerinden oynar basının gündeminden düşmezdi. Bizde ise, ufak puntolarla, görünmeyecek şekilde yer aldı. O kadar yozlaştı ki her şey… Ne insanlık kaldı, Ne ar, ne namus.. Birileri katrilyonları bir gecede götürürken, birileri çocuğumun beslenmesine ne koyacağım diye düşünüyor. AKP’li olana her şey hak. Olmaya...