logo

13 Ekim 2020

DAĞLIK KARABAĞ SORUNU VE ULUSLARARASI HUKUK


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

                Yıllar önce genç ve hevesli bir hukuk fakültesi öğrencisi iken, Devletler Genel Hukuku dersinde anlatılanlar ile, özellikle ABD ve diğer emperyalist devletlerin dış politikalarının birbiriyle uyuşmadığını hukukun devletler arası ilişkilerde bir anlam ifade etmediğini fark etmiş ve bu konuda bir makale yazmıştım. İsrail’in Filistin topraklarını işgal etmesi, yakın geçmişte ABD’nin İsrail Başkenti olarak Kudüs’ü tanıması gibi kararlardan tutun, sömürgeciliğe kadar uluslararası alanda hukukun değil gücün belirleyici olduğunu kanıtlayan çok sayıda örnek verilebilir.

         İnsanlar arası ilişkilerde de hukukun güçlü olandan yana olduğu zaman zaman terazinin şaştığı bilinen bir gerçek. Hukukun işleyebilmesi için güçlü bir yapının kararları uygulatabilmesi gerek. Bu güç insanlar arası ilişkilerde devlettir. Devlet kamu gücünü kullanarak mahkeme kararlarını uygulatır ve adaleti en azından teorik olarak sağlar. Ancak devletler arasında bir üst mekanizma olmadığından ve Birleşmiş Milletler ile benzeri yapılar ancak tavsiye kararı alabildiğinden uluslararası alanda etkin bir hukuk olmadığını söyleyebilmek mümkün.

         Bunun güncel kanıtlarından biri de Dağlık Karabağ meselesi. Sovyetler Birliği döneminde güçlü bir devletin iki sovyeti olarak yıllarca yan yana yaşamış iki halk, SSCB’nin çöküşü ve Rusya Federasyonu’nun bölgede gücünü devam ettirmek için izlediği kıyıcı politika ile birbirine girdi. Rusya’nın Ermenistan’a açık desteği ile Azerbaycan toprakları işgal edildi ve otuz senedir sorun kangrene dönüştü. Bu defa Rusya Ermenistan’ın başında ABD yanlısı bir lideri istemediğinden ve Azerbaycan’ın ordu bakımından çok daha güçlü olduğunu bilerek, destek verecek gibi yapıp Ermenistan’ı Azerbaycan’a saldırttı ve geri çekildi. Şimdi Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’ı tamamen geri alana dek sessiz kalacağı anlaşılıyor. Bu Putin’in uzun zamandır yürüttüğü bir politika tek Rus askeri savaşa girmiyor, ancak Suriye’de savaşın tarafı Rusya. Aynı şekilde bu savaşta da Rusya kendi çıkarları için hamlelerini yapıyor. Ermenistan’da olası bir hükümet değişikliği ile Rusya yanlısı bir hükümetin iktidara gelmesi ile hem Azerbaycan hem Ermenistan, hem de Türkiye ile ilişkileri iyi olan bir Rusya göreceğiz. Oyunu Rusya kursa da Azerbaycan’ın bu işten karlı çıkması Türkiye’nin de işine gelecektir. Zira güçlü Azerbaycan Türkiye için her zaman bir destek. Meseleye hem Azerbaycan hem Türkiye açısından diplomatik zeka ile yaklaşmak fayda/zarar dengesini gözetmek, hamasi nutuklara kulak asmamak gerek. Büyük devletler konuya dahil olmadan Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’ı geri alması, hem Türkiye hem Azerbaycan açısından faydalı olacaktır.

Share
6 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TESPİH

    23 Kasım 2020 Yazarlar

    Tespih, Allah adını anmak-zikretmek- anlamı taşır. Tespih aynı zamanda, kutsal sözlerin tekrar edilmesini saymak için kullanılan bir aracın adı olur. Tespih taneleri, bir ipe dizilerek, tespih halkası oluşturulur.  Müslümanlar, otuz üç ya da doksan dokuz tespih tanesinden oluşan tespihler kullanırlar. Müslümanlar, namazdan sonra, tespih duası yaparlar. Otuz üçer defa, sübhânallah, elhamdülillâh, Allâhüekber sözlerini tekrar ederler. Budistler, yüz sekiz, Katolikler, altmış dört tespih tanesinden oluşan tespihler kullanırlar. Ortodoks Y...
  • Homeopati ile savunmamızı nasıl canlandırabiliriz?

    14 Kasım 2020 Yazarlar

    Homeopati, savunmamızı geliştirmek için harika bir müttefik olabilir Enfeksiyonlara yanıt verme yeteneği, temelde bağışıklık sistemimizin durumuna ve savunmalarımıza bağlıdır. Yemek, duygusal dengemiz ve yaşamsal alışkanlıklarımıza dikkat etmek, bağışıklığımızın düzgün çalışması için temel dayanaklardır. Homeopati ayrıca Savunmamızı geliştirmek için farklı eylem ve düzeylerde büyük müttefikimiz olabilir. Her doktor ve hastası, her bir vakada bu olasılıkları nasıl uygulayacaklarını bulmalı ve tanımlamalıdır. Homeopatik ilaçları...
  • DEPREM VE YAĞMACILIK

    13 Kasım 2020 Yazarlar

             İnsan özünde iyi midir kötü müdür sorusu, felsefenin sağlam tartışma alanlarından biri. Bu soruya belki herkes yaşadıkları üzerinden zaman zaman farklı cevaplar verebilir. Ülkemizin gerçeği olan deprem, her tekrar ettiğinde insanların enkaz altından canlı çıkmasına, hayatlarına geri dönebilmelerine dair umudumu 1999 depreminden kalan yağma hikayeleri gölgeler. Bu yağmacıların varlığı da insanın özünde iyi falan değil rezil bir yaratık olduğu fikrine iter beni.      &...
  • Suçlu onların batıl cahiliye düzenidir

    13 Kasım 2020 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Bir aydan fazla zamandır Tunceli ili Ovacık ilçesinin Yaka tarla köyündeyim. Köyde elektrik olmadığı için Elektrik ihtiyacını güneş paneli aracılığıyla karşılıyoruz. Bir kaç gündür hava yağmurlu olduğu için elektriksiz kaldık, onun için telefon, televizyon gibi araçlarımız devre dışı olmuş durumda ve Türkiye’deki önemli olaylardan haberdar değilim.      İzmir’de deprem olduğunu duydum. Fakat, ne derece bir tahribat yarattığı, can ve mal kaybı konusunda bilgim yok. Önemli oranda...