logo

10 Ekim 2020

Derdiniz ne..?


Mehmet Güler
mehmet@kestelyore.com

     Sevgili okurlarım; İnsan topluluklarının yaşamında ADALET olgusu son derece hayati önem arz etmektedir. Haksıza karşı haklıyı, zalime karşı mazlumu, güçlüye karşı zayıftı korumak için vardır. Bu anlamda çıkarlarının aynı olduğunu var sayan kişiler örgütlenmelerinin temelini adalet oluşturmalı. Zira kişilerin haklarını ancak adaletle güvence altına alınır, mağdur olması önlenir.

     Günümüzde en gelişmiş örgütlenme biçimi devlettir. Devlet örgütlenmesinde bir araya gelen kişiler, kurdukları devlet aracılığıyla haklarını güvence altına almayı murat ederler. Çünkü, devlet araçtır, amaç insandır. İnsanın yaşam alanı doğa olduğu için aynı zamanda doğadır. Bu anlayış referans alınırsa, devlet aygıtı aracılığıyla hem insanlar arasında adalet sağlanır, hem de insan doğa ilişkisinde insanın tahribat önlenir ve uyumlu birliktelik sağlanır, böylece adalet devletin temelidir, söylemi karşılığını bulur.

     İnsanlık tarihinin tecrübelerinden ortaya çıkan sonuç şu gerçeği bize açık ve net olarak göstermiş, kişiler arası ve doğayla sağlıklı, uyumlu birlikteliğin temeli adalettir. Onun için adalet devletin temelidir ilkesi benimsenmiştir. Yani devlet mağdurun, mazlumun, zayıfın hakkını, zalime haksıza ve güçlüye karşı korumak için vardır. Aksi durumda kuruluş amaçlarından sapmış olur, kuruluş amacının dışında bir işleve sahip olur ve yıkılır gider.

     Bu noktada lafı uzatmadan soralım, Türkiye Cumhuriyeti devleti adil bir devlet mi? Sizi bilmem ama cevabım negatiftir. Zira, devletin sınırları içinde haksızlığa uğrayan milyonlarca mağdur, mazlum, zayıf insan mevcuttur. İnsanları mağdur edenler, bu haksızlığı bir zat devlet aracığıyla yapıyorlar. Çünkü devlet adil olmadığı için her adaletsizliği yapmaya müsaittir.

     Hal böyle olunca, devletin başına geçen keyfine göre başına buyruk bir şekilde kullanıyor. Şimdi, Tunceli Ovacık Çat köyü olan benim köyümde, bir zat devlet eliyle hakkımızın nasıl gasp edildiği yazıyorum.

     Galiba 1964 olacak, köyümüze tapu kadastro geldi herkes tarlasını tapuladı. Tapunun veriliş şeklinden bir örnek vereceğim. Doğusu dere, batısı dere, kuzeyi tepe, güneyi mezarlık. Tarlanın ekilen alanı 10 dönüm doğusunda ve batısında derelere kadar olan kısımda hayvanların kışlık yemi için biçilen otlar var. Ayrıca ceviz, armut, elma vb. meyve ağaçları ve söğüt, kavak gibi ağaçlar var. Bütün bu yerlerin hepsi tarlanın kapsam alanına dahil edildiği için otu, meyvesi, otlağı hepsini tarla sahibi beslediği hayvanları için kullanırdı, yani köyde herkesin yeri yurdu belliydi. Köy özelikle hayvan beslemeye uygun olduğu için insanların hayvanlarını rahatça bekleyeceği yerlerini devlet verdiği tapuda belirlemişti. Geçen yıl köyümüze yine kadastro geldi, devlet “tapuları iptal ediyorum size yeni tapu veriyorum” dedi ve bize yeni tapu verdi.

     Bilin bakalım ne oldu. Yeni tapuda sadece ekilecek yerin tapusunu verdi. Ot biçtiğimiz tüm meyve ve diğer ağaçlarımızı hepsini hazineye devretti. Yani gasp etti. Bizim oraları bilenler ekili alanların çok az olduğunu bilirler, asıl geçim kaynağı hayvancılıktır hayvan besleme olanağını yok ettiniz mi insanların rızkını kesmiş olursunuz, bir önemli geçim kaynağında meyve ağaçlarıdır.

     Ayrıca kışın burcuyla hayvanlarını beslendikleri kavak ve söğüt ağaçlarıdır. Kısacası bizim köylerde hayvan besleme olanağı yok edildiği taktirde yaşam olanağı yok edilir. Devletin verdiği tapuya göre yapılan budur. Ayıptır,,günahtır koskoca devlet kala kala fakir köylünün beş on bağ otuna, üç beş kök ağacına mı kaldı. Normalde devlet rızkını temin etmesi için vatandaşına olanak sağlar, bırak olanak sunmayı çok acı çeken ezik insanların var olan ufak, tefek imkanları elinden alınıyor.

     Söyleyin beyler sizin derdiniz ne, neyin peşindesiniz, ne yapmak istiyorsunuz söyleyin Türkiye halkı bilsin.

Share
51 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BAKIŞ AÇISI VE FARKLILIK

    21 Şubat 2021 Yazarlar

         Bilgi türleri, farklı olur ve dünyaya bakış açıları farklıdır. Bir-çok, bütün-parça kuralı, bire bir iletişimde etkili olur. Bütüne ait olma, bütünün parçası olma, duygusu hissedilir.      Allah bir, kul çok, Allah bütün, kul parça olur. Bütünün parçaları eşit olur. Ümmet kavramı hem toplum hem birey için kullanılır. Cümle içinde anlam kazanır. Peygamber bir, ümmet çok olur, peygamber bütün, ümmet parça olur. Ümmet bir, ümmet çok olur. Ümmet bütün, ümmet parça olur. Millet bir, vatandaş çok olur,...
  • Ferhat Erol’a başarılar…..CHP’de Sözcü Değişikliği…

    21 Şubat 2021 Yazarlar

         Kestel’de Ak Parti denilince akla ilk gelen isimlerden birisi, kuşkusuz Ferhat Erol’dur.      Partinin kuruluşundan bu yana, inandığı çizgisinden hiç taviz vermeyerek, sağa-sola sapmadan ilerleyenlerden birisidir.      O yüzden, partinin içindeki bazı muhaliflerin Ferhat Erol’a karşı bir çekememezliği de söz konusudur.      Parti de, Gençlik kolları başkanlığı, İlçe teşkilat başkanlığı ve yönetim kurulu üyeliğinde bulunan Ferhat Erol’un Kestel’de AKP’...
  • Kırmızı konutlara dokunma yanarsın..!

    17 Şubat 2021 Yazarlar

         Kestel’e Belediye başkanı seçileli 2 yıl olan Önder Tanır, geçen bu süre içerisinde hiçbir şey yapmayarak, Kestel’in tarihine de geçmiştir bence..      Hayali projelerle halkı kandırıp zaman kazanmaya çalışan Tanır, geçtiğimiz hafta Kırmızı konutlarda oturan vatandaşlardan da kırmızı kart gördü.      “Kule aşığı” olarak gözümüzde yer edinen Önder Tanır, gitmiş olduğu yerlerde alışılmadık tepkilerle karşılaşıyor.      Konutlar kapalı Pazar ve otoparkta...
  • YAKIŞMIYOR

    16 Şubat 2021 Yazarlar

         Bir üniversite rektörü nasıl seçilir aşağıda mükemmel bir örneğini anlatacağım.      Demokratik ülkelerde Rektör, hakim gibi kişiler atanmaz, liyakata göre seçilir, yani seçimle gelir, daha doğrusu bu önemli görevleri yapacak kişilerin belirlenmesi, işi bir kişinin iki dudağının arasından çıkmamalı, böyle uygulamalar tekrar söylüyorum; Demokratik ve laik ülkelerde olmaz.      Ülkemizin ve dünyanın en güzide üniversitelerinden biri Boğaziçi, sınavlarda ilk 300-500’e giren öğ...