logo

DOĞA DEPREM ve BİZ

     Değerli Okuyucular,

     Kadirşinas Dostlar;

     Şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz, sorgulamamız, değerlendirmemiz lazım. El hasılı bir şeyler yapmamız gerekiyor.

     Bilim insanları, uyarıyor. Doğa kanunları yaşatıyor. İnsan olarak bizlerde görüyoruz. Hissediyoruz. Etkileniyoruz. Belki bazılarımız şahsen acı çekiyoruz.  Ama hala uyanmıyoruz, Gereğini yapmıyoruz. Yapılması gerekenleri öğrenmiyoruz. Toplum olarak gerçekten Acizliğimizi farketmiyoruz. Kolay ve doğru olanı beceremiyoruz.

       Bir kere daha sallandık. 6,8   Elazığ-Malatya bölgesinde İkaz edildik. Uyarıldık.  Yetkililer, Etkililer, ilgililer yine bir şey yapmadılar diye sorumluluğumuzu bir  türlü kabullenmedik. Kabullenmiyoruz. Bu bir Gerçek. Deprem kuşağındayız. Dünya varoldukça bu ülke sallanacak, tektonik yer hareketleri olacak. Tıpkı Japonya , Endonezya, Çin, İran gibi bu tür Afetlere maruz kalacağız. Doğanın kanunu böyle yazılmış.

        Herkes  bir kez daha düşünsün ve kendini sorgulasın. Yanlış olan ne? Ne yapabilirim? Hangi düşüncedeyim? Ne  yapmalıyım?  Ne yapmak zorundayım?. Nasıl bilgilenirim? Gerekli olanı nasıl öğrenirim? Muhtemel zararları nasıl hafifletebilirim? Nerede gönüllü olabilirim? Hangi hazırlıkları yapmalıyım? Bu sorulara cevap verebilmek gerekiyor. Yoksa bizden ah vah eksik olmaz.

       Japonya’da 9 şiddetinde depremde 17 kişi ölür. Bizde ise 7,4  şiddetinde de 20,000 kişi. Çünkü Japon’lar derslerine çalışmışlar. Bilim insanlarının uyarılarını dikkate alarak gerekli tedbirleri almışlar. Maddi manevi kayıplarını azaltmayı başarmışlardır. Deprem öldürmez, Bina öldürür. Japonya bunu ispatlamış bir ülke.

      Adamlar fay hatlarına bina inşa etmemiş, insanını eğitmiş, Kontrol ve denetlemeyi hafife almamış. Yanlış yapanı cezalandırmış, af etmemiştir.  Vatandaşları kaçak, eksik, noksan bina yapı yapmamışlar.  Betonu, Demir’i çalmamışlar, çalanıda af etmemişler. Siyasileri de oy uğruna ” imar barışı “ ilan edip siyasi fayda peşinde olmamışlar.

       99 Depreminde Ankara’da ki ilgililer,  O günkü İmar ve İskan Bakanlığı,  ilçemizde 5 Kat olan bina yüksekliğini, KESTEL 1. DERECE DEPREM BÖLGESİ olduğu için 2 Kat’a indirmişti. Biz ne yaptık. Benim de dahil olduğum meclislerde belediye başkanının talebi üzerine önce ana caddelerde, daha sonrada ara sokakların bazılarında tedricen beş kata yükselttik. Ben grublarda muhalefet şerhi koysamda engelleme şansım olmadı. Oy çokluğu, Parti disiplini gerekçeleri ile bende sorumluyum.

      Kestel’de, ana caddelerde  Bursa caddesi, Cuma caddesi, Şehit Komiser Nizamettin Yavlak caddesi, Gazi caddesi ve bazı sokaklarda oturanlar çok iyi bilirler ki yüklü bir kamyon veya otobüs geçtiğinde evleri beşik gibi sallanır. Çünkü toprak gevşektir, alüvyonludur. Bu titreşime birde fay hattı geçişi gerçeğini eklerseniz, durumun vehametini anlarsınız.  Allah korusun demek, belki sizi manen rahatlatır. Ancak gerçeği yok etmez.

       Zaten daracık olan cadde ve sokaklarımızda bir afet, bir sıkıntı halinde olabilecekleri düşünmek istemiyorum. Gereğini yapmak mecburiyetindeyiz. 

       Belediyemize, Muhtarlarımıza, Milli Eğitimimize, Sivil Toplum kuruluşlarımıza, Öğretmenlerimize, İnanç önderlerimize gerçekten çok sorumluluk düşüyor. Deprem gerçeğini görüp, kabullenmediler. Ve önce kendilerini eğitmeliler sonrada öğrendiklerini kendi etki ve yetki alanlarındaki sevdiklerine aktarmalılar. Toplumun dönüşüm ve değişimine Önder olmalılar.

        Diğer yandan KAF -Kuzey Anadolu Fay Hattı – ın devamında oluşan yan paralel fay hatlarından Eskişehir fayı olarak tanımlanan fay’ın İnegöl ovasını takiben Barakfakih düzlüğü, Kestel-Gürsu doğrultusunu takip ederek Yıldırım da üç kola ayrılarak, İlimiz Bursa’yı tehdit ettiğini basında uzmanların görüşü olarak okuyoruz. Bursa Jeoloji mühendisleri odası şube başkanı  1855 Bursa büyük depreminden sonra bölgemiz de çok enerji biriktiğini, sismik boşluk oluştuğunu ifade etti. Bölgemizin ciddi anlamda risk altında bulunduğunu kamuoyuna aktardı.

       İnşaat mühendislerinin sorumluluğu olmadan kalfa usta müteahhit firmalar tarafından yapılan, çoğunluklada proje değişiklikleri ile kontrol mekanizmalarının suistimaline uygun yapılara göz yumulduğunun bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Bütün bu olumsuzluklar hayatımızı karartabilir. Altından kalkamayacağımız fatura önümüze çıkar. İnsan hayatının bedeli olmaz. Ne olur topyekün ulus olarak ciddiyetle konuya eğilelim. Her birimiz sorumluluğumuzun farkında olalım. Gereğini yapalım.

        Yolunuz aydınlık, hayatınız verimli olsun

         Sağlıcakla kalın. Mutlu olun.

Share
1005 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+6 = ?