Son Dakika


ŞAHİN “Üyenin sözünün değerli olduğu bir parti kültürü yaratacağız”
Bursa da 1126 personel, 439 araç görev başında
Eğitim İş Bursa Şubesi “Eğitimde şiddete boyun eğmeyeceğiz”
TKP: Halk TV’ye atanan kayyum iç ve dış politikada süren çaresizliğin son göstergesi, kontrolü kaybettiler
Bursa Büyükşehir Belediyesinden kış öncesi alt yapı mesaisi
Derelerde kapsamlı temizlik çalışması
Dumlupınar sadece bir meydan savaşı değildir.
Dumlupınar; bir milletin esareti kabul etmediğinin, vatanından vazgeçmediğinin ve kendi geleceğine sahip çıkacağının dünyaya ilanıdır.
26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da büyük bir zaferle sonuçlandı. Bu zaferin başında ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk vardı.
O gün mesele yalnızca düşmanı topraklardan çıkarmak değildi. Mesele, Anadolu’da bağımsız ve egemen bir milletin geleceğini kurmaktı.
Atatürk ve silah arkadaşları, yokluklar içinde bir milletin yeniden ayağa kalkabileceğini gösterdi. Çünkü onların mücadelesinin temelinde teslimiyet değil, bağımsızlık iradesi vardı.
Dumlupınar’dan İzmir’e uzanan o büyük yürüyüş, kısa süre sonra Cumhuriyet’e uzanan bir devlet kurma mücadelesinin de önünü açtı.
Ve Cumhuriyet kuruldu.
Ama mücadele burada bitmedi.
Asıl büyük görev, savaş meydanlarında kazanılan bağımsızlığı; eğitimde, hukukta, ekonomide, bilimde ve toplumsal hayatta güçlendirmekti.
Atatürk ilke ve inkılapları işte bu anlayışın eseridir.
Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık; çağdaş, bağımsız ve egemen bir ulus devletin temel taşları olarak ortaya konuldu.
Bugün Dumlupınar’ı anmak, sadece geçmişte kazanılmış bir zaferi hatırlamak değildir.
Bugün Dumlupınar’ı anmak; bu ülkenin hangi bedeller ödenerek kurulduğunu hatırlamaktır.
Şehitlerimizin kanıyla savunulan bu toprakların kıymetini bilmektir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına, egemenliğine ve çağdaşlaşma hedeflerine sahip çıkmaktır.
Şunu açıkça söylemek gerekir:
Bu millet, bağımsızlığını savaş meydanlarında kazanmıştır. Cumhuriyetini büyük fedakârlıklarla kurmuştur. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti sıradan bir devlet değildir.
Dumlupınar’ın bize bıraktığı en büyük miras da budur:
Vatan varsa millet vardır.
Millet varsa bağımsızlık vardır.
Bağımsızlık varsa Cumhuriyet vardır.
Ve Cumhuriyet, gelecek kuşaklara bırakılacak en büyük emanettir.
Bugün bize düşen görev, geçmişin kahramanlıklarıyla övünüp kenara çekilmek değil; onların bıraktığı emaneti daha güçlü, daha çağdaş ve daha demokratik bir Türkiye’ye taşımaktır.
Dumlupınar’da verilen mesaj nettir:
Bu millet boyun eğmez.
Bu millet teslim olmaz.
Bu millet kendi kaderini kendi elleriyle yazar.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını, şehitlerini ve gazilerini saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
Dumlupınar’dan Cumhuriyet’e uzanan bu büyük yürüyüşün ışığı hiç sönmeyecek.
Çünkü o ışık, bir milletin bağımsızlık iradesidir.
“Ya istiklal ya ölüm”
Ne mutlu Türküm diyene!
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
10 Ekim 2026 Yazarlar
09 Ekim 2026 Yazarlar
08 Ekim 2026 Yazarlar
02 Ekim 2026 Yazarlar