logo

ERKEKLERİN ASKERLİK YALANLARI

Belki bilirsiniz, meşhur bir Adana fıkrası vardır.
Ülkenin en yaşlı adamı TV’de canlı yayına çıkarılmış.
Dede unutamadığın bir anını anlat.
Bir gün köy bakkalının kızı kaybolmuştu. Köyün bütün erkekleri dağıldık, aramaya başladık. Ama kızı ben buldum. Ormanın kuytu bir yerinde. Boynuma atladı, sarıldık, sonra… “Dur dede” demişler: Canlı yayındayız… Başka bir güzel anını anlat.
Muhtarın güzel kızı kaybolmuştu. Bütün erkekler dağılıp aramaya başladık. Bir kuytulukta ben buldum… Üstüme atladı, birbirimize sarıldık, sonra…
Tamam tamam… Peki başka bir konuda anın var mı?
Bir gün de köyün imamının güzel kızı kaybolmuştu…
Tamam dede tamam anlaşıldı. Onu da sen buldun ve…
Biz erkeklerin askerlik muhabbetleri de bu fıkradaki dedenin yalanları gibidir.
Anlatacakları en büyük anı askerliktir.
Laf döner dolaşır sonunda askerlik muhabbetine gelir.
Genellikle erkekler arasında, sözün bittiği anlarda ortaya çıkan kurtarıcı konudur. Büyük bir kısmı yalandır…
Zaten önceden anlatılanlar da sonraları değiştirilir ve tekrar anlatılır. Çoğunlukla: “Şerefsiz bir çavuş vardı,” “Yaşıyorsa kulakları çınlasın, Adanalı bir başçavuş vardı,” “Sizden iyi olmasın İzmirli bir asteğmen vardı” sözleriyle başlayan ve sonu gelmeyen anılar dizisidir.
Erkeklerin çoğu baba ocağından uzun süre sadece askerlik için uzak kalır. Hayatındaki en büyük olay odur. Tabii anlatacağı anı da odur.
Birbiriyle hiçbir ortak özelliği olmayan iki erkek konuşurken, bir müddet sonra kurtarıcı özellik ortaya çıkar. Hocam siz nerde askerlik yaptınız. Ankara Mamak. Ya askerlik demişken…
Ve başlar o bitmez tükenmez askerlik anıları…
Birçok arkadaşımdan en çok duyduğum anılar;
“Ben askerde hiç nöbet tutmadım, yapmadım, gazinodaydım, rahatım çok iyiydi…”
“Ben paşanın şoförüydüm, karısı da beni çok severdi, bir gün kuaföre götürmüştüm, sonra…”
“Ben yazıcıydım, hiç askerlik yapmadım, her gün sivil kıyafettim, yemeğim dışarıdan gelirdi, açardım rakımı…”
“Paşa beni çok seviyordu kızını verecekti, vurdum tekmeyi girdim yüzbaşının odasına, çok kebap askerlik yaptım, tam gün izne çıkıyordum valla…”
Bunlar gibi daha neler neler… Çoğu yalan…
İşin tuhafı bunların yalan olduğunu bile bile karşısındaki sabırla dinler onu.
Eeee çünkü biraz sonra da o anlatacak, öbürü dinleyecek.
“Eşek eşeği ödünç kaşır” misali.
Ünlü bir söz vardır hani: “Yalanın dostu, gerçeğin düşmanı çoktur.”
Eh bi askerlik fıkrası gider artık.
Tabura yeni komutan gelmiş. Askerlere kendini tanıştırmış.
“Adım Ahmet, soyadım Kırç. Arada R harfi var ona göre. Diliniz sürçmesin çok fena yaparım.”
Komutan, sağda solda gördüğü askerlere soruyormuş:
Sen, söyle bakalım soyadımı… Kırç komutanım.
Aferin.. işinin başına.
Günlerden bir gün, sıra Temel’e gelmiş. Tören esnasında, komutan, “söyle bakalım soyadım ne?” diye ona sormuş.
Temel heyecanlanmış, ne diyeceğini şaşırmış.
Arkadaşı fısıldamış “Arada r var, arada r var.”
Bunun üzerine Temel cevap vermiş:
Gört!!!
Bugünkü yazımızı şu güzel cümlelerle bitirelim.
“Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan, İnsanlara iyilikle bak.
Eğer saçların güzel olsun istiyorsan, Bırak çocuklar ellerini geçirsin saçlarından.
İnce bir bedense istediğin, Ekmeğini açlarla bölüş.
Ve güzel dudaklara sahip olmak için, Sadece güzel sözler söyle!..” (Audrey Hepburn)
Sağlıcakla…

Share
127 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+4 = ?