logo

24 Temmuz 2017

ESKİ TÜRK FİLMLERİ

Eski Türk filmlerini hüzünlü bir duyguyla izleriz. Toplumcu duyguları yüceltip fakirden yana olurlar. Gaddar fabrikatör karakterinde kapitalizmin acımasızlığını anlatırlar.
Köylünün kıymeti vurgulanır. Sosyal adalet istenir. Her fırsatta iyilik yüceltilir, kötülük yerilir.
Türk filmlerinde rol alan oyuncuları oynadıkları rol ile benimseriz.
Filmleri ilk izlediğimiz, seyrettiğimiz zaman, endişeler taşıdık, idealler, hayaller kurduk.
Türk filmlerinde işlenen değerler, sinema perdesinde kaldı. Toplumda, yaşantımızda uygulanmadı. Doğruluk, çalışkanlık, yardımseverlik, sevgi, saygı kavramları sinema perdesinde kaldı.
Filmlerdeki başrol oyuncuları, filmlerindeki rolleri ile ilgisi olmayan lüks içinde yaşadılar. Sahnedeki şarkıcılar, şarkılardaki duyguları ile ilgisi olmayan yaşantıyı sürdürdüler. Aşk, sevgi, sadakat şarkılarda kaldı.
Neo-liberalizm, toplumun çoğunluğunu fakirleştirdi. Talih oyunlarına rağbet arttı. Kazancı az olan vatandaşlar, talih oyunlarının dağıttığı ödülleri hayal ettiler.
İnsan hakları, adalet kavramlarına uzak yaşayanlar, günümüzde yapılan “adalet yürüyüşüne” bir anlam veremiyor.
Gandi, “tuz yürüyüşünü” gerçekleştirdi. Martin Luther King, “insan hakları yürüyüşünü” gerçekleştirdi. Deniz Gezmiş, “Samsun’dan Ankara’ya Tam Bağımsız Türkiye Yürüyüşü’nü” gerçekleştirdi.
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler göreceğiz sloganları unutuldu. Solu temsil eden, umut taşıyan, eşitlik, kardeşlik, özgürlük, fırsat eşitliği kavramlarının uygulaması hayal oldu.
Paylaşımcı bir hayatı, neşeyle sinema perdesinde oynayan o masal kahramanlarına, gerçek hayatta rol vermeye çalışmanın değeri yoktur.
Filmlerdeki başrol oyuncuları, sahnedeki şarkıcılar elde edilen gelirden aldıkları pay ile lüks içinde yaşadıkları için halktan uzak yaşıyorlar.
Sinema ve sahne sanatçılarının ekonomik yaşantılarına göre tercih yapmaları, her şeyi tozpembe görmeleri ülkemizin bir gerçeğidir.
Mustafa Kemal Atatürk, “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Mazide bütün kuvveti ile çalışmış olanlara karşı mihnet hissi duymayan bir milletin, istikbale güvenle bakmaya hakkı yoktur.” demiştir.
Yalan, teorinin pratiğe dönüşmediği durumdur. Yalanın olduğu yerde uygulama, pratik yoktur.
Paranın satın alma gücü önemlidir. Miktardaki artış aldatıcıdır. Bir lokma, bir hırka, yaşamak için yeterli olur, diyenler pratikten, uygulamadan uzak yaşayanlardır. Kişi başına düşen gelir zenginlik-fakirlik ölçüsüdür.
Sinema, sahne sanatçılarının, düşüncelerini somut belgelere göre açıklaması gerekir. Hayali sözlerle açıklanan düşünceler, toplumda hayal kırıklığı uyandırır.
Nasrettin Hoca damdan düşmüş, bana damdan düşen birisini getirin, demiş. Halk için halktan kişilerin konuşması, düşüncesini açıklaması gerekir.

Share
53 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?