logo

Halk” Öyle olmaz, böyle olur” dedi

rmzn
7 Haziran seçimlerinden sonra çıkan tablo, 3 dönem tek başına iktidar olan AKP’nin yıprandığını, artık Türkiye’nin bir koalisyona ihtiyacının bulunduğu algısı ile 4 partinin Mecliste temsil hakkı kazanması sonrasında yaşanan süreç malum.
AKP, 7 Haziran’da yine birinci parti ama 3/2’lik çoğunluğu, yani 276 Milletvekili kazanamamış olması, diğer partilerden de 18 milletvekilini kendi saflarına kazandırma girişimlerinde bulunmadan, muhtemel bir koalisyon kurulması yönünde, önce istikşafi görüşmelerle, koalisyonun alt yapısını oluşturmaya başladı.
AKP, Genel Başkanı Başbakan Ahmet Davutoğlu iyi niyetle, tüm partilerle görüşeceğini söylese de, daha ilk geceden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli oyun bozan çocuk gibi, “seçimse, seçim, koalisyona hayır” deyip, “hodri meydan” çekerek, seçimin sinyalini ilk günden vermişti.
Yine bu süreçte;
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da, Devlet Bahçeli’ye, yüzde 60’lık blokla birlikte koalisyon önermiş, hatta Başbakanlığı bile Bahçeli’ye vermişti.
Bahçeli, HDP’nin olduğu hiçbir yerde olmayacaklarını açıklamış, Meclis Başkanlığı seçimlerinde de Deniz Baykal’a destek vermemişti.
Neden; çünkü HDP’de Baykal’a destek vermişti.
Bahçeli’nin gerek koalisyona, gerekse Meclis Başkanlığı seçimlerindeki sert tavrı yüzünden oyun bozuldu.
AKP, bu süreçte, muhalefetin restini iyi görmüş olmalı ki, “al sana seçim, hadi bakalım el mi yaman, bey mi yaman” diyerek seçim tarihini aldı.
1 Kasım, AKP için de çok kritik bir karardı, muhalefet için de.
1 Kasım öncesi, tüm kamuoyu ve anketçiler, seçim sonucunun hemen hemen aynı çıkacağını, AKP ve CHP’nin 2-3 puan artıracağını söylediler. MHP ve HDP’nin oy kayıpları yaşayacağını da söylemişlerdi.
AKP, 7 Haziran’a göre oyunu 9 puan arttırmış, CHP binde bir yani 2 Milletvekiline yetecek kadar oy artırmıştı.
MHP yüzde 5, HDP ise yüzde 3 oranında gerilemişti.
7 Haziran sürecini iyi analiz eden, iyi okuyan AKP, 1 Kasım’da seçmenin karşısına çıkarken, “Biz 7 Haziran’da vatandaşların verdiği mesajı iyi algıladık, dersimizi de iyi çalıştık” diye çıktı.
Bu arada; AKP, CHP’den fazlaca oy alamayacağını bildiği için de, MHP ve HDP’ye giden “emanet oyların” peşine düşmüştü.
Başarılı da oldular.
MHP ve HDP’ye kaptırılan yüzde 8’lik oylarını geri almasını bildiler.
“7 Haziran’daki mesajı iyi anlayan, iyi okuyan” AKP, MHP ve HDP üzerinden politika yürütse de, bundan önceki seçimlerde vaat vermekten imtina eden AKP, emekli, asgari ücretli, taşeron, girişimci gençlere yönelik politikaları da toplumun büyük kesiminden kabul görmüştü.
MHP’yi “Hayırcı”, HDP’yi de terör örgütü ile hareket ettiği şeklinde politika yürüten AKP, başarılı olmuştu ama bir yandan da izlediği taban politikası muhalefetin de ezberini bozmuştu.
7 Haziran’da “taban ağırlıklı” politika izleyip oy alan CHP, MHP ve HDP’nin oylarını alan AKP, 7 Haziran’da muhalefetin vaatlerine “nereden bulacaklar, Türkiye bu kadar yükü kaldıramaz, Türkiye’yi yeniden IMF’nin eline muhtaç edecekler” açıklamalarını, bu kez muhalefet söylemeye başlamıştı.
7 Haziran’da muhalefetin söylemlerine pek de itibar etmeyen seçmenler, bu kez AKP’nin söylemlerine inanmış olmalılar ki, oylarını verdiler.
Seçmende şu algı vardı 1 Kasım’da.
“CHP nasıl olsa yüzde 25-27’yi geçemiyor. MHP’de zaten koalisyona yanaşmıyor bu iki partiden de bir şey olmaz. AKP, öyle ya da böyle nasıl olsa yeniden iktidar olacak, verelim gitsin.” diyerek, maaşına zam bekleyen emekli, asgari ücretli, kamuda kadro bekleyen taşeronlar verdiler AKP’ye oylarını.
AK Parti yeniden iktidar hem de tek başına.
***
Şimdi muhalefet düşünsün 2019 seçimlerini.
2019’da hem genel seçim, hem yerel seçim, hem de Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak.
İktidar Partisi şimdiden 2019’un hazırlıklarını yapmaya başladılar bile.
Bu zamana kadar sokağa çıkıp vatandaşla bir çay dahi içmeyen, vatandaşın elini sıkmakta zorlanan, muhalefet partileri şimdiden düştüler koltuk peşine.
“O kutluk senin, bu koltuk benim” kavgalarına başlamadan önce, nerede yanlış yaptıklarının muhasebesini yapmalılar.
Özellikle de, ana muhalefet partisi CHP kendi içinde hesaplaşmalıdır.
Neden partimizden istifalar çoğalıyor,
Güvendiğimiz kişiler nereye kaçtı,
Kaçmalarındaki sebep neydi..vs. vs….
Bunların hiç birisi masaya yatırılmazsa, malum sondan kaçışta olmaz.
2014 yerel seçimleriyle ilçemizde başlayan Çöküş, 1 Kasım seçimlerinde de devam etmiş ve ana muhalefet bir parti olmasına rağmen, genelde 1 Haziran seçimlerine bakarak, 150 oy artırabilmiştir.
Demek ki, çalışmayan bir zihniyet, anlayış işbaşındadır.
Aynı eleştiriyi MHP için yapmaya gerek yok zaten.
AKP’nin her daim stepnesi konumunda gözüken MHP, bu görevi layıkıyla genelde yaptığı gibi ilçemizde de büyük bir oy kayıpları yaşamıştır.
Burada, MHP ilçe başkanının yeni olması, partinin genelde sürekli kan kaybetmesi ve tabanın kaygan zeminde olması, oyların AKP’de depolandığının bir göstergesidir.
Başarıyı 100-200 oy artırmakla sananlar büyük bir yanılgı içerisindedirler.
Her şeyin yerelden başladığına inancım tamdır. O nedenle diyorum ki, Genel başkanların istifasını istemekten evvel, ilçe başkanlarının onurlu bir duruş sergileyerek, “biz bu işi beceremiyoruz” deyip, görevlerini daha iyi yapacaklarına devretmeleri gerekmektedir.
En azından Genel Başkanlara da örnek olmuş olurlar…
Siyaset, ticaret amaçlı kullanıldığında orada başarı olmaz.
Olsa olsa kişisel çıkar olur…
“AK Parti nasıl bu kadar oy aldı” diyeceklerine, önce kendilerinin neden bu kadar oy kaybettiklerinin hesabını yapsınlar. 7 Haziran’da oy farkına güvendiler, ama güvendikleri dağlara çoktan Sonbahar karı yağmıştı.
Kalın Sağlıcakla…

Share
195 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+4 = ?