logo

Hepimiz Kestel’liyiz..


Osman Fahri Ünal
osmanfahri@kestelyore.com

Kestel’in yıllardır en büyük hastalığıdır.
Özellikle de, her seçim döneminde gündeme getirilir.
Siyasi partiler, belediye başkanı ve meclis üyesi adaylarını belirlerken, adayların mesleki tecrübesine, bilgi birikimine, kariyerine, insanlarla diyaloğuna bakmaksızın ilçede en fazla hangi bölgeden insan yaşıyor ise, o bölgenin insanları tercih ediliyordu.
Kestel’de en fazla Bulgaristan göçmeni, Kestel’in yerlisi ve Erzurum bölgesinden insan yaşadığı için de, birinci sıra genel olarak bakıldığında bunlardan oluşurdu.
Bu yüzden de Kestel’de yıllardır “yerli-yabancı” tartışmaları yapılmıştır.
Bu hastalığı, başka bir yerde göremezsiniz.
Burada yaşayan herkes, buranın insanıdır.
Yıllar önce “Yerli – Yabancı” kavramını ortaya atanlar, bu ayrımcılık üzerinden siyaset yapanlar, bu ayrımcılık üzerinden ticaretini yürütenler bunun ne kadar tehlikeli olabileceğini, ileride bu durumun insanları bölgeciliğe ayıracağını, bölgesel tartışmalar yaratılacağını hesaba katmadılar elbet.
Kestel, küçük bir Türkiye’dir.
İnsanlar, ülkemizin değişik yerlerinden amma sürülmüş, amma ekmek kavgası için fabrikaların bulundukları yerlere, daha iyi bir hayat, daha güzel bir yaşantı için akın etmişler, bu şehre yerleşmişler, bu şehirde ev yapmışlardır.
Dolayısıyla; Kestel, küçük bir Türkiye’dir….
Küçük bir Türkiye olmasını, her seçimde ülke siyasetiyle aynı oranda aldığı oya da bağlayabiliriz.
Gelinen noktada bu durum, farklı yorumlanmaya, farklı algılar yaratılmaya çalışılırken, “yerli-yabancı” diyerek insanları etnik kimliklerine göre ayrıştırmaya çalışanlar, Kestel’e zarar verdiklerini bile düşünemediler.
Onlar sadece bu kargaşayı yaratarak prim yapmaya, bu durumdan nemalanmaya çalıştılar.
Yıllar önce yapılmak istenen, bölgesel ayrımcılığı ortaya atıp insanları ötekileştirmeye, kutuplaştırmaya çalışanlar, tehlikeli bir oyun oynadıklarının farkına henüz varmadıkları gibi bu ilçeye zarar verdiklerini dahi düşünemiyorlar, belki de düşünmek istemiyorlar.
Ekmeğimizi Kestel’de kazanıyorsak, Kestel’in suyunu içiyor, temiz olmasa da havasını kokluyorsak, burada mal mülk sahibi olmuşsak, bu şehrin hak ve menfaatlerini korumakla yükümlüyüz.
Defalarca yazdık, konuyu mahkemelere taşıdık.
“İlçemizin suyunu çalıyorlar” diye.
Bu konuda ne bir siyasetçi ne de bir yetkili ağzını açıp, tek kelime bile laf etmezken, birileri, kaçak kaynak sularının üzerini örtmekle meşguldü maalesef…
Bunu yapanların da, siyasi olduklarını unutmayalım.
O yüzden diyoruz; bırakın memleket milliyetçiliği yapmayı, kendi çıkar ve menfaatlerinizi düşünmeyi de, biraz da ilçenin menfaatine bakın.
Doğası ile, kültürü ile, ekonomik yapısı ile Kestel güzel bir şehridir.
Bu şehirde yaşamak güzel olduğuna göre, herkes bu şehrin daha ileriye gitmesi için elini taşın altına koymalı.
Böyle “yerli-yabancı” kavgasını ortaya atıp da, nemalanmaya çalışanlara kimse prim yaptırmamalı.
Kestel’de yaşayan herkes Kestel’lidir…
Kalın Sağlıcakla…

Share
553 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KUL  HAKKI YİYORLAR

    10 Ekim 2026 Yazarlar

    Anayasayı geçtik, Hukuku, utanmayı geçtik, Demokratik kuralları geçtik, Demokrasiye atılan kazığı da geçtik bu kişiler birde bize dindarlık üzerinden ahlaki üstünlük taslıyorlar. Peki bu dindarlık bunlara millet iradesini çalmayın büyük bir haram, büyük bir günah olduğunu öğretememiş, Ak partili duymuyor, umursamıyor, tehditle, yargı kararı ile, valilik operasyonu ile, mahkeme operasyonu ile bir çok ilçeyi ele geçirdik, 86 milyon bizi izliyor, biz ne yapıyoruz demiyorlar. İnanç meselesi de çok sorgulanır hale geldi, inanç bu insanlara en...
  • Sabrın Ölçüsü 

    09 Ekim 2026 Yazarlar

         Değerli  Okuyucular,       Kadirşinas Dostlar.        Sabır, insanın sahip olduğu en kıymetli nimetlerden biridir. Yaratıcının bize verdiği bu nimeti yalnızca zorluklar karşısında dişimizi sıkmak için değil, hayatımızı ve ruh sağlığımızı korumak için de kullanmalıyız. Ancak zamanımızın, enerjimizin ve gücümüzün sınırlı olduğu gibi sabrımızın da bir sınırın vardır. Bu nedenle sabrı da ölçülü kullanmayı öğrenmeliyiz.       Her şeye, herkese ve...
  • Aynı tas, aynı hamam

    08 Ekim 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Bir ülke düşünün bağa, bahçeye, fidan dikmeye, bakliyat ekmeye elverişli bereketli toprağı  olsun, üç tarafında deniz olduğu için bol miktarda deniz ürünleri bulunsun, insanları çalışkan eğitimli ve becerikli olsun, bu ülkede  yaşanan kronik ekonomik ve sosyal krizlerden dolayı toplum mağdur olsun.       Türkiye de, insanların açlık ve yoksulluk sınırının üstüne çıkması için ne olması gerekiyor. Yani, neyimiz noksan anlamış değilim.     &nb...
  • HAYKIRIŞ

    02 Ekim 2026 Yazarlar

    Her gün yapılan üst üste zamlar…. Hayatı her geçen gün daha yaşanmaz yapıyor.. Emekli polis memurunun geçinemiyorum diyerek, eylem esnasında kafasına sıkarak intihar etmesi… Bu olay, başka bir ülkede olsa, yer yerinden oynar basının gündeminden düşmezdi. Bizde ise, ufak puntolarla, görünmeyecek şekilde yer aldı. O kadar yozlaştı ki her şey… Ne insanlık kaldı, Ne ar, ne namus.. Birileri katrilyonları bir gecede götürürken, birileri çocuğumun beslenmesine ne koyacağım diye düşünüyor. AKP’li olana her şey hak. Olmaya...