logo

KALPLERDE YAŞAMAYA DEVAM EDECEK


Osman Fahri Ünal
osmanfahri@kestelyore.com

     Sevgili dostlar; Hatırlayın, 2013 de iktidar açılım sürecinde okullarda Andımızın okutulmasına son vermişti. Davalar açıldı, 2018 de Danıştay 8. Dairesi “Andımız kaldırılamaz” diye bir karar aldı. Milli Eğitim Bakanlığı bu karara itiraz etti. Danıştay idari dava daireleri kurulu 8. Dairenin almış olduğu bu kararı iptal ederek, Andımızın tarih olmasını sağladı, ilginç olan kaldırılamaz kararını alan aynı kurum iptal kararını da alabiliyor,  böyle bir mirası bir kalemde sildiler peki neden, rahatsız eden neydi, ne alıp veremedikleri vardı Andımızla.

    Tek tek ele alırsak, rahatsız edebilecek iki şey var içinde, diğer yazılı olanlarda sıkıntı gözükmüyor, “Doğru ve çalışkan olmak, küçükleri koruyup, büyükleri saymak, yurdunu milletini sevmek, yükselmek ve ileri gitmek” bunlarda bir sıkıntı olamaz, olmamalı. Çok güzel söylemler. Ama, “Ey Büyük Atatürk ve Ne Mutlu Türküm Diyene” söylemleri sıkıntı.

     Gerçekten çok üzücü bir durum, Atatürk ün miraslarını bu şekilde silmeye çalışıyorlar nelerini gördük, yaşadık şunu her kes çok iyi bilmeli ne yaparlarsa yapsınlar asla başaramayacaklar, bu sevgi öyle böyle bir sevgi değil, bizler Atatürk’e biat eden bir toplumda değiliz, onlardan farkımız bu, bizler büyük önderin doğru olan fikirlerini yaşatmaya çalışıyoruz sanırım anlaşılmıştır.

     Bu konuda sn. Devlet Bahçeli ve MHP’li dostların cevaplaması gereken çok soru var, yıl 2013 Mecliste MHP grup toplantısında Genel Başkan Bahçeli’nin söylediklerinin bir kısmını hatırlayıp bu bölümü bitirelim.

     R.T.Erdoğan için “Başbakan Türklüğe savaş açmıştır, Andımızı okurken hiç mi kalbin çarpmadı, heyecanlanmadın, Türk olmadığını mı hatırladın, kin mi besledin. Milliyetçilik sana çok yabancıdır, Türklükle uğraşma, haçlı sevdasından vazgeç, Andımız slogan değil yemindir.”

     Dostlar sn. Bahçeli’nin bu söylemleri yalanır, yutulur cinsten değil, bunları savunan biri nasıl bu hale geldi, ben anlayamıyorum mutlaka bir cevabı olmalı…

     MEHMET AKİF’İ ANLAYABİLMEK

     1873 Yılında İstanbul’da doğdu Baytar (Veteriner) mektebini birincilikle bitirdi, bir süre maaşlı çalıştı ve 1920 de Atatürk’ün daveti üzerine Ankara ya geçti Anadolu’yu dolaşıp halkı kurtuluş savaşına katılmaya davet etti. 1. Mecliste Burdur Milletvekili olarak görev yaptı, Abbas Halim paşanın daveti üzerine 1929 da Mısıra gitti, bir üniversitede Türkçe öğretmenliği yaptı.1936 da İstanbul’da siroz nedeniyle öldü. Yoksul bir hayat yaşadı, çok sıkıntılar çekti, bazı gerici softalarca Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı olarak gösterilmeye çalışılsa da Mısır’dan döndüğünde “Allah benim ömrümden alıp, M ustafa Kemal’e versin” diyerek Atatürk’e olan sevgisini göstermiştir.

     1921 Yılında mecliste İstiklal Marşı için şiir yarışması açılır kazanana 500 TL. Ödül verilecektir, ciddi bir paradır o günlerde boğazda bir yalı alabilirsin bu parayla. M. Akif’in şiiri kazanır yarışmayı ama ödül olan 500 TL.’yi almaz cephede savaşan Mehmetçiklere gönderilmesini söyler, aslında çokta zor durumdadır.

     Dindar bir insandır, fakat eylemleri solcudur, paraya, mülke, servete, saraya, kibir’e hiç kıymet vermeyen bir yapısı vardır Akif’in çokta ilginç bir can dostu vardır. İstanbul’a her gelişinde mutlaka onu bulur hatta ağzına bir yudum içki koymayan Akif meyhanede onunla oturur saatlerce sohbet eder. Kim mi bu kişi, ne kadar alkol alıp ne kadar uyuşturucu kullandığı tespit edilemeyen büyük üstat Neyzen Tevfik’tir.

     Her anlattığımda gözlerim dolar sizlerle de paylaşacağım bunu. Ankara çok soğuktur 500 TL. ödülü almayan Akif, kaybettiği bir arkadaşının çocuklarına da bakmaktadır Milletvekilidir ama sırtında sadece ceketle o soğukta gidip gelir meclise, çokta üşür kimseye hissettirmemeye çalışır bu Atatürk’ün kulağına gelir ödülü almadı ona kaşe bir palto hediye edelim der, alırlar Akif buna hayır diyemez ve İstanbul’a bir kış günü gelir Neyzen’i Beyoğlu’ndaki meyhanede bulur geç vakit. Neyzen’i evine götürmek için çıkarlar onun çok üşüdüğünü fark eder o paltoyu çıkarıp Neyzen’e giydirir, biraz yürürler kuytu bir yerde kağıtlara sarılmış ısınmaya çalışan kimsesiz birini görürler. Neyzen de o paltoyu gidip o garibanın üzerine örter.

     Dostlar, ülkemizde bitti zannetmeyin, bu güzel duygularla yaşayan yüz binler var o nedenle bu baca KORKMAYIN SÖNMEYECEK tütmeye devam edecektir. Son bir kişi kalana kadar, ne kadar bölünmeye, ayrıştırılmaya çalışılsakta buna kimsenin gücü yetmeyecektir, biz böyle bir milletiz, genlerimize işlemiz bu duygular.

     Son olarak İstiklal marşımızın 100. Yıl kutlamalarında Akif’i sahiplenmeye çalışanlara bakıyorum da bir şeyler uyuşmuyor, Akif’i anlamak için kibir ve gösterişe sahip olmayacaksın, kendini beğenmişlik mi asla olmayacak, saraylar, vip uçaklar, 110 adet makam aracı ile gidip gelmeler olmayacak, M. Akif’e uymaz böyle bir yaşam tarzı, uysaydı Anadolu’ya geçmez bu kadar yoksulluğu çekmez Vahdeddin’in sarayında yan gelir yatardı.

     ÖLMEYİ EMREDİYORUM

     Çanakkale deniz zaferinin 106. Yıl dönümü, kutlu olsun. Dünya böyle bir savaşa şahit olmadı, böyle bir kahramanlık destanı yazılmadı, tüm imkânsızlıklara rağmen vatanı için savaşan M. Kemal Atatürk, ve tüm askerlerimizi saygı, minnet ve dualarımızla anıyoruz. Ne kadar ayrıştırılsakta, bölmeye çalışanlar olsa da, biz farklı bir milletiz, bu böyle biline hepimiz için mesele vatansa gerisi teferruat gerçekten.

     Hangi komutan askerlerine, “Size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum” diyebilir. Bunu ancak çalışkan, cesur, kararlı ve askerleri tarafından çok sevilen M. Kemal’ler söyleyebilirdi.

     Dostlar hepinizden bir ricam var çocuklarımızı, torunlarımızı Çanakkale’yi görmemiş kim varsa, mutlaka tüm imkânlarımızı seferber edip tabi ki pandemi sonrası mutlak oraya götürüp o müthiş duyguyu yaşatmalıyız. M. Kemal’in Mehmetçik ve Anzak anaları için söylediklerini okuyup oturup ağlamalıyız, yeniden birlik ve beraberliğimiz için inanın çok önemli.

Kalın sağlıcakla…

Share
997 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • UYUMUŞ ÖYLE Mİ

    15 Eylül 2021 Yazarlar

         Dostlar; AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın partisi ile yaptığı bayramlaşma konuşmasında, uyuduğu buna rağmen konuşmaya devam ettiği, dilinin dolaştığı bu kadar zaman geçtiği halde muhalefet tarafından dile getirilmeye halen devam ediliyor. Ülkede o kadar çok gündem var ki, bunu dikkate alan bile yok. Türkiye gibi bir ülkeyi tek başına yönetmeye kalkarsan buna yetişemezsin haklı olarak yorgun düşüp uyursun, ha sağlığında bir sorun varsa bu başka bir şey ve oldukça da önemli durum, hepimizi de ilgilendirir. Günü gününe sağlığ...
  • Gaflet ve delalet uykusu

    15 Eylül 2021 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kişinin usulüne uygun doğru işler yapabilmesi için, yaşadığı çağda insanlığın ne gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu algılaması, çözümünün nasıl olabileceğini ve kendisinin ne yapması gerektiği konusunda fikir sahibi olması lazım. Söz konusu şeylerin yapılması için akıl etmek ve düşünmek icap eder. Zira, akıl etmeyen, düşünmeyen kişinin doğru şeyler yapmasının olanağı yoktur. O her zaman gaflet ve delalet içinde olur,  çağımızın şu anki aşamasında genel anlamda bütün insanlığın, özelikle kend...
  • Kestel, Kestel olalı böyle zulüm görmedi

    14 Eylül 2021 Yazarlar

         Hikaye şöyle başlıyor:      "Bayburt halkı Senfoni Orkestrası'nı dinlemek için konser salonunu doldurur. Konser sonunda, bir gazetecinin "Konseri nasıl buldunuz?" sorusuna bir seyirci, "Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi" cevabını verir."      Bende şöyle değiştireyim;      Kestel, Kestel olalı böyle zulüm görmedi.      Ana caddelerin büyütülmesi, kaldırımların genişletilmesi, sağlam parke taşlarının sökülmesi, yeniden y...
  • İşgal ve Kurtuluş

    11 Eylül 2021 Yazarlar

          Kadirşinas  Okuyucular,       Değerli Can Dostlar.        Eylül ayının ikinci haftası hepimizi ilgilendirmelidir.  Çünkü Yunan işgalinin sonlandırıldığı günleri barındırır.  İlçemiz Kestel’in 10 Eylül  de, payitaht Osmanlı’nın ilk başkenti Bursamızın 11 Eylülde kurtuluşunu yaşadığımız günlerdendir.        Birinci dünya savaşı sonrası yapılan 12 Mayıs 1919 Paris konferansı kararları ile İzmir Yuna...