logo

LİBYA TEZKERESİ VE ATATÜRK

     Libya tezkeresi meclisten geçti, hepimizin kafasında ne işimiz var Libya’da. Zaten, bir orta doğu bataklığının içine girdik, bir de Libya diye sorular oluştu. Bu sorulara Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle cevap verdi inanılır gibi değil. “Madem Libya’nın bizimle ilgisi yok, o zaman Gazi Mustafa Kemal orada ne arıyordu!!!”

    Her fırsatta Atatürk’ü ve kurduğu Cumhuriyet’e hakaretler eden, eleştiren asrın liderinin Libya konusunda referansı Atatürk oldu. Atatürk’ün 1908 ve 1911 de Libya’daki mücadelesi ile bu gün Libya’ya asker göndermek arasında ne ilişki olabilir, tabiî ki asla bir ilişki yok. Biraz tarih kitaplarını açıp okusalar, bunu çok net görecekler. Ama, mesele o değil burada Atatürk’ü kullanmak mesele, bu teskereyi Atatürk ile meşru bir hale getirecekler.

     Atatürk’ün bu iki farklı Libya mücadelesinde, Libya vatan toprağıydı bu gün öylemi ayrıca Atatürk bir Osmanlı subayıydı ve 1908 de gerici isyanı bastırmak için Libya’ya gönderildi, yani kendi gitmedi gönderildi sanırım anlaşılmıştır.

     Atatürk, hep şunları söylemiştir; “Libya’da değil balkanlarda olmalıydım, arap çöllerinde Mehmetçiği tüketmek yerine Anadolu ve civarını savunmalıydık, Halep’ten 1917 de Enver, Cemal ve Talat paşalara da gönderdiği raporda askeri siyasetimiz bir savunma siyaseti olmalı, yurt dışında bir tek Osmanlı eri kalmamalıdır” demiştir. Bu önerileri dikkate alınmayınca 7. Kolordu komutanlığından istifa etmiştir.

     Sanırım konu anlaşılmıştır.

     Libya tezkeresini Atatürk ile meşrulaştıramazsınız, sıkıştığınız zamanda Atatürk’ü kullanmanıza hiç birimiz izin vermeyeceğiz, bu böyle biline çekin ellerinizi bu büyük liderin üzerinden!!!

     Libya konusunu kapatmadan önemli bir soru var, bir çok yazar defalarca yazdı bunu mecliste soruldu yıllardır hiç bir cevap yok. Bir daha soralım, yine tık çıkmayacağını bildiğimiz halde. “2011 yılında Libya’ya bavullar içinde 300 milyon dolar gönderilmişti oradaki bazı yamyamlara elden teslim edildi bunlar. Kaddafi’yi linç eden İslamcı kesimdi, bu paralar hangi kaynaktan ödendi, ne oldu, kimlerin cebine girdi hepsi meçhul. Bu işte sorumlu olanlarda Başbakan R.T.Erdoğan, Başbakan yrd. Ali Babacan ve dönemin dış işleri bakanı Ahmet Davutoğlu’dur. Bu paralar babanızın parası değil, devletin ve milletin parası bunun hesabı verilmelidir, verilmese bir gün hesabı sorulur bu kadar ucuz değil.

     Birde son olarak, Kılıçdaroğlu, “Libya’da arabulucu olmalıyız” demişti. Reis kükredi hatırlayın, “Meşru hükümetle darbeci arasında arabuluculuk olur mu” demişti. İki gün sonra Putin geldi ve açıklama şu “Rusya ile Libya’da arabuluculuk yapılacak” dendi, kimse kusura bakmasın, böyle devlet yönetilmez dün öyle bu gün böyle…

     Dostlar kalın sağlıcakla. Çok önemli bir kanal işimiz var biraz daha pişirelim onu şu an tam kaynama aşamasında, bu arada Katarlı dostlarımız biraz daha arazi kapatsın önümüzdeki yazıda o olsun.

Share
2141 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+5 = ?