Son Dakika


Son yıllarda ülkemizde artan sıcaklıklar, kuraklık ve ihmal sonucu orman yangınları büyük bir tehdit haline geldi. Özellikle yaz aylarında Türkiye’nin birçok noktasında çıkan yangınlar sadece ağaçları değil, iç içe yaşadığımız doğayı, yaban hayatını ve hatta insan yaşamını da tehdit ediyor.
Ormanlarımız; nefes aldığımız hava, içtiğimiz su ve toprağın bereketi demektir. Onlar sadece ağaç değil; binlerce canlının yuvası, ekosistemin omurgasıdır. Bir kıvılcım, binlerce hektar ormanı yok edebilir. Bir ihmal, onlarca yılın emeğini, doğanın sabrını birkaç saat içinde silip süpürebilir.
Unutmayalım:
Cam şişe ve atıklar güneşle birleşip mercek etkisi yaparak yangın çıkarabilir.
Piknik alanlarında söndürülmeyen mangallar ve sigara izmaritleri büyük felaketlere yol açabilir.
Ormanlık alanlara izinsiz girişler, kontrolsüz ateş yakmak gibi davranışlar doğaya ihanettir.
Her birimizin sorumluluğu var. Doğayı korumak, sadece yetkililerin değil, hepimizin görevidir. Yangınlarla mücadelede geç kalınan her dakika, kaybolan bir orman, bir yaşam, bir gelecek demektir.
Yangın söndürme uçak filomuzun olmaması da büyük eksiklik.
Türk Hava kurumunun lavg edilip içinin boşaltılması da bu sorunun bir parçasıdır.
Aslında koruma bilinci bizde var traktörü ve tüm ekipmanlarıyla sahada olan köylülerimizi görünce anlıyor insan.
Unutmayalım ki, ormanlar tüm canlıların ortak barınma ve yaşamsal döngüsünü sürdürdüğü ortak alandır.
Lütfen her canlıya ve doğaya saygılı olalım.
Doğayı Korumak, Geleceği Korumaktır.
Ve kutsal bir vatandaşlık görevidir.
Üzüntüyle belirtmek isterim ki yanan orman alanları ranta kurban gitmesin. Eğer ki yanan orman alanlarında maden ruhsatı nedeniyle yandıysa veya ruhsat verilirse pes doğrusu.
Hemen fidan dikimi kampanyada yapılmalı tekrardan ormanlaştırmak gerekli.
Hiç kimse üzerine alınmasın söylentiler ve sosyal medya bu haberlerle çalkalanıyor.
“Bugün ormanına sahip çıkamayanlar, tarihinde sahip çıkamaz.
BENZER HABERLER