logo

08 Eylül 2026

MAHALLE BASKISINDAN KURTULMALIYIZ!


Mehmet Güler
mehmet@kestelyore.com

     Sevgili okurlarım; Günümüz Türkiye’sinde, çok acayip durumlarla karşılaşmak doğal olmuş. İnsanlarla, olguları  konuşmak imkansız denecek kadar zor bir konu olmuş. (Görünen köy kılavuz istemez) misalinde olduğu gibi, üzerinde hiç zorlanmadan mutabık olup anlaşacağımız  çok açık net konularda dahi anlaşamıyoruz ve her kafadan bir ses çıkıyor.

     Zira, yaşanan olaylara bakış açımız olgulara göre değil, algılara göredir.

     Olgu nedir ?

     Olgu, gerçekliğin kendisidir.

     Algı ise, gerçek olmayanı gerçekleri manipule ederek, gerçekmiş gibi toplumun beynine empoze edilmesidir. Yani, algı korkunç bir virüs gibi, insanları aklını kullanarak olaylara bilimsel bakış açısına göre bakmasını engelleyen en büyük beladır. Bu beladan kurtulmanın olmazsa olmaz biricik yolu bilimsel yöntemlerle hareket etmektir. Anlayacağınız algılardan kurtulup, olgulara göre davranmanın bilimden başka ilacı yoktur.

     Özellikle, Atatürkçü olduğunu iddia eden kişiler bu anlamda Mustafa Kemal’in “Eğer benim fikirlerimle bilim arasında bir çelişki görürseniz, siz bilimi tercih ediniz” bu çok anlamlı sözüne kayıtsız şartsız uyumaları gerekir.

     Günümüz Türkiye’sinde, insanları olgular neyse ona göre aydınlatmaya gayret edenler, halkı ezen zalimlerin suçlarını ört bas etmek için yarattığı manipilatif algılardan dolayı, halkı aydınlatma görevini yapamıyorlar. Hal böyle olunca, ülkede doğrularla yanlışlar, gerçeklerle yalanlar  yer değiştirmiş durumda.

     Yani, yalanlar gerçeklerin yerine geçmiş, Yanlışlarda doğruların yerine geçmiştir.

     Kısacası, dünyayı insanlara  kötülük yapan yalancılar yönetiyor. Bildiğiniz gibi; Kestel Yöre gazetesi, uzun yıllardır basın alanında ilçemizde kamu görevi yapıyor, bende karınca kararınca bazı konularda Kestel halkına doğru bildiklerimi sunmaya gayret ediyorum. Eğer, bir kurumda kamu için sorumluluk alınmışsa, kamu yararına hizmet verilmeli, hem gazetemizin yayın politikası gereği, hem de kendi dünya görüşüme göre yasaların ve toplumun genel kafa yapısının el verdiği oranda, elimden geldiği oranda olayları ve olguları algılara bakmaksızın  olduğu gibi yazmak için çabalıyorum.

     Bu konuda görevimi yeteri kadar yapabiliyor muyum.

     Doğrusunu söylemek gerekirse,  yapamadığımı üzülerek ifade edeyim. Bu olgu benden kaynaklanan bir şey değil.

     Sorumluk aldığım görevi tam manasıyla yapmama engel olan iki olgu var.

     Birincisi yasalar.

     İkincisi algı nedeniyle toplumda oluşan mahalle baskısı.

     Türkiye de yaşayan insanlar, top yekün başarılı olmayı arzu ediyorlarsa, yalancılara ve yanlış iş yapanlara karşı dürüstlerin ve doğru iş yapanların tarafında yer almalı. Ülkeyi yönetenlerden talebim bilimsel verilere göre, fikir yürütenlerin önündeki bütün yasal engellerin kaldırılması.

     Halkımızdan talebim, düşüncemizin doğru olup olmadığını anlayıp, dinlemeden mahalle baskısıyla bizi engellemeyin.

Share
1985 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KUL  HAKKI YİYORLAR

    10 Ekim 2026 Yazarlar

    Anayasayı geçtik, Hukuku, utanmayı geçtik, Demokratik kuralları geçtik, Demokrasiye atılan kazığı da geçtik bu kişiler birde bize dindarlık üzerinden ahlaki üstünlük taslıyorlar. Peki bu dindarlık bunlara millet iradesini çalmayın büyük bir haram, büyük bir günah olduğunu öğretememiş, Ak partili duymuyor, umursamıyor, tehditle, yargı kararı ile, valilik operasyonu ile, mahkeme operasyonu ile bir çok ilçeyi ele geçirdik, 86 milyon bizi izliyor, biz ne yapıyoruz demiyorlar. İnanç meselesi de çok sorgulanır hale geldi, inanç bu insanlara en...
  • Sabrın Ölçüsü 

    09 Ekim 2026 Yazarlar

         Değerli  Okuyucular,       Kadirşinas Dostlar.        Sabır, insanın sahip olduğu en kıymetli nimetlerden biridir. Yaratıcının bize verdiği bu nimeti yalnızca zorluklar karşısında dişimizi sıkmak için değil, hayatımızı ve ruh sağlığımızı korumak için de kullanmalıyız. Ancak zamanımızın, enerjimizin ve gücümüzün sınırlı olduğu gibi sabrımızın da bir sınırın vardır. Bu nedenle sabrı da ölçülü kullanmayı öğrenmeliyiz.       Her şeye, herkese ve...
  • Aynı tas, aynı hamam

    08 Ekim 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Bir ülke düşünün bağa, bahçeye, fidan dikmeye, bakliyat ekmeye elverişli bereketli toprağı  olsun, üç tarafında deniz olduğu için bol miktarda deniz ürünleri bulunsun, insanları çalışkan eğitimli ve becerikli olsun, bu ülkede  yaşanan kronik ekonomik ve sosyal krizlerden dolayı toplum mağdur olsun.       Türkiye de, insanların açlık ve yoksulluk sınırının üstüne çıkması için ne olması gerekiyor. Yani, neyimiz noksan anlamış değilim.     &nb...
  • HAYKIRIŞ

    02 Ekim 2026 Yazarlar

    Her gün yapılan üst üste zamlar…. Hayatı her geçen gün daha yaşanmaz yapıyor.. Emekli polis memurunun geçinemiyorum diyerek, eylem esnasında kafasına sıkarak intihar etmesi… Bu olay, başka bir ülkede olsa, yer yerinden oynar basının gündeminden düşmezdi. Bizde ise, ufak puntolarla, görünmeyecek şekilde yer aldı. O kadar yozlaştı ki her şey… Ne insanlık kaldı, Ne ar, ne namus.. Birileri katrilyonları bir gecede götürürken, birileri çocuğumun beslenmesine ne koyacağım diye düşünüyor. AKP’li olana her şey hak. Olmaya...