logo

14 Eylül 2020

ÖZLEDİKLERİMİZ ARADIKLARIMIZ


Mustafa Ülker
musstafaulker@kestelyore.com

       Değerli Okuyucular,

       Kadirşinas Dostlar;

       İklimsel değişiklik, bozduğumuz doğal tabiat dengesi, çevre kirliliğine sebeb olan tüketim azgınlığı, endüstriyel emisyon gazları artışı, ozon tabakasındaki yırtılma vs, vs. Doğal yaşam dengemiz insanoğlu eliyle bozuluyor. Değişiyor, dönüştürülüyor.  

      Aslında fen bilgisi olarak bize öğretilen şeylerden biri de maddenin sakınımı kanunu idi.  Yani  “ Madde yoktan var edilemediği gibi, vardan yok edilemez. Sadece birinden ötekine dönüşebilir”   Yani Dünyamız üzerinde bulunan her şey çeşitli sebeplerle değişiyor dönüşüyor. Ancak yok olmuyor, azalmıyor.

       En basit haliyle mesela taş ocaklarından aldığımız  kum, çakıl, taş, mıcır, vesaire. Kullanılan yere göre seramik, çimento, beton, asfalt, dolgu gibi değişik isimlerle adlandırılarak çeşitli şekillere dönüştürülerek kullanılıyor. Mesela kutuplarda ki buzullar, dağlardaki karlar tabiat döngüsü içinde dönüşerek denizleri gölleri oluşturuyor. Sulama olarak tükettiğimizde sebze ve meyvaların özünü oluşturuyor.  Temizlik ve içme suyu olarak hayatımızı ikame ediyor.

       Orman emtiası da mesela evlerimize mobilya, inşaat malzemesi, kompozit ürünler, ısınma amaçlı odun vs olarak giriyor. Dönüşüme uğruyor.

        Araçlarınıza doldurduğunuz fosil yakıt olarak benzin veya dizel türü sıvı yakıtta Egsoz gazı olarak Karbon monoksit, Azot ve Kükürt bileşenlerine dönüşerek ısı ile birlikte kısmen havamızı kirleterek dönüşüyor. Koruyucu Ozon tabakasına zarar veriyor.

       Bunları  yazma ihtiyacı duydum   Tabiatı Ve doğal dengeyi tahrip ediyor, çevremizi bozuyoruz. Beni etkileyen Dudaklı köyü değirmen Boğazı bölgesindeki bir iki Taş ocağı görüntüsü oldu.

Tabii ki ihtiyaç olan yerlerde bu ocaklar açılacak, malzeme ve ham madde kullanılacaktır. Fakat kullanılan ocaklar işi bitince rehabilite edilerek bitkisel toprakla kapatılmalı, iyileştirilmeli doğal çevresi ile bütünleştirilerek, ağaçlandırılmalıdır.

       Orman yeşil dokusu ve temiz havasıyla aranır, özlenir.  Bütün tahribatımıza rağmen yine öyle sanırım. Çünkü insana huzur veren rahatlatan bir ortam olarak sizi karşılıyor.

        Birde üstüne tuz biber olarak, geçen günlerde  Dudaklı ve Narlıdere köylerimizde yaşanan sel baskınları oldu. Tarım arazileri çamur ve sular altında kaldı ,ekili ürünler ve meyveler zarar gördü. Bölge halkı üreticiler mağdur oldu.

        Ayrıca hatırlarım, çocukluğumda bölgemizi, ilçemizi çilek ve şeftali kokularıyla , doğal su kaynaklarıyla herkes bilir ve tanırdı. Bu bölgeye has özellik zamanla kaybedildi. Suyumuzun kalitesi ve bolluğu malum, Su markalarımız dünyada tanınır oldu. Tekstil sektörü Boyahane ağırlıklı kısmı bölgemizde konumlanmış, yeraltı suyumuzu hoyratça kullanmaktadır.  Toprağımızın nem oranının azalmasına sebeb olmuştur.

        Derelerimiz kurumuş, kaynaklarımız kaybolmuştur. Karapınar dediğimiz kaynak suyu küçük bir dere olarak Kestel’in içinden akar, İçinde balık bulunurdu. Eskiler bilirler. Köy kahvesinin galvanizli kovaları veya tahta kasalarında Fruko veya Karlıdağ marka gazozlar bu küçük dere içinde soğutulurdu.  O küçük derenin suyu ile köy kahvesinin alt tarafındaki

( bugün yıkılarak yok edilmiş olan tescilli yapı )

    Değirmen çalıştırılırdı. Köylünün un ihtiyacı bu Değirmenden sağlanır, burada çözüm üretilirdi.

       Topraktan, Tarımdan, Hayvancılıktan, Doğadan zenginleşme adına uzaklaşan toplum artık , keyif için, temiz hava için, huzur bulmak rahatlamak için, geriye dönmeye çalışıyor. Tatile çıkıyor. Pikniğe gidiyor.  Terk etiği, geride bıraktığı güzelliği, temizliği, berraklığı, yalınlığı arıyor bulamıyor.

       Ne olur, Siz siz olun, ETRAFINIZI, ÇEVRENİZİ, HAVANIZI, DOĞAL HAYATI, TABİATI kirletmeyin pisletmeyin bozmayın bozdurmayın. Çöpünüzü atmayın, bırakmayın. Örnek olun. Yapanlara tepkinizi gösterin, eleştirin, protesto edin.

        Gününüz keyifli bereketli olsun.

        Sağlıcakla kalın, Mutlu olun.

Share
692 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • YOK MU BU SESİ DUYACAK BİR BABAYİĞİT?

    13 Ağustos 2026 Yazarlar

         Bu ses neden duyulmuyor..?      Bu ilçede, Bir oda başkanı çıkıp, “Yaptığım görevden utanıyorum” diye isyan edebiliyor.      Çiftçinin sesinin duyulmadığını, artan maliyetler altında ezildiğini haykırıyor.      Aslında, “Yaptığım görevden utanıyorum” derken, ülkeyi yönetenlerin utanmaz olduğunu vurguluyor.      Ülkenin hiçbir kurumunda liyakat kalmamış, TÜBİTAK’ın başına, hayvanat bahçesi müdürünü atadıklarından bitmişti bu iş a...
  • Milletvekillerinin çabasını takdir ediyorum

    13 Ağustos 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Adı ne olursa olsun, asıl amacı 40 yıldan fazla süredir devlet ile PKK arasında süren silahlı çatışmaya  son noktayı koyma yasası mecliste 467 millet vekilinin oyuyla kabul edildi.      Yani bu 12 maddelik çerçeve yasanın Türkiye’nin başka her hangi bir sorununu çözmeyle alakası olan bir yasa değil. PKK’nın feshini ve dolayısıyla uzun senelerdir devletin PKK ile  savaşını sonlandırmayı hedefliyor.      Ne yalan söyleyeyim, ben son yıllarda kendi...
  • Türkiye Yeni Bir siyasi  Dönemin Eşiğinde

    03 Ağustos 2026 Yazarlar

         Yeni değişim derken; sn. Özgür Özel'in yeni partisi Türk siyasi tarihinde benzeri olmayan bir örnekle,  siyasi tarihinde yerini ana muhalefet partisi olarak aldı.      Türk siyaseti zaman zaman köklü kırılmalara sahne olmuştur.      Bugün de siyaset kulislerinde en çok tartışılan başlıklardan biri, Özgür Özel'in öncülüğünde şekillendiği öne sürülen yeni siyasi hareketin nasıl bir etki oluşturabileceğidir.  Henüz yolun başında olmasına rağmen, bu oluşumun siyasete ...
  • ÖNCE KAFA YAPISI DEĞİŞMELİ..!

    02 Ağustos 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım;     Bizim köylü, Dursun amcanın benim yaşıtım Keko isminde bir  oğlu  vardı. Keko, bir gün evden kaçmış, yaklaşık bir ay sonra Keko’nun annesi evlerinin güney tarafındaki yoldan takım elbiseli bir gencin geldiğini görüyor, tanıyamadığı için kocasına dönüp “Dursun  ağa, şu yamaçtan gelen delikanlı kimdir acaba” diye soruyor. Dursun amca o tarafa bakıyor ve gelenin, oğlu Keko olduğunu anlıyor karısına dönüp şöyle bir cevap veriyor “Şahhanım o gelen bizim sıpamız fakat s...