Son Dakika


ŞAHİN “Üyenin sözünün değerli olduğu bir parti kültürü yaratacağız”
Bursa da 1126 personel, 439 araç görev başında
Eğitim İş Bursa Şubesi “Eğitimde şiddete boyun eğmeyeceğiz”
TKP: Halk TV’ye atanan kayyum iç ve dış politikada süren çaresizliğin son göstergesi, kontrolü kaybettiler
Bursa Büyükşehir Belediyesinden kış öncesi alt yapı mesaisi
Derelerde kapsamlı temizlik çalışması

Bir Ramazan ayına daha sağlıklı ve sıhhatli bir şekilde kavuştuk.
Allah, oruç tutanların sevaplarını kabul etsin, tutmayanlara da tutanların sevaplarından nail eylesin diyerek, Ramazan ayının hoşgörü, barış, kardeşlik, paylaşım ve sevgi ayı olduğunu unutmayalım.
Bu mübarek ayda, manevi duygular doruk noktaya çıkmakta, dayanışma, paylaşma, kardeşlik ve sevgi bağları kuvvetlenerek, birlik ve beraberliğimiz daha da güçlenmektedir.
Veya;
Genel olarak da, devletin zirvesinden veya siyasetçilerimizden, “Rahmet, bereket ve mağfiret vesilesi olan Ramazan Ayı’nı huzur ortamı içerisinde geçirmenin ve kardeşlik, dostluk, yardımlaşma hislerinin zirveye ulaştığı bir şuura erişmenin sevincini yaşıyoruz. Bu günleri fırsat bilerek; aramızdaki sevgi, hürmet, hoşgörü ve merhamet hislerini daha da güçlendirelim, kimsesizlere, yetimlere, öksüzlere elimizi uzatalım, toplumun mağdur kesimlerini oluşturan kardeşlerimizin sevinçli bir bayram geçirmesi için elimizden gelen gayreti sarf edelim.” Gibi mesajlar verilir.
İşe, bu yönüyle baktığımız zaman ne güzel ifadeler, ne güzel terimler kullanılıyor.
Peki, işin gerçek yüzü öyle mi..?
Geçtiğimiz hafta içerisinde duyduğum ve üzüldüğüm bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ramazan ayına girmeden önce, özellikle gıda üzerine iş yapan esnaflarımız hazırlıklarını yapar, imsakiyelerini bastırır, oruç tutanları ağırlamak için iftar da işyerlerini açık tutmaya çalışırlar.
Bu şekil esnaflarımızdan birisi, üzerinden Atatürk’ün dua ettiği bir imsakiye bastırır ve
Atatürk ile ne alıp veremedikleri belli olmayan bazı siyasilerden tepki görür.
Tepki ise, “Sen bu ilçede sayılı esnaflardansın, sana böyle bir imsakiye bastırmak yakışıyor mu?” ya da “Bastıracak başka imsakiye bulamadın mı?” türünden olur.
Bastırılan bir imsakiyeye dahi tahammülü olmayan, bu siyasetçilerimizden bizler Hoşgörüyü nasıl bekleyebiliriz..?
Aslında sözü fazla uzatmaya gerek yok.
Yıllar önce, Neyzen Tevfik, sanki bugünleri görür gibi kaleme aldığı “BE HEY DÜRZÜ” şiiri galiba en güzel cevap olacaktır.
BE HEY DÜRZÜ
Ne ararsın TANRI ile aramda.
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda..
Başı açığa niye türban sorarsın?
Rakı Şarap içiyorsam sana ne?
Yoksa kimseye zararım içerim..
İkimiz de gelsek kıldan köprüye..
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim..
Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden.
Dininden de soğuyacak bu millet..
İşgaldeki hali sakın unutma!
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan gene çıkardın amma..
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz
Neyzen Tevfik
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
10 Ekim 2026 Yazarlar
09 Ekim 2026 Yazarlar
08 Ekim 2026 Yazarlar
02 Ekim 2026 Yazarlar