logo

Sorarsanız, bu istikrar içindir

rmzn
Halkımız 2015 seçimlerinde bir kez daha aldatılmıştır. Değişim vaatleriyle seçimlere sürülen Türkiye, şimdi “çözüm ve istikrar için uykuna devam et” çağrılarının muhatabıdır. Geride bıraktığımız iki haftanın özeti, ortaya çıkardığı sonuç budur.
Medyanın, büyük sermayenin ve arabulucuların katılımıyla gerçekleştirilen koalisyon görüşme ve tartışmaları bir saçmalıklar serisinden ibarettir. Herkesin dilindeki “Türkiye’yi çözümsüz bırakmamak” hedefi başlı başına bir acayipliktir.
Çözümsüz bırakılmayacak olan Türkiye hangisidir? İstikrar denilen şey nedir? Yarın işini kaybetmek ya da ödeyemediği kredi taksidi yüzünden kapısına haciz dikilmesi tehlikesi gibi türlü belirsizliği yaşayan halk için istikrar zaten bir yalandır. Koalisyon planlarının bahanesi olan istikrar kimin istikrarıdır?
Devreye girenin sermaye örgütleri, uluslararası güçler olduğu düşünülürse ve bunların da dilinden düşmeyen şeyin istikrar olduğuna dikkat edilirse, istikrar belli ki halk için değil kendileri içindir.
İstikrar denilen belli ki, bölgesel savaşları, kışkırtılmış iç çatışmaları, yobazlığı, ortaçağ karanlığını ve bunlar yoluyla sürdürülen sömürüyü bir düzen haline getirmiş olan çürümüş sistemin devamlılığıdır.
Seçim döneminde seçmen tercihleri yönlendirilmiş, büyük medya ve liberal aydın sosyetesi, başka türlü boyun eğdirilemeyen halkı bu yönlendirmelerle teslim almıştır. Amacın ne olduğu ise şimdi herkesçe anlaşılmıştır: Amaç düzenin devamı ve istikrar adı altında sermaye diktatörlüğünün ömrünü uzatmaktır.
Şimdi daha açık bir biçimde ortaya çıkmıştır: “Memurun ve Orospunun bahşişini erkenden vereceksiniz” diyenin plaket ile ödüllendirilmesi gibi…
Seçimler öncesinde yüzünü düzen dışına çevirmiş olan yığınlar için “yeter ki AKP gitsin” kestirmeciliğinin bir tuzak olduğunu, bunun yetmeyeceğini anlatmıştık. Şimdi milyonları “AKP’yi geriletmek için”, “hırsızları yargılamak için” kendisine oy vermeye çağıranlar “çözüme taş koymamak, istikrarı sağlamak” sloganlarıyla hareket ediyor. Yakışır.
Kapalı kapılar ardında yapılan görüşmeler ise utanç vericidir. Sansasyon peşinde değiliz, siyasetimizi aldığımız “havadislerle” belirlemiyoruz. Duyduklarımızı anlatacak, kamuoyunu bunlarla etkilemeye çalışacak değiliz ama birbirleri hakkında en ağır hakaret ifadelerini kullananlar arasında yılışık, ilkesiz ve utanç verici bir ilişki ağı vardır.
Sorarsanız, bu istikrar içindir.
Oysa istikrar bu ülkede bir yalandır.
Ülkemiz emekçileri borçlandırılmıştır.
Yoksulluk sadece emekçiler için yaşadıkları hayatı zorlaştıran bir yokluktan ibaret değildir. Yoksulluk zorlu bir yaşam mücadelesi veren emekçiler için hayatlarını birden altüst edecek gelişmelerin yarattığı tehdittir. Yoksulluk icraya verilmektir, yoksulluk işten çıkarılmaktır, yoksulluk evinden atılmaktır. Ülkemiz, vahşet ve barbarlığın kapısında durmaktadır. Din ve mezhep çatışmaları ile bir yangın yerine çevrilmesi an meselesidir. Dinsel zorbalıkla yaratılan baskı ortamında böyle bir “büyük” çatışmayı beklemeye de gerek yoktur. Çatışma bireysel ölçekte köşe başında karşınıza çıkabilecek bir olasılıktır. Çatışma boğazlanan insanlardır, kadın cinayetleridir, utangaç adımlarla gelen ramazan terörüdür.
İstikrar kelimesini ağzından düşürmeyenler arasında ülkeleri parçalayan, savaşlar çıkartan emperyalist odaklar da vardır. Düzen partileri bu uluslararası kan dökücülerin de isteklerini karşılamak için çalışmaktadır.
Türkiye’nin doğrudan doğruya parçası olduğu bölgesel sorunlara bakınız. Karadeniz’in öbür yakasında, Ukrayna’da istikrar mı var? Suriye’nin gömüldüğü karanlık macera her an bizi de içine çekmiyor mu?
Bu tablo içinde “Türkiye’yi çözümsüz bırakmama” edebiyatı, sermaye düzenini başsız bırakmama isteğinden ibarettir.
Kalın Sağlıcakla…

Share
152 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+3 = ?