logo

30 Mayıs 2021

ÜÇE ÜÇ VE BİTMEYEN DENİZ


Osman Fahri Ünal
osmanfahri@kestelyore.com

     6 Mayıs 1972 tarihi, Deniz-Yusuf-Hüseyin’in idam sehpasında hayatlarını kaybettiği gün olarak tarihe geçmiştir. Ne yapmışlardır, suçları neydi, gerçekten idam edilmeyi hak etmişler midir şöyle bir bakalım.

     Öncelikle neyin savaşını verdiler ne için ölüme gittiler, M. Kemal Atatürk, hayranıydılar onun Emperyalizme karşı verdiği savaşın, mücadelenin sonuna kadar arkasındaydılar. Yani tam bağımsızlık mücadelesi tek hedefleriydi. Osmanlı’nın son zamanlarını hatırlayın ülkeyi İngiliz’le Yunanlılara mı teslim edelim, Fransa’ya mı veya Amerikalılara mı bu kadar acınacak hale düşmüştük. Neyse ki, bir deha çıktı o zor şartlara rağmen bu süper güçleri def etmesini bildi ve tam bağımsız bir Türkiye yarattı. Peki, sonra bu anlayış iktidarı kaybedince başa gelen Demokrat parti iktidarı ve Menderes’te yine Amerika’ya ve onun çıkarlarına karşı ayni Osmanlıdaki gibi bir sadakat ve teslimiyet başladı. Denizler buna karşıydı.

     Amerika, bu çıkar ve sömürü düzenini sürdürmek için her türlü tedbire başvurabilen bir ülke, o anki iktidar bu sömürüye izin vermiyorsa ekonomik, politik, krizler çıkarıp onu düşürür, kendine yakın yeni bir partiyi o ülkede iktidar yapabilirdi. Böyle bir güce ve istihbarata sahipti. Amerika, ülkemizde var oldukça toplum kalkınamaz, büyük zenginler, komisyoncular artar, açlık ve sefalet kol gezer, bu günde bunu yaşamıyor muyuz. O nedenle, Amerikan Emperyalizmi yurdumuzdan atılmalıdır mesele budur, bunlar bu gün çok iyi anlaşıldı ama ne yazık ki bu üç fidanı kaybettik, o nedenle bu ülke insanının Deniz’lere bir özür borcu var.  

     Deniz’ler, Sosyalist düşünceye sahipti, İşçinin, köylünün yani emekçilerin ülke yönetiminde öğrencilerin’de üniversite yönetiminde görev almasını istiyorlardı. Böyle bir düşünceye, dünya görüşüne sahip oldukları için insan asılır mı dostlar. 68 kuşağının başka ülkelerde de liderleri vardı. Denizler gibi, onlarda hapis yattı ama daha sonraki yıllarda çıktılar  partiler kurup, ülkelerine bakan seviyesinde hizmet edenler oldu doğrusu’da buydu.

     Deniz ve arkadaşlarının yargılanması hukuksal değil siyasiydi, bir anlamda Menderes, Zorlu, Polatkan’ın asılmalarının rövanşı, intikamı gibiydi, mecliste AP milletvekillerinin üçe üç diye bağırmaları bunun habercisiydi. O olaylarla bu yargılamanın ne alakası vardı, bu çocuklar o zaman öğrenciydiler ve gerçekten çocuktular, bu bir yargılama değil infazdı.

      Anayasal düzeni ortadan kaldırmakla suçlandılar, tam tersi onlar 61 Anayasasını sonuna kadar savundular. Samsun’dan Ankara’ya başlattıkları M. Kemal yürüyüşlerinde göz altına alındıklarında Deniz şunları söylemiştir.

     “Biz tam bağımsız Türkiye ve M. Kemal’in en çok önem verdiği değer için yürüyoruz, siz burada bizi değil M. Kemal’i ve onun ilkelerini yargılıyorsunuz” dediğinde hakim bu ülkede M. Kemal’i ve onun ilkelerini kimse yargılayamaz diyerek hepsini serbest bırakıyor.

     Deniz’ler 12 Mart askeri cuntasının mahkemelere verdiği emir ve talimatlar doğrultusunda yargılandılar, idam kararını veren sıkıyönetim mahkemesi bağımsız bir mahkeme değildi bir kuruldu. 68 kuşağı kurtuluş savaşı ile kazanılmış tam bağımsızlığın ortadan kaldırılmasına karşı mücadele etti ve bu uğurda genç yaşta hayatlarından oldular, yazık oldu. CHP bu infazların durdurulması için Anayasa mahkemesine itiraz etti ama sonuç değişmeyecekti.

     Onların mücadelesi bir onur mücadelesiydi ve onlar bu günde bu mücadeleyle Türkiye halkının gönlünde taht kurdular, bu günleri aydınlatmaya da devam ediyorlar.

     Onlarla ilgili bir çok kitap okudum ,içimi en acıtan olayda asılmadan önce elleri arkadan kelepçeli ayaklarında zincirli pranga vardı son sigarası samsun du filtreli sigaraydı birinciden sonra ilk kez uçlu dedikleri sigara içmişti, elleri bağlı olduğu için gardiyanın yardımıyla, sehpaya çıkmadan infaz savcısı Deniz’e kendini nasıl hissediyorsun diye sorduğunda “çok mutluyum ve rahatım” dedi. Avukatı Halit Çelenk’in orada olmasını istemişti ona “ölüme nasıl gittiğimizi gözlerinizle görün, yarınki kuşaklara doğru anlatırsınız ve beni Cebeci mezarlığında Taylan’ın yanına gömün” dedi bu isteği yerine getirilmedi, son arzuları bir birlerine sarılmaktı zor izin verdiler. Gardiyan yardımıyla masaya çıktı elleri bağlı olduğu için ilmiği de boğazına kendi geçirmek istedi iki katlı ve dar olduğu için beceremedi son sözleri’de “Yaşasın tam bağımsız Türkiye, yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsız mücadelesi, kahrolsun Emperyalizm, yaşasın işçiler köylüler” oldu. Deniz tabureyi kendi tekmeledi boyu uzun olduğu için ayakları masaya değmişti masayı çektiler, on dakika asılı kaldıktan sonra doktorlar nabzını yokladılar hala nabzının attığını söylediler, hala ölmemişti avukatları ilmiğin teke indirilmesini söylediler bu gerçekten bir işkenceydi, on beş dakika sonra bile nabzı hala atıyordu, doktorlar boynu kırıldığı için acı hissetmez diye avukatlarını yatıştırmaya çalışıyordu.      

     Dostlar, daha fazla yazamayacağım buna yüreğim dayanmıyor bu bilgilere Avukatı H. Çelenk in anılarından veya  “Gülünün solduğu akşam, darağacında üç fidan” kitaplarından ulaşabilirsiniz, yıllar önce onlara çok sıcak bakmayan bu gün ise övgü ile söz eden dostlara şunları söylemiştim. Önümüzdeki yıllarda göreceksiniz ülkenin birçok köşesinde, bu üç fidan için anıtlar dikilecek birçok yerde isimleri ile yaşayacaklar onları asanların isimleri dahi bilinmeyecek bilinenlerde lanetle anılacak.   

     HAKİMİYET  KAYITSIZ  ŞARTSIZ  MİLLETİNDİR

     Dış işleri bakanı Mevlut Çavuşoğlu, İslam işbirliği teşkilatı toplantısında Filistin’de yaşananlarla ilgili, ümmet bizden liderlik bekliyor gibi bir laf etti. Ümmet kim sn. Çavuşoğlu, siz kafanızdan hala padişah Halife ve saltanatı çıkaramamışsınız anlaşılan, ama haklısın İslam birliği kuracağız diye yola çıktınızda şu an için bize liderlik etsin diyebilecek kaç tane İslam ülkesi bulabilirsiniz, üç tane bile sayamazsınız. Hristiyanları geçelim de dünyada bizi seven bir tane bile İslam ülkesi bırakmadınız.

     1923 de o yüce meclisin duvarına bir yazı yazıldı, “HAKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR” bunu oradan indirmeye hiç birinizin gücü yetmez, bunu bilseniz çok iyi olur artık.

     ESNAFA DESTEK Mİ?

     14 Ay sonra Esnafa destek olmaya karar vermişler, biraz erken olmadı mı daha önce kredi ertelemeleri oldu bu ertelenen sürede bile faiz işlemeye devam ediyor, böyle destek olur mu.  Bu son açıklanan ise bir defaya mahsus hibe olarak verilecek üç-beş  bin tl. civarında, bu para ölüm döşeğinde mevta olmayı bekleyen hastaya iyileşeceksin her şey çok güzel olacak demek gibi bir şey,2020 de 100 bin son dört ayda ise 29 bin esnaf kepenk kapattı verecekleri hibenin toplamı sarayın bir yıllık giderinden daha az birde akaryakıta yapılan bu korkunç zam ile esnafa hibe olarak verilecek destek iki ayda çıkıyor bu kadar para kimin derdine deva olur tavuk yemler gibi birde köprü, otoyol, havalimanı ve tüp geçit müteahhitlerine verdikleri geçiş garantileri nedeniyle ödediklerinize bakınca insanın aklı yerinden çıkıyor.

ACI GERÇEK

Yıllardır bitmek bilmeyen İsrail-Filistin savaşının başlangıcında bir Filistinli liderin Nazilerle pazarlık ettiğini kaç kişi biliyor. Adı Emin el-Hüseyin bu kişi Filistin kurtuluş hareketinin kurucusu Kudüs müftüsü ve Osmanlı askeri ayni zamanda Yaser Arafat ın akrabası, Çanakkale de bile savaşmış birisi .

Bu kişi ismi Nazi kasabı olarak anılan Otto Eich-mann ile defalarca görüşmüş Yahudi kamplarını gezmiş Hitler tarafından kabul edilmiş Nazilerin toplantılarına katılıp konuşmalar yapmış bir Filistinlidir. Bu pazarlıklar sırasında ne kadar para alıp almadığı konusunda bir bilgi yok ama Filistin de para almadığına kimse inanmıyor, Filistin topraklarını Yahudilere sattığı için lanetli adam olarak anılıyor.

Buradan şu çıkıyor Yahudiler bu bölgeyi silah zoruyla işgal etmedi resmen pazarlıkla satın aldılar, ne olursa olsun yıllardır yaptıkları saldırılarda çocuk ve kadınlar, siviller ölüyor bütün dünya bu vahşeti yıllardır seyrediyor çünkü güç onlarda biz bile kınama dışında hiçbir şey yapamıyoruz ciddide bir ihracatımız var İsrail e hatta C.Bşk.nı R.T. Erdoğan a verdikleri bir Yahudi cesaret ödülleri bile var. 

Kalın sağlıcakla

Share
552 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KARAVAN TATİLİ

    30 Haziran 2026 Yazarlar

         Sevgili dostlar, pandemi ile birlikte Ülkemizde bir karavan furyası başladı, Üretimini profesyonel olarak yapanları bu işin dışında tutuyorum, onların doğru bir üretim yaptıklarına şüphe yok, ama bireysel olarak yapanlar olduğu gibi soğuk demircisinden mobilya üreticisine kadar birçok sektör karavan üretimine girdi bu araçlar kara yollarında trafiğe çıkıyor tehlike o kadar büyük ki, insan olarak şuna aklım ermiyor benim mesleğim torna, tesfiye işyeri açabilmem için ustalık belgesi, çırak çalıştırabilmek için eğitici us...
  • ANLADINIZ…

    29 Haziran 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Gerçekten çok acayip bir dönem içerisindeyiz ayakta durmaya çalışıyoruz. Umutlarımızı diri tutmak için çırpınıyoruz. Sadece kendi yaşam geçmişinizi şöyle bir düşünürseniz şaşkınlığınız artacaktır.       Biliyorsunuz ben yazılarımı hep yerel konular ile ilgili yazıyordum. Ancak ülkemizde yaşananlar artık insanlarımızı çok yoruyor.      Hangi konuyu ele alsak, işlesek acaba diye düşünüyorum.   ...
  • Bilimin Aydınlık Yolunda Yürümeliyiz

    28 Haziran 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım;      Ben her zaman söylüyorum, yaşadığımız maddi ve manevi sorunları ancak bilimsel yollarla çözebiliriz. Zira, insanlık tarihinden edindiğimiz tecrübelerden hareketle bilimsel yöntemler değil de, bilim dışı yöntemlerle ekonomik ve sosyal sorunları çözmeye yeltenen halkların akıbeti faciayla neticelenmiştir. Yani, tarihsel geleneklerimizle ve statikolarımızla, bilimsellik arasında bir zıtlık ortaya çıkması halinde, sorunlarımızı çözüp selamete çıkmak için bilimi tercih etmek zo...
  • Babam Küçük Ağa

    28 Haziran 2026 Yazarlar

         Memleket insanın yuvası mahallesi evi gibidir, her köşesinde yaşayan insanları insanın ailesinden biri gibidir. Derdi de, sevinci de ortaktır, derdi babam ve bizleri bu insanı felsefeyle yetiştirdi .      Erzurum'un Olur ilçesine bağlı(galo) Yeşilbağlar Mahallesi'nde, namı diyar "Küçük Ağa" denildiğinde herkesin yüzünde bir tebessüm belirir. Çünkü o isim, sadece bir insanı değil; merhameti, yardımseverliği ve insan sevgisini anlatır.      Küçük Ağa Ahmet Bulut... &...