logo

12 Ekim 2019

Yeryüzü ve Deprem


Mustafa Ülker
musstafaulker@kestelyore.com

       Değerli okuyucular,

       Kadirşinas Dostlar;

       Tabii olarak bu yazımızın konu başlığını seçerken, ilçemizin durumunu ve geleceğini düşündüm. İlçemiz için Neden ve Niçin sorularını sorguladım. Milletimizin çaresizliği veya bir başka şekliyle aymazlığı beni ürkütüyor. 

      Her birimiz deprem meselesinin ne kadar önemli ve korkutucu olduğunu kabul ediyoruz, biliyoruz. O halde başta sorumlu olan yöneticilerimiz, karar verici siyasetçilerimiz, konunun uzmanları olan bilim insanlarımız, Üniversitelerimiz niçin gereğini yapmazlar, yapamazlar.   Neden? neden ? neden?…. 

       Çünkü; milletimiz aymaz, gereğini bilmez. Bilse de umursamaz. Tam bir tevekkülle kadere bağlayarak yaşamaya devam eder. 

       Öğrendiğimiz ilkokul bilgileri bile bize, yeryüzünün bir Ateş topu olduğunu izah etmişti. Yeryüzünün merkezinin hala soğumakta olan mağma olduğunu hepimiz biliyoruz. 

         Burada kaynayan bir kazan var. Kaynayan kazan misali çıkan buhar nitelikli gazlar genleştikçe basınç üretiyorlar. Yüzeye yansıyan basınç zayıf bulduğu noktalardan fışkırıyor. Yanardağ harekete geçti diyoruz. Kazanın kapağı yüzey sertliğinden fışkıramıyorsa, onu oynatıyor, sağa sola kıpırdatıyor. Tıpkı yeryüzünü zayıf bulduğu yöne doğru oynatması gibi fay kırıklarını ve deprem oluşumunu tetikliyor. Bunun sonucu da Yerküre, oluşan bu gücü absorbe edinceye kadar etkili oluyor. Etki alanında ne varsa şiddeti nispetinde yıkıyor, tahrip ediyor. 

      Bu yıkıcı tesiri azaltmak için çok şeyler yapılabilir. En başta depremi, oluşumunu, özeliğini öğrenmek gerekiyor. Depremi öğrenirsek, korunmak için gereğini yaparsak, uygun lokasyon ve pozisyon alırsak riskini azaltabiliriz. 

       Ülke olarak, tıpkı Japonya, Endonezya, Kaliforniya gibi Yerkürenin kırılabildiği zayıf noktalardan bir yerde bulunuyoruz. Belki de, en zayıf olanındayız. Ancak, Japonya’daki veya Kaliforniya’daki 7,5 şiddetinde Depremde üç beş bina yıkılırken. On onbeş insan ölürken, Bizde 99 Depreminde (Allah bir daha yaşatmasın) olduğu gibi, vakıa tahribat korkunç oluyor. Şehirler yok oluyor, insanlar (yaklaşık yirmi bin) ölüyor. Neden? neden? neden ?

     Çünkü biz, şehir planı yapamıyoruz. Binalarımızı dayanıklı uygun yapmıyoruz.  Kontrol mekanizmamızı çalıştırmıyoruz. Bilim insanlarımızın önerilerini dinlemiyoruz. Korunma metodlarını öğrenmiyoruz. Çok katlı binalaşmadaki rantı kazanç sayıyoruz. Vesair, vesair, vesair. 

     Şimdi soruyorum size. İlçemizde kaç deprem toplanma alanı vardır? Neresidir? Bilen var mı?

      99 depremi sonrasında iki kat olan bina yükseklikleri hangi kiriterlere göre 5 kata yükseltilmiştir. 

       Farkında olmadan toplanan deprem vergilerinden ilçemizin payına düşen nedir? Neler yapılmıştır? Nerelere harcanmıştır?

       Kestel de Depremsel farkındalık, kamusal bilinçlenme faaliyetleri olarak neler yapılmıştır?

       Gelecekte – Allah korusun – bir Deprem olursa neler yapılacak, nasıl davranılacak bilen var mı?

        Kurtarma, Afet yardımı nasıl olacaktır? Çocuklarımızın Eğitimi için neler yapılmıştır… Vs vs vs

        Hasılı özel olarak dikkatlerinizi bu konuda odaklamaya çalıştım. Çok yüzeysel olan bilgilerimizi derinleştirmek ve gereğini yapmak lazım diye düşünüyorum. 

       Gününüz keyifli bereketli olsun. Sağlıcakla kalın. 

Share
589 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • AŞISIZLARA GETİRİLEN KISTLAMALAR HUKUKA UYGUN MU?

    21 Eylül 2021 Yazarlar

                Aşı olmayanlara getirilen yasaklar sadece Türkiye’de değil, dünyada da tartışma konusu. Şehirlerarası yolculuklarda, okullarda, işyerlerinde ya aşı ya da PCR testi zorunluluğu insanları hem aşıya zorlamak için, hem de toplum sağlığını korumak adına yapılan bir uygulama.             Son dönemde yoğun bakım istatistiklerinden de açıkça anlaşıldığı üzere Covid-19 nedeniyle yoğun bakımda yatan hastaların çok büyük bir kısmı...
  • UYUMUŞ ÖYLE Mİ

    15 Eylül 2021 Yazarlar

         Dostlar; AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın partisi ile yaptığı bayramlaşma konuşmasında, uyuduğu buna rağmen konuşmaya devam ettiği, dilinin dolaştığı bu kadar zaman geçtiği halde muhalefet tarafından dile getirilmeye halen devam ediliyor. Ülkede o kadar çok gündem var ki, bunu dikkate alan bile yok. Türkiye gibi bir ülkeyi tek başına yönetmeye kalkarsan buna yetişemezsin haklı olarak yorgun düşüp uyursun, ha sağlığında bir sorun varsa bu başka bir şey ve oldukça da önemli durum, hepimizi de ilgilendirir. Günü gününe sağlığ...
  • Gaflet ve delalet uykusu

    15 Eylül 2021 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kişinin usulüne uygun doğru işler yapabilmesi için, yaşadığı çağda insanlığın ne gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu algılaması, çözümünün nasıl olabileceğini ve kendisinin ne yapması gerektiği konusunda fikir sahibi olması lazım. Söz konusu şeylerin yapılması için akıl etmek ve düşünmek icap eder. Zira, akıl etmeyen, düşünmeyen kişinin doğru şeyler yapmasının olanağı yoktur. O her zaman gaflet ve delalet içinde olur,  çağımızın şu anki aşamasında genel anlamda bütün insanlığın, özelikle kend...
  • Kestel, Kestel olalı böyle zulüm görmedi

    14 Eylül 2021 Yazarlar

         Hikaye şöyle başlıyor:      "Bayburt halkı Senfoni Orkestrası'nı dinlemek için konser salonunu doldurur. Konser sonunda, bir gazetecinin "Konseri nasıl buldunuz?" sorusuna bir seyirci, "Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi" cevabını verir."      Bende şöyle değiştireyim;      Kestel, Kestel olalı böyle zulüm görmedi.      Ana caddelerin büyütülmesi, kaldırımların genişletilmesi, sağlam parke taşlarının sökülmesi, yeniden y...