logo

Yeryüzü ve Deprem

       Değerli okuyucular,

       Kadirşinas Dostlar;

       Tabii olarak bu yazımızın konu başlığını seçerken, ilçemizin durumunu ve geleceğini düşündüm. İlçemiz için Neden ve Niçin sorularını sorguladım. Milletimizin çaresizliği veya bir başka şekliyle aymazlığı beni ürkütüyor. 

      Her birimiz deprem meselesinin ne kadar önemli ve korkutucu olduğunu kabul ediyoruz, biliyoruz. O halde başta sorumlu olan yöneticilerimiz, karar verici siyasetçilerimiz, konunun uzmanları olan bilim insanlarımız, Üniversitelerimiz niçin gereğini yapmazlar, yapamazlar.   Neden? neden ? neden?…. 

       Çünkü; milletimiz aymaz, gereğini bilmez. Bilse de umursamaz. Tam bir tevekkülle kadere bağlayarak yaşamaya devam eder. 

       Öğrendiğimiz ilkokul bilgileri bile bize, yeryüzünün bir Ateş topu olduğunu izah etmişti. Yeryüzünün merkezinin hala soğumakta olan mağma olduğunu hepimiz biliyoruz. 

         Burada kaynayan bir kazan var. Kaynayan kazan misali çıkan buhar nitelikli gazlar genleştikçe basınç üretiyorlar. Yüzeye yansıyan basınç zayıf bulduğu noktalardan fışkırıyor. Yanardağ harekete geçti diyoruz. Kazanın kapağı yüzey sertliğinden fışkıramıyorsa, onu oynatıyor, sağa sola kıpırdatıyor. Tıpkı yeryüzünü zayıf bulduğu yöne doğru oynatması gibi fay kırıklarını ve deprem oluşumunu tetikliyor. Bunun sonucu da Yerküre, oluşan bu gücü absorbe edinceye kadar etkili oluyor. Etki alanında ne varsa şiddeti nispetinde yıkıyor, tahrip ediyor. 

      Bu yıkıcı tesiri azaltmak için çok şeyler yapılabilir. En başta depremi, oluşumunu, özeliğini öğrenmek gerekiyor. Depremi öğrenirsek, korunmak için gereğini yaparsak, uygun lokasyon ve pozisyon alırsak riskini azaltabiliriz. 

       Ülke olarak, tıpkı Japonya, Endonezya, Kaliforniya gibi Yerkürenin kırılabildiği zayıf noktalardan bir yerde bulunuyoruz. Belki de, en zayıf olanındayız. Ancak, Japonya’daki veya Kaliforniya’daki 7,5 şiddetinde Depremde üç beş bina yıkılırken. On onbeş insan ölürken, Bizde 99 Depreminde (Allah bir daha yaşatmasın) olduğu gibi, vakıa tahribat korkunç oluyor. Şehirler yok oluyor, insanlar (yaklaşık yirmi bin) ölüyor. Neden? neden? neden ?

     Çünkü biz, şehir planı yapamıyoruz. Binalarımızı dayanıklı uygun yapmıyoruz.  Kontrol mekanizmamızı çalıştırmıyoruz. Bilim insanlarımızın önerilerini dinlemiyoruz. Korunma metodlarını öğrenmiyoruz. Çok katlı binalaşmadaki rantı kazanç sayıyoruz. Vesair, vesair, vesair. 

     Şimdi soruyorum size. İlçemizde kaç deprem toplanma alanı vardır? Neresidir? Bilen var mı?

      99 depremi sonrasında iki kat olan bina yükseklikleri hangi kiriterlere göre 5 kata yükseltilmiştir. 

       Farkında olmadan toplanan deprem vergilerinden ilçemizin payına düşen nedir? Neler yapılmıştır? Nerelere harcanmıştır?

       Kestel de Depremsel farkındalık, kamusal bilinçlenme faaliyetleri olarak neler yapılmıştır?

       Gelecekte – Allah korusun – bir Deprem olursa neler yapılacak, nasıl davranılacak bilen var mı?

        Kurtarma, Afet yardımı nasıl olacaktır? Çocuklarımızın Eğitimi için neler yapılmıştır… Vs vs vs

        Hasılı özel olarak dikkatlerinizi bu konuda odaklamaya çalıştım. Çok yüzeysel olan bilgilerimizi derinleştirmek ve gereğini yapmak lazım diye düşünüyorum. 

       Gününüz keyifli bereketli olsun. Sağlıcakla kalın. 

Share
372 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+10 = ?