logo

Zamları protestoyu yağmur da durduramadı

Ülkemiz ağır bir ekonomik krizin içinden geçiyor. Biz Kestel’de yaşayan işçi ve emekçilerde krizi derinden hissediyor-yaşıyoruz. Krizi yaratanlar kâr rekorları kırarken, her geçen gün ağırlaşan fatura biz işçilere, memurlara, emeklilere, köylülere, esnaflara yani tüm emekçilere çıkartılıyor. Zaten kıt kanaat geçinirken son yıllarda yaşanan bu ekonomik kriz artık dayanılmaz hale gelmiştir. Peki, bu durumun sorumlusu kim, kim, kim? Bunu sormamızı istemiyorlar, cevabını hepimiz biliyoruz aslında. Şu gerçeği de biliyoruz. Bunun sorumlusu asla ve asla BİZ alın teriyle, emeğiyle geçinenler değildir. Sorumlusu olmadığımız ekonomik çöküntünün sıkıntısını neden halk çekiyor. Sizler yine lüks yaşantınıza devam ediyorsunuz. Yine holdingleri, müteahhitleri desteklemeye vergi borçlarını affetmeye bununla birlikte üç beş maaş almaya devam ediyorsunuz. Sizleri marketlerde, pazarlarda, ekmek kuyruklarında eli boş görmüyoruz. Yeni ekonomik modele geçiyoruz gibi dünya gerçeğiyle alakası olmayan söylemlerle bizleri oyalamaya devam ediyorlar. Oysa yapılanlar ve yaşananları gayet net görüyoruz. Bu uyduruk model safsatası, TUİK’in gerçeklerle bağdaşmayan enflasyon ve işsizlik rakamları halkın neredeyse tamamının aleyhine işliyor. Bu durum ülkemizin değerlerini ve güzelliklerini üreten, ayakta tutan biz çalışanları, köylüleri, emeklileri, esnafları ezdikçe eziyor. Mevcut düzen zengini daha zengin eden, şirketleri ihalelerle beslemek üzere kurulmuştur. Çalışan, yaratan, üreten biziz, Oysa kazanan sermaye sınıfı ve onlar adına ülkeyi yönetenler. Şunu biliyoruz, iyi yaşamak sadece bir kesimin değil; herkesin hakkıdır. Bizler karnımızı doyurmakta bile zorlanırken, temel tüketim ihtiyaçlarımıza her gün gelen zamlarla belimiz biraz daha bükülüyor. Bizlere sömürü, baskı, yoksulluk ve sefalet dışında hiçbir şey vermeyenler yalan ve çarpıtmalara kanmamızı, açlığımızı ve yoksulluğumuzu yok saymamızı bekliyorlar. Bizleri sabır ile şükür arasına sıkıştırmak için her türlü kutsalı kullanmaktan da çekinmiyorlar. Basın yayın kuruluşları 7/24 yapılan yanlışların, yönetememenin üstünü örtmek için adeta yarışıyor. Oysa gerçekler burada. Markette, kasapta, pazarda, kahvede, lokantada, minibüste, metroda. Hemen hemen her gün yüzleştiğimiz cüzdanımızda. Gerçeklerimizle cüzdanımız arasında doğruları görüyoruz aslında. O yüzden haykırıyoruz. Körler görsün, sağırlar duysun. Değerli Kestel halkı, emeğiyle alın teriyle çalışanlar, çocuklarının yarınından endişe duyanlar. Ekonomik kriz, işsizlik, zamlar, pandemi, borçlanma derken ülkemizde insanca yaşamak bir yana hayatta kalmak bile her gün zorlaşıyor. Bu düzen toplumun işini, aşını geçimini ve sağlığını korumuyor, aksine daha da tehdit ediyor. Ülkemizde var olan bu sömürü düzeninin yarattığı sorunları biz Kestel işçi ve emekçileri de yaşıyoruz. Evimize ekmek götürmekte zorlanıyor, en temel ihtiyaçlarımızı gideremiyor, gün geçtikçe insanca bir yaşamdan uzaklaşıyoruz. Yarınımızın bugünden daha kötü yaşayacağımızı bilmek ne kadar da acı veriyor değil mi. Peki bu acıyı kimler çekiyor ve çekmeye devam edecek biliyor musunuz? Yine söylüyorum bu ülkenin işçisi, emeklisi, çiftçisi, esnafı, memuru çekecek. Unutmayalım burada toplanan duyarlı arkadaşlar, Sesin çıkmazsa cebinde 5 kuruşu kalmayacak, utancından çarşıya çıkamayacaksın. Faturalarını ödeyemeyeceksin, Çocuğuna harçlık veremeyeceksin, Bebek bezi alamayacaksın, Ekmek kuyruklarında, ucuz et kuyruklarında beklemeye devam edeceksin. Pazardan, marketten eli boş döneceksin. Sadece etiketlere bakmakla yetineceksin. Arabana yakıt alamayacaksın. Bir arkadaşına çay bile söyleyemeyeceksin, Çoluk çocuğunun yüzüne bakamayacaksın, Geceleri uyku uyuyamayacaksın ve için için ağlamaya devam edeceksin. Bugün burada bu çarkın böyle dönmeyeceğini, açlığın ve yoksulluğun kader olmadığını haykırmak için toplandık. Bizler yoksulluğa, açlığa, işsizliğe, borçluluğa, zamlara mahkûm değiliz. Sesimizi çıkardığımızda, çıkardığımız bu ses bir çığlığa dönüştüğünde kimse bizi duymazlıktan gelemez. Soframızdaki ekmeğe göz dikenlere karşı durduğumuzda güzelleşmeye başlayacak bu dünya. Her şeye rağmen umudumuzu kaybetmedik ve alanlardayız. Mücadelemiz büyüyerek devam edecek. Yokluğa, yolsuzluğa, açlığa artık yeter diyoruz! Buradan bir kez daha en temel insani taleplerimizi dile getiriyoruz. -Elektrik, su, doğalgaz, ulaşım, akaryakıt ve gıda ürünlerine gelen zamlar geri alınmalıdır. -Enflasyon karşısında eriyen ücretler yeniden belirlenmelidir. -Tüm maaş ve ücretler en az asgari ücret artış oranı kadar artırılmalıdır. -En düşük emekli aylığı en az asgari ücret düzeyine çekilmelidir. Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan bir yaşam istiyoruz. El ele verdiğimizde bunu başaracağımıza inanıyoruz.

Share
525 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+9 = ?