logo

EĞİTİM-İŞ: “ÇADIR ÜRETİMİ YALANININ SONUNA KADAR TAKİPÇİSİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

     Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortaya çıkan Çadır Skandalı ile ilgili Bursa Sendika binasında bir basın açıklaması düzenleyen Eğitim-İş Sendikası konunun takipçisi olacaklarını söyledi

    Açıklamaya; Eğitim-İş Genel Merkezi adına Genel Sekreter Cengiz Sarıyer, Genel Örgütlenme Sekreteri İlhan Yaşar, Genel Basın Yayın Sekreteri Emine Çalık, Eğitim-İş eski Bursa Şube Başkanı Özkan Rona, Eğitim-İş Bursa Şube başkanı Yeliz Toy ve sendika temsilcileri katıldı.

     Yapılan açıklamada şöyle denildi.

Ülke olarak çok çok acı günlerden geçiyoruz. Fay hatları üzerine kurulu olduğu halde on yıllardır bilim değil rant eksenli imar politikaları, denetimsizlik, seçim şekeri olarak dağıtılan imar aflarına sahne olan ülkemizde, bir doğal afet olan deprem, korkunç bir felakete dönüştü.

     11 ili vuran bu büyük deprem, resmi rakamlara göre bile 50 bine yakın insanımızın canına mal oldu, on binlerce yurttaşımızı engelli hale getirdi, çocuklar anasız-babasız, ebeveynler çocuksuz kaldı…

     Depremin sonrasında derhal müdahale etmesi gereken devlet kurumlarının yıllardır liyakatle yönetilmedikleri için nasıl acz içinde kaldığını halk olarak kahrolarak izledik.

     Tüm bu zincirleme felaketler yetmezmiş gibi, bürokrasideki çürümüşlüğün en çarpıcı biçimde dışa vurmasına tanık olduk.

     Yurttaşların kanları ve paralarıyla var olan Kızılay’ın depremzedelere çadır sattığı, arama kurtarmada başı çekmesi gereken AFAD’ın vinç kiraladığı, ülkenin dört bir yanından yurttaşların fedakarlıkla ve bin bir zorlukla yolladığı yardım tırlarına AKP teşkilatlarının parti afişi asmadan illere sokmadığı gibi haberler, ülkede çürüyen tek şeyin yöneticiler tarafından göz yumulan binaların kolonları olmadığını en tartışmasız şekilde yüzümüze vurdu.

     İşte ne yazık ki bugün burada benzer bir utanmazlığı unutturmamak, peşini bırakmamak için sizlere sesleniyoruz.

     Bildiğiniz üzere; Bursa Şubemiz, MEB’in deprem yardımları konusunda yaptığı yanlış propagandayı çürütmüştü. Bakanlığın paylaştığı reklam filminde birçok şehirdeki meslek liselerinde depremzedeler için çadır ve uyku tulumu üretildiği ve deprem bölgesine yollandığı iddia edilmişti.

     Reklam videosuna göre; Bursa Şehit Ömer Halisdemir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde atölyeler kurulmuş, metal aksamlarının üretimi bu okuldaki atölyelerde, kumaş malzemesi ise Osmangazi Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin atölyelerinde dikilmiş, AFAD standartlarında üretilen çadırlar tırlara yüklenerek 410 adet afet çadırı 22 Şubat’ta Bursa’dan deprem bölgesine gönderilmişti.

     Hazırlanan bu reklam filminin her karesinde meslek liselerinde hummalı biçimde dikim, kaynak çalışmaları yapan öğrencilere yer verilmiş, taktir beklenmişti.

     Oysa; Bursa Şubemiz  ortaya koydu ki bu reklam filmleri, Hitler’in meşhur propaganda bakanı Goebbels’e parmak ısırtacak kadar yalan ve çarpıtlamalarla doluydu.

     Çünkü, Bursa’da üretildiği söylenen o çadırlar Aslında Bursa’da üretilmemişti. Ne Şehit Ömer Halisdemir Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi’nde metal aksamı üretilmiş, ne de Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde kumaşları dikilmişti.

     Toplum böylesine büyük acılar çekerken, yüz binlerce yurttaş ağır kış koşullarında geceyi sokakta geçirirken, hastalar, yaşlılar, kadınlar ve çocuklar çadıra ihtiyaç duyarken Milli Eğitim Bakanlığı deprem bölgesinden satın aldığı çadırları Gaziantep’ten Bursa’ya göndermiş, satın alınan bu çadırlar Şehit Ömer Halisdemir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde açılarak üzerlerine MEB logoları yapıştırılmış ve yeniden paketlenerek tırlarla deprem bölgesine gönderilmişti.

     Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin de dolaylı olarak alet edildiği bu yalanın en korkunç taraflarından birisi de kuşkusuz, deprem bölgesinde insanlar çadır beklerken tüm bu hinlikleri düşünebilecek insanların ülkemizde yönetici koltuklarında oturabiliyor olduğunu göstermesiydi.

     Ancak kamuoyunda infial yaratan bu skandal bile MEB’in meseleye adalet ve hakkaniyet eksenli yaklaşmasını sağlayamadı.  

     Bakanlık olayı aydınlatmak için değil adeta perdelemek için müfettişlerini harekete geçirdi. Sendikamızın açıklamalarından günler sonra yayımladığı sözde “yalanlamada”, “bu çadırlar bu okullarda üretildi” diyemedi.

     Depremzedeler üzerinden yapılan bu yalan reklam organizasyonuna alet olan hiçbir okul yöneticisinin rahatı bozulmadı.

     Şimdi bu hamleleriyle birlikte tepkilerin soğumasını ve rezaletin unutulmasını bekliyorlar.

     Bugün burada “Unutmayacağız, unutturmayacağız ve bu utanmazlığın peşini bırakmayacağız” demek için bulunuyoruz. Reklam filminde bu çadır üretiminin 9 ildeki meslek okullarında yapıldığı ileri sürülüyordu, şimdi diğer illerde de Bursa’daki gibi hayali üretim yapılıp yapılmadığının peşine düşüyoruz.

     Bu utanmazlıkla, örgütlü kötülükle, bu çürümüşlükle mücadele, Başöğretmenimizin eğitim neferleri olan bizler için asli görevdir ve görevimizin başındayız!

     Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e kamuoyu önünde bir kez daha soruyoruz:

•          İsimlerini verdiğimiz okullar Bakanlığınızca mı tespit edilmiştir?

•          Bizim üstüne basa basa dile getirdiğimiz bu iddialar sizin iddia ettiğiniz şekilde doğru değilse, Bursa İl Milli Eğitim Müdürü’nü bizim ifşaatlarımızın hemen sonrasında neden görevden aldınız?

•          Bakanlığınızca tespit edilmişse, bu okullara çadır üretimi için ne kadar ödenek gönderilmiş, makine, teçhizat alımları yapılmış mıdır?

•          Bu il ve okulların dışında başkaca İl ve okullar var mıdır?

•          Bu okullarımızın hangisinde ve varsa başka okullarda 6 Şubat’tan bugüne kadar kaç tane çadır üretilmiş ve bölgeye sevk edilmiştir?

•          Çadır meselesi sadece deprem sürecinde Bakanlığın kendi reklamını yapması ile sınırlı bir süreç midir?

•          Çadır üretimi yapıldığını iddia ettiğiniz bu okullardaki kamera kayıtları güvenceli biçimde korunmakta mıdır? Başka bir deyişle skandallar dizinine bir de delil karartmayı eklemeyi düşünüyor musunuz?

•          Her şeyden önce, Milli Eğitim Bakanlığı görevine devam etmeyi düşünüyor musunuz? Bu skandalları önce aydınlatmayı, sonra gereğini yapmayı, kamuoyundan içtenlikle özür dilemeyi düşünüyor musunuz? Yoksa erdem, ders kitaplarına öylesine koyduğunuz bir kavram mıdır?

     Bilinsin ki bu skandalın da bu soruların cevaplarının da peşindeyiz! Halka yalan söylemek, on binlerce insanımızın hayatına mal olmuş bir felaketi kendi reklamı için kullanmak, deprem bölgesindeki insanlara birkaç gün önce çadır yollayabilecekken bu sevkiyatı reklam için geciktirmek ve onlar gece üşürken hatta soğuktan donarak ölürken sıcak yatağında uyuyabilmek bu kadar kolay olmamalı; olmayacak!

    Eğitim-İş olarak bu skandalın takipçisi olmaya devam edeceğimize söz veriyoruz!

Share
251 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+6 = ?