logo

28 Şubat 2022

PUTİN VE SOVYETLER BİRLİĞİ


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

            Putin’in Ukrayna’yı ilhak etme hevesiyle savaş çanları çalmaya başladı. Putin Ukrayna konusundan bahsederken Sovyetler Birliği’nin yıkılışının 20. Yüzyılın en büyük trajedisi olduğundan bahsetti. Herhalde bundan hareketle Putin’in Sovyetler Birliği’ni yeniden canlandırmak istediği gibi yorumlarla doldu televizyon ve sosyal medya. Putin SSCB’nin yıkılışını trajedi olarak nitelendirirken kafasındaki Çarlık Rusya’sı özlemiyle düşünüp konuşuyor. Yine Sovyetler Birliği’nin kuruluşundan bahsederken Lenin’in hatalarından bahsetti. Şunu iyice anlamak lazım. Putin gibilerin derdi milliyetçilik ekseninde emperyalist devletler kurmak, bunlara öykünmektir. Putin’in hevesi de Rus Çarı olmak. Asla Sovyetler Birliği mirasını sahiplenmek derdinde değil. Sovyetler Birliği hiçbir zaman bir Rus imparatorluğu olmadı. Putin’in hata olarak nitelediği şey de bu zaten.

            O yüzden sağda solda Sovyetler Birliği yeniden doğuyor gibi saçma sapan yorumlar, ancak yoğun bir cehaletin göstergesi olabilir. Sovyetler Birliği hiçbir ulusun diğerinden üstünlüğü üzerine kurulmadı. İşçi sınıfı, köylüler ve yoksulların alın terleri ile kurulan ve onların haklarını koruyan, insanlığın gördüğü en güzel umutlardan birinin adıydı Sovyetler Birliği. Şimdi emperyalist gayelerle, fetih ruhuyla komşu devletlere saldıranların adını ağzına alacakları bir devlet olmadı. Putin gibiler Bolşeviklerin ezdiği beyaz ordunun temsilcileri olmaktan öte gidemezler. Bu yüzden SSCB ve onun temsil ettiği anlayışın düşmanı olan Putingilleri sosyalistlerin bin bir emekle kurdukları bir devletle bir arada anmak ayıptan ötedir.

            Bu gibi emperyalistlere ağzını açtırmayan Stalin Rus dahi değildi. Hangi milletten odluğu SSCB açısından önemsizdi. Enternasyonalizm diye yüksek bir ülküsü vardı Sovyetlerin. Her insanın bir anadan doğup kardeş olduğu bir ülkü. Stalin Gürcü idi. Nazilerin merkezine kızıl bayrağı diken Dağıstanlı Müslüman bir Türk’tü. Ve hepsi yoldaştı. Elbirliği ile bu kardeşlik devletini yıkan kapitalist köpeklerin milliyetçi kavgalarından doğan, masumların ölümü ile sonuçlanacak kirli savaşlarda SSCB’nin ve sosyalizmin adı geçemez. Sovyetler Birliği büyük askeri güce Rus milletinin yayılması için değil, sosyalizmin, proleteryanın hakimiyeti için ulaşmıştı. Rus milliyetçilerinin yeri asla Kızıl Ordu’nun şerefli safları olamaz. Olmayacaktır. Karşımızdaki Rus Devleti Çarlık Rusya’sının devamıdır. Ancak günün birinde sosyalist ruh geri dönecek Kızıl Ordu’nun uyuyan damarı Rusya’ya yeniden hakim olacaktır. Kirli savaşlara karşı insanlığı ve kardeşliği ayakta tutmak da Arap, Acem, Yahudi, Ermeni, Türk, Alman, Afrikalı her milletten sosyalist yoldaşların görevi olacaktır.

Share
527 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...