logo

27 Nisan 2023

Tuzu kurular belki insafa gelir


Mehmet Güler
mehmet@kestelyore.com

     Sevgili okurlarım; Bugün Türkiye’nin en önemli sorunu, hayat pahalılığıdır. Hayat pahalılığının en çok mağdur ettiği kesim ise, en düşük gelir elde eden insanlardır.  Dolayısıyla, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimde iktidar olma mücadelesi veren siyasiler hayat pahalılığı ve işsizlikten dolayı mağdur olmuş olan milyonlarca insanımızın sorununu çözmeye odaklanmaları gerekir.

     Neden odaklanmaları gerekir..?

     Çünkü, bir ülkede milyonlarca insan  açlık sınırındayken, o ülkede  hiç bir vatandaşın huzur içinde yaşaması olanaksız. Eğer komşunuz aç ise, siz toksanız ve huzurlu bir şekilde yatıyorsanız, bu  nokta kırılma noktasıdır, bu noktadan sonra imandan, islamdan ve insanlıktan söz etmenin bir önemi kalmaz.

     Yani ülkemizde aç insanların olması, iktidar mücadelesi veren siyasi partilerimizin kırmızı çizgisi olmalı, bu bağlamda açlık ve sefaletle mücadele etmeyi ana hedef olarak seçmeleri icap eder.

     Bu olgu, hem İslami hem de insani açıdan yapılması zorunlu olan bir olgudur.

     Bu konuda siyasi partilerimizin yeteri kadar duyarlı olduklarını söylemek, mümkün değil.

     Müslüman bir ülkede, açlık ve sefalet  siyasi partilerin olmazsa olmazı olması gerekirken, Siyasi partiler seccade bilmen ne gibi, insanlarımızın çektiği acılarla hiç bir alakası olmayan soyut konuları kamuoyunun gündeminde tutuyorlar.

     Peki, niye siyasi partilerimizin ve medyamızın  gündemi ile  halkın gerçek günde bu kadar farklıdır. Maalesef, devleti yönetme avantajı olan siyasi kadroların hepsinin tuzu kuru olduğu için, hiç birisinin iş, aş diye  bir derdi yok, hepsinin siyasette daha iyi bir yere gelmekteki amacı  devletin imkanlarından kendileri için daha fazla çıkar sağlamaktır.

     Dikkat edilirse,  toplumun açlık sınırında olan en mağdur kesiminden numunelikte olsa bir kişi milletvekili olamayacaktır. Zira, öyle bir düzen kurmuşlar ki, alt tabakandan bir kişinin para gücü olan birisiyle yarışmasının imkanını yok etmişler. Açıkçası tek derdi devletin imkanlarından nemalanmak için koltuk kavgası veren siyasi kadrolardan, ülkenin bu kadar ağır sorunlarını çözmeyi beklemek benim düşünceme  göre, olmayan duaya amin demek olur.

     Bu seçimde, açlık ve sefalet acısı çeken bizlere önemli görevler düşüyor. Desteklediğimiz siyasi partilerin ülkenin acil sorunlarıyla ilgisi olmayan yapay gündemler oluşturmalarına engel olalım, partilerimizi, bizim acı çekmemize sebep olan asıl sorunlara odaklanmaya ve bu sorunları çözmek için çaba sarf etmeye zorlayalım. O zaman belki bu tuzu kurular insafa gelir, ülkenin can yakan sorunlarına odaklanır.

Share
467 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...