logo

01 Ekim 2020

SALGIN VE ÇOCUKLARIN EĞİTİM HAKKI


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

            Koronavirüs artık hepimizin hayatının bir parçası olan ve yaşayanların ömrü boyunca unutamayacağı görünmez bir canavar olarak belleğimizde yer etti. Elbette işin insan sağlığına etkileri ve ölümcül boyutu konusundaki tespitleri ve alınması gereken önlemleri ciddiye almalı, bilim insanlarını dinlemeliyiz. Maske takmak ve sosyal mesafeye dikkat etmek, bu kurallara kafamızdan istisna uydurmamak çok önemli.

            Ancak işin sosyal ve psikolojik boyutu da bir o kadar önemli. İnsanlık tarihinde salgın hastalıklar ve kitlesel ölümler pek çok kez yaşandı. Yaşadığımız salgına en yakın olanı İspanyol Gribi ve bu salgını görenlerden şu anda yaşayan kimse yok. Bu nedenle yaşayan herkesin ilk kez karşılaştığı bir olgu salgın hastalık. Bu nedenle tarihten öğrensek bile travma boyutunu aşabilmek mümkün değil.

            Kapitalizmin geliştiği ve her şeyin paraya döndüğü çağımızda dünya çocuklarının ve özelde ülke çocuklarının eğitime ulaşım hakkı zaten eşitsiz idi. Paralı okullarda daha iyi eğitim alma imkanı kanıksanmış bir gerçekti. Ancak salgın nedeniyle okulların açılmamış olması bu farkı uçurum haline getirdi. Nasıl mı? Özel okula giden çocuklar evinde bile olsa bilgisayarın başına oturup sabah erken saatlerde disiplinli biçimde derslere başlıyor. Öğretmenler zorlanıyor, veliler sızlanıyor, ama çocuklar güne 7-8 saat derslerini görüyor. Elbette hepsinin evinde bilgisayar ve internet var. Özel okul taksidini ödeyen ailelerin bu konumda olması şaşırtıcı değil. Fakat köyde yaşayan ya da şehirlerde maddi durumu düşük ailelerde yaşayan evlatlarımız ne yapıyor? Böyle bir eğitim şansları yok. TV’den ders dinlemek de olacak iş değil. Öğretmenin bazı özel programlar sayesinde birebir ders anlattığı çocuklar gelişimine devam ederken, devlet okullarına giden ya da maddi durumu yetersiz ailelerin çocukları kaderlerime terk edilmiş durumda. Bir de ailelerin geçim mücadelesi nedeniyle ilgilenmediğini düşünün okuma yazmayı unutmaları anormal mi sizce? Geçen sene 1. Sınıfa gitmiş ama şu an okuma yazmayı bilmeyen çocukları görerek yazılan satırlar bunlar. Özel okullarda 2. Sınıfta okuyan çocuklar gelişimlerine yeni ders ve öğretilerle devam ederken, diğer çocuklar sahipsiz kaldığından tamamen ortada kalmış durumdalar. Bilinçli ve gayretkâr bazı ailelerin şahsi çabası bir yana okula gidemeyen çocuklar tamamen eğitim hakkından mahrum kalmış durumda. Bunun vebali önlemlere uymayıp anlamsız toplumsal geleneklere sıkı sıkıya bağlanan yetişkinlerin üzerinedir. ( düğün, bayram, asker uğurlaması vs.)

            Ülkemizde eğitime gereken önemin verilmediğini, birçok gereksiz harcama rahatlıkla yapılırken eğitime çok düşük bütçe ayrıldığını yıllardır söyleyip duruyorduk. Bu nedenle eğitime burun kıvrılması tuhaf değil. Ancak hastalığı ciddiye almakla beraber Dünya Sağlık Örgütünün de tavsiye ettiği gibi salgını yayan pek çok yer ve faaliyete kesin yasak getirilerek, okulların açılması çocukların haklarına saygı gereğidir. Çocukların ayakkabı numaraları yetişkinlerden 10 numara küçük ise, hakları yetişkinlerin haklarından on numara büyüktür. Hükümet hükmetmek için başa gelmiş, ancak boşa gelmiş değildir. Çocukların hakları ön plana konularak çocuklarımızın eğitim hakları için okullar açılmalıdır. Evet şaka yapmıyorum. Çocukların okula gidebilmesi için gerekirse ölünmelidir. Bu bir memleket meselesidir ve düğünlerde şapur şupur öpüşmekten çok daha önemlidir. Bu ülke için canını feda edenler sadece toprak için değil, memleket evlatlarının okuması için de can vermişlerdir.

Share
475 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...