logo

Aynı hataları ahmaklar yapar

Sevgili okurlarım;
Hepimiz artık şu gerçeği kabul edelim. Bu ülkede ne birlik olur, nede adalet ve barış düzeni kurulur, ülkeyi yönetenler toplumun birlik olmasını istemiyorlar. Çünkü, biz birlik olunca bizi ezemezler ve sömüremezler, onun için yalan dolanla fitne yaparak, insanlarımızın arasına nifak tohumları ekip, birbirine düşman, cephelere bölüyorlar.
Onlar açısından savundukları düşünce doğru mu, yanlış mı, ülkenin ve halkın yararına mı değil mi önemli değil, önemli olan onların çıkarları ve çıkarlarının teminatı olan bozuk düzenlerinin devamıdır.
Sayın Numan Kurtulmuş’un Şırnak’ta sözüm ona Türkiye toplumunun birliğine yönelik yaptığı bölücü ve ayrıştırıcı konuşmasını bu açıdan ele almak lazım.
Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetenlerin bir hastalığı var, en ufak bir bilgisi olmadığı konular hakkında çıkıp ulu orta ahkam kesiyorlar. Sayın büyüklerimiz, bilmediğiniz konularla ilgili konuşmayın, bırakın uzmanları açıklama yapsın. Numan Kurtulmuş’un
Yavuz Selim ile İdris-i Bitlisi’nin çaldıran savaşında Şah İsmail’e karşı yaptığı ittifak ve
Şah İsmail hakkında yaptığı açıklama, gerçeklerle alakası olmayan soyut bir açıklamadır. O tarihlerde Osmanlı Devleti Arap ideoloji olan selefi vahabiliği benimsemişti, dolayısıyla bu ideoloji Türk sosyolojiye çeliştiği için Osmanlı Devleti ile Türk halkı arasında çatışmalara yol açıyordu. Yavuz dönemi ve sonrası Osmanlı Devleti tarihinin en büyük katliamlarını Türklere yapmıştır, yaptığı katliamları meşru göstermek için akıl almaz iğrenç iftiralar edilmiştir. Ben, Numan Kurtulmuş’un Şırnak’taki konuşmasını normal karşılıyorum, ne demişler “Dervişin fikri neyse zikri odur” günümüze kadar gelen, alevi sunni karşıtlığı özünde Türk sosyolojisiyle, selefi vahabi Arap sosyolojisi karşıtlığıdır.
Şimdi, Yavuz Selim ve Osmanlı ile Şah İsmail ve Safavi Devleti arasında bir kıyaslama yapalım. Öncelikle bir devlet hangi milletin devletiyse, o milletin dilini devlet dili olarak kabul eder .
Safavi Devletinin dili Halis muhlis Türkçe idi.
Devleti yöneten kadrolar ve ordusu Türklerden oluşuyordu. Şah İsmail’in şiirlerini ve deyişlerini bu günde çok rahat anladığımız, Türkçeyle söylemiştir. Diğer tarafta
Osmanlı devletinin hem yönetici kadroları, hem de ordusu devşirmeydi. Devlet dili de Osmanlıca diye uyduruk bir dil idi.
Yani, çaldıran savaşı Türkler açısından çok talihsiz bir olay. Şah İsmail’in yenilgisi de güçlü bir Türk devletinin devre dışı olması, Türkler için büyük kayıptır. Çaldıran savaşı aynı zamanda Türklerin Osmanlı devletinin içindeki varlığının tasfiyesinin başlangıç tarihidir. Osmanlı Devleti kendisini var eden gücü yok etmeye başlamasıyla, kendi çöküşünü başlattı.
Yavuzun memluk Devletine karşı mercidabık ve ridaiye savaşlarını kazanıp, halife olmasıyla selefi vahabi ideolojiyi Osmanlı Devletine monte etmesi, daha sonra Osmanlı’nın çöküşüne, Türklerinde büyük trajediler yaşamasına neden oldu.
Yanlış anlaşılmaması baabında şu açıklamayı yapayım. Benim yukarda açıklamaya çalıştığım konu; ne kimseyi aklamak, ne de kimseyi suçlamak içindir, tarihte atalarımız yaptıkları yanlışlardan dolayı dünyaya hükmeden devletlerin yerle yeksan olmasına sebep olmuşlar, bizim 21ci yüzyılda aynı hataları tekrar etmemiz, ahmaklıktan başka bir şey değil.

Share
522 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+3 = ?