logo

Bizim Köyün iti BADEM

Hintlilerin pancatantra’sından, İslam dünyasına kelile-i ve dimme olarak geçen bir hikayeyi sizlerle paylaşacağım.
Evet, günlerden bir gün ormanda gezinen kurt, kendisine benzeyen, tüyleri çok parlak, boynunda tasması, gayet semiz halde dolaşan bir hayvana rastlar. Kurt kendi kendine sorar: “Yahu bu da kim, bizim familyamıza çok benziyor” der ve sorar: “Yahu sen kimsin, nerelerde dolaşır, nerelerde avlanırsın bu şıklığının ve semiz halinin sebebi nedir?” Mütekebbir ve yalancı bilgelere benzeyen yaratık başlar konuşmaya:
“Benim adım KÖPEKTİR” Kasım kasım kasılarak, tüyleri parıl parıl parıldamakta olan, gözlerinde yaşadığı hayattan aldığı zevk, ayan beyan okunan bu benzerine biran çok imrenir. Kendini çok zavallı ve aciz ve kimsesiz hisseder.
Kurt, mahcup bir edayla sorar: “Köpek kardeş senin bu güzel ve mutlu halinin sebebi nedir?”
Köpek başlar anlatmaya: “Benim bir sahibim vardır, çok cömerttir, çok güçlüdür. Eli her tarafa ulaşır. Çevresindekileri çok koruyup kollar v.s v.s. istersen, senide onun yanına alabilirim” Zavallı kurt o güne kadar sahip, patron, efendi kelimelerini hiç duymamıştır. İçinde bulunduğu sıkıntıdan dolayı, köpeğin teklifini kabul ederek peşine düşer. Yolda köpek başlar anlatmaya: “Merak etme kurt kardeş, artık sende benim gibi günde üç öğün yemek yersin. Efendimizin gittiği, her yere gidersin. Yaptığın hizmet ölçüsünde rahat yaşarsın. Ara sıra zincirlerimizi çözdüğünde, çapkınlığa bile gidebiliriz.” Kurt merakla sorar: “Peki köpek kardeş, karşılığında benim görevim ne olacak?”
Köpek gayet pişkin bir tavırla: “Hiç…sadece yeni bir sahip buluncaya kadar, mevcut sahibimize itaat etmek, ona yalakalık ve dalkavukluk etmek, çevresindeki insanlar ve yakınları hariç, herkese hırlamak, ürmek, gerekirse ısırmak o kadar.”
Kurt, bunları dinlerken köpeğin o parlak ve şaşalı tüyleri arasında bir yara izi gözüne ilişir. “Köpek kardeş boynundaki yara izi hangi çarpışmadan, hangi savaşta meydana gelmiştir?”
Ezik, utangaç ve mahcup bir halde kısık bir sesle: “Bu yara, sahibimin boynuma bağladığı tasmadan dolayıdır. Ara sıra uzaklaşmak istediğimde, sahibim beni kontrol etmek için zincirimi çeker”
Kurt, bir anda çok irkilir biran düşünüp, bu işin aslında ne kadar rezil, alçak ve haysiyetsiz bir iş olduğunu anlar ve sorar: “Bana da tasma takılacak mı?”
“Elbette…Yoksa, bu kadar güzel yiyecek ve içecekler içerisinde nasıl rahat bir hayat yaşayabiliriz.”
Kurt, köpeğe dönerek: “Bak köpek kardeş..! Ben ömrüm boyunca, gururlu ve onurlu özgür bir hayat yaşadım. Şimdi esaret ve uşaklık altında tok yaşamaktansa, hürriyet içerisinde onurlu bir şekilde aç ölürüm.”
Kurt, özgürlüğün ona verdiği onur ve gururla ormanın içerisine dalmışken birden aklına geçmişte yaşlı bir kurdun söyledikleri gelir, “Bakın gençler..! bir gün ormanda size benzeyen, tüyleri parlak, semiz ve tasmalı birine rastlayacaksınız. Ancak bilin ki, o sizden değildir. Yalnız sizden türemedir. Onun yediği, giydiği, konuştukları, dostları asla sizi aldatmasın. Onlara asla ve kata güvenmeyin. Yoksa, haysiyet ve şerefinizle birlikte onur ve hürriyetinizi de kaybedersiniz.”
Bu bana, bizim köyün iti BADEM’i hatırlattı. Köpeği demiyorum. Çünkü köpekte öyle meziyetler vardır ki, bir çok büyük insanda bulunmaz öyle meziyetler. Onun için iti diyorum. Bu hikayede anlatılan köpekten, çok daha alçak, çok daha haysiyetsiz, çok daha şerefsiz, çok daha rezil bir durumu var idi BADEM’in…İşi gücü, yalakalık, dalkavukluk, dalavere ve haysiyetsizlikti. Her izi sürerdi, her şeye ürerdi. Ama, sürmesi gereken hiçbir izi sürmezdi, ürmesi gereken, hiçbir şeye ürmezdi. Kuşa, tavuğa, horaza, koyuna, kuzuya ürer, ama ürmesi gereken vahşi hiçbir hayvana ürmezdi. Her kapıdan yal yerdi, ama hiçbir kapıya vefası yoktu. Görünüşte bir köpeğe benziyordu, yalnız köpeğin hiçbir vasfı onda yoktu. Dedik ya, İT idi. Kısacası kancıktı vesselam. Hikayedeki anlatılan köpek ve bizim köyün iti BADEM gibilere lanet olsun.
Bugünün ashabı-kehf’in peşindeki Kıtmir’lere selam olsun…
Kalın Sağlıcakla…

Share
194 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+9 = ?