logo

DEMOKRASİ KAZANSIN

Bu hafta yazacağım konu, Demokrasiyi içine sindiremeyen, Demokrasiyi kendisine göre yontan, kendisinin düşüneceği gibi işleten insanlar hakkındadır.
Demokrasi; Dünyanın çoğu gelişmemiş ülkesinde bulunmayan, despotca yöneticiler tarafından uygulanması istenmeyen, tek adamlılığın devamından yana olan tiplerin uygulamasını bekleyeceğimiz bir yönetim ya da anlayış tarzı değildir.
Her ne kadar sözlük anlamı; “Halkın kendi kendini yönetme sistemidir” diye geçse de, işin aslı yakından bakıldığında hiçte öyle değildir.
Demokrasinin tanımı tartışması günümüzde hala devam eden bir tartışmadır. Bunun sebepleri; ülkelerdeki bazı kurumların görüşlerini haklı çıkartmak adına demokrasi tanımını kullanmaları, demokratik olmayan devletlerin kendilerini demokratik olarak tanıtma çabaları ve aslında genel bir kavram olan demokrasinin tek başına kullanılması gibi sebepler gösterilebilir.
Yunancadan dilimize yerleşen “demokrasi” kelimesini içimize ne kadar sindirebiliyoruz.
Son zamanlarda yaşanan ve söylenenlere bakılırsa, “Demokrasi” sözcüğü bizlere halen çok daha uzak…
İnsan, demokrasiyi ilk önce beyninde büyütüp geliştirmeli ki, daha sonra uygulamaya koyabilsin..!
Demokrasi, öncelikle insan olabilmektir…
Demokrasi, Hür irade demektir.
Demokrasi, Güçsüzün yanında güçlüyken, onun başarısına destek olmak demektir.
Kısaca Demokrasi, özgür bireylerin kendi haklarını kimseye sormadan kullanma hakkı demektir.
Yani, Demokrasi ekmek, su gibi lazımdır.
Bakıyoruz etrafımıza…
Bu anlayışı, bu düşünceyi ortaya koyamayan insanlar, demokrasinin ne olduğunu birden unutup, kaba söylemler, belden aşağıya vurmalarla siyaset yaparak, şirin gözükme çabası içindeler…
Oysa ki,
Demokrasisi gelişmeyen toplumlarda bile, insan yapısının bu tip düşüncelere kapalı olduğunu bilmeyen yoktur.
Bir gün, herkese lazım olacak olan demokrasiyi savunmaktan asla vazgeçmeyelim…
Koltuklar, mevkiler, makamlar vb. yerlerin daima, gelip geçici olduğunu unutmamakta yarar görüyorum.
Çok uzun süre önce izlediğim, senaryosunu Süleyman Nebioğlu’nun yazdığı, Müjdat Gezen’in başrol oynadığı “Memlekette Demokrasi Var” isimli sinema filmini, demokrasiyi içine sindiremeyenlerin izlemesini tavsiye ederim.
Kestel Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı İmam Hüseyin BOR, bulunmuş olduğu göreve bir daha aday olmayacağını açıklamasından sonra, CHP’nin Kestel ilçe başkanlığına aday olacağını açıkladı.
BOR’un bu açıklaması, her ne kadar bazı insanlar üzerinde soğuk duş etkisi yaratsa da, demokrasinin kendisine vermiş olduğu ve demokrasiyi savunan bir partide bu hakkını kullanması kadar doğal bir şey olamaz.
Burada, İmam Hüseyin BOR’un aday olarak çıkmasını desteklediğim kadar, mevcut ilçe başkanının da, aynı desteği göstermesi demokrasinin güzelliğini ortaya koyardı.
Fakat, yukarda da belirttiğim gibi, demokrasi kolayca sindirilecek, ekmek su gibi bir şey değildir. Önce beyinde sindirmekle başlar.
Bugün, kendi menfaatimiz için karşı çıktığımız demokrasi, yarın bize lazım olacaktır.
Bu konuda, kimsenin hazımsızlık yaşamaması gerekir.
İşim gereği, sayısız kongrelere, toplantılara katılmışımdır. Fakat, 2007 yılındaki CHP’nin il kongresinde, yaptığı konuşma sonrası, karşısındaki adayın elini havaya kaldıran Gürhan Akdoğan, salondaki insanlara çok güzel bir demokrasi vermişti.
CHP’nin Nisan ayında yapılacak kongresinin de bu doğrultuda geçmesi en büyük dileğimdir.
CHP Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “CHP herkes için var” diyorsa, kimse belden aşağıya çalışmadan, hedeflerini ortaya koyarak bir çalışma yürütmesi en hayırlısı olanıdır.
Eğer, adaylar tarafından kendilerinin değil de, CHP ve demokrasinin kazanması isteniyorsa, seçim yarışına dostluk ve barış içerisinde girilmesi en büyük temennim olacaktır.
Kalın sağlıcakla…

Share
201 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+6 = ?