logo

GEL KEYFİM GEL..! (2)

İşimizin ne olduğunu, sorumluluğumuzun nasıl olduğunu ve susmamamız gerektiğini çok iyi biliyorum.
35 yıllık gazetecilik hayatımızda çok şeyler gördük, geçirdik.
İftiralar atıldı, çamurlar atıldı, ne yazık ki güneş balçıkla sıvanmadı.
Çünkü, sıvanması da mümkün değildi.
Bunu en iyi biz biliyorduk.
Gazetemizin, 20 Haziran tarihli ve 996 sayılı nüshasında, Muhtarlık yerine kendi şahsi ibanını paşlaşmak ne kadar doğru?
Helvacı kağıdının nasıl bir resmiyeti var..? adlı bir haber yaparak kendi yorumlarımı ve bizzat Barakfakih mahallesi halkından dinlediklerimi köşe yazımda dile getirmiştim.
Bu yazımın sonrasında, muhtarın benimle görüşmek için araya üç beş kişi soktuğunu ve kıramayacağım genç bir arkadaşımızın da aramasıyla birlikte, kendisi ve yanında getirdiği dört kişi ile birlikte ilçemize bağlı Gölbaşı mahallesinde görüştük.
Gelirinin aylık 200 – 250 bin lira olduğunu beyan ederek, kendisinin paraya muhtacının olmadığını hatta bizim yazdığımız pilav maliyetinin bir milyon 350 bin lira değil bir buçuk milyon olduğunu, bir milyon 450 bin lira toplandığını, kalan 50 bin lirayı da kendi cebinden ödediğini anlattı.
Sonrasında, yanında getirdiği ajandanın iki ve üçüncü sayfalarında, üzeri fosforlu kalemle çizilmiş, kimden para aldıysa ismini ve miktarını yazılmış olan ajandayı bana gösterdi.
Ödenen paraları da, dediğimiz gibi helvacı kağıdı biçiminde not kağıtlarına yazılmış, şuraya şu kadar ödedik, buraya şu kadar ödedik, şeklinde bana gösterdi.
Uzun yıllardan beri muhtarlık yapmasına rağmen, halen daha yaptığı yanlışı bana karşı savunuyor olması işin ilginç tarafıydı.
Toplanan paralar makbuz karşılığında mı toplandı HAYIR..!
Ödemeler Makbuz veya Fatura karşılığında mı yapıldı HAYIR..!
Peki; ne kadar toplandı, ne kadar ibana atıldı kim biliyor, kimsenin haberi tam olarak yok, ama biz biliyoruz derdinde gibi gözükenlerin de, aslında bir şey bilmediğini öğrendim daha sonra.
Hatta, önceki dönemlerde bu muhtarın yanında azalık yapmış olan bir kişi beni arayarak; “Bunlar yalan söylüyor, önceki dönemlerde de pilav yapılırdı, ama biz muhtarın gelip hiç bir azaya bilgi verdiğini, ne toplandığını, ne harcandığını bilmezdik” demesi, muhtarlığın diktatörlük gibi yönetildiğini de göstermiş oldu.
Bu konu o kadar dikkat çekmiş olmalı ki, Cuma gününden beri aldığım telefonlar doğru bir haberin üzerinde olduğumuzu, bunun peşini bırakmamamız gerektiğini fark ettirdi bizlere…
Benden özür yazısı bekleyen Barakfakih muhtarı, kendilerinin kurduğu watsapp gurubundan insanları galeyana getirerek, tarafımıza kirli iftiralar, yalanlar ve karalama yapmaya devam ediyor.
Tabi ki, kendisiyle olduğu gibi, o çirkin iftiraları ispat edemeyenlerle de hukuk karşısında görüşeceğiz.
Ben, yazdığım yazının sonuna kadar arkasındayım.
Kanunların da dediği gibi; muhtar, bağış ve yardım toplayamaz.
Bizimkisini bırakın yardım toplamayı, tüm mahalleye İBAN atıyor.
Üstelikte, şahsi ibanını…
Bunun hesabının sorulması için savcılığa suç duyurusunda bulunacağım.
Muhtarlık yaptığı dönemden beri, banka hesapları araştırılsın, eğer ak süt gibi karşımıza çıkarsa, biz özür dilemesini de biliriz…
Peki…
Dediğimiz gibi çıkmazsa; muhtarlığı bırakacak mısınız veya sizler ne yapacaksınız..?
Yazarın Notu: Konuyu saptırmaya çalışanlar, Muhtarın İban paylaşmasını değil de, Barakfakih deresinde alkol aldığımızı, oradan muhtar tarafından kovulduğumuzu gündeme getirerek, olayın üstünü örtmeye çalışıyorlar. Bu bir acizliktir. Oysa ki, Muhtarın zaman zaman gazinolarda keyif çattığını bildikleri halde, bu şekilde yorum yapmaları da ikiyüzlülüklerini ortaya koymaktadır.

Share
1244 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+7 = ?