logo

İlçemizin iti BADEM

Üç beş ayda bir hakkımızda ileri geri konuşanlar oluyor, olacaktır, olsun benim için fark etmez ben kendi vicdanım ve beni yaratanın koyduğu ölçülerle her işimi yapar ve yürütürüm. Memleket sevgimden, şehrimin insanının faydasından başka bir çıkışım olamaz, olmamıştır. Delikanlılığın kitabını yazmak gibi bir niyetim yok. Kim bu şehre ve insanına zarar vermek için ortaya çıkarsa ben buradayım karşısındayım. Ramazan KESTANE’nin şahsıyla işi olan, gelir karşıma çıkar, yanlışımı anlatır beni ikna eder, bende yanlışım varsa dönerim. Perde arkası operasyonlar, korkakça fikir beyanları, beni mahkemelere vermeleri ne korkutur, ne yolumdan çevirir, ne de üzer.
Tarihin her döneminde kendisini yüceltmeye, gücü yetmeyenlerin toplum gözünde yücelen ya da yücelme yolunda olanları kendi seviyelerine indirme çabaları her zaman süre gelmiştir. Ben hiç bir zaman bu tür insanlara değer vermemişimdir. Onların yaptığı her girişime gülerek tevazu ile yaklaşmışımdır. Ama tabi ki herkesin belli bir sınırı ve sabrının tükendiği nokta vardır. Kendilerini her şeyin merkezi sayan, aslında merkez değil, merkez kaç güç ve odak oluşturanlara benim vereceğim en güzel cevap; ben bu it ağızlarını yutmam’ olacaktır.
Neyse; konunun bütünlüğünü bozmayalım; Köpek denilen yaratığın hepimizin yanında saygın bir yeri vardır. O sevimli hayvan hepimizin derin bir sevgisini kazanmıştır. Hepimiz; kediler nankördür ama köpekler sadık dostlarımızdır demez miyiz?
İnsan fosilleri ile birlikte bulunan kalıntılar göstermiştir ki, biz insanların köpekler ile dostluğu 10 bin yılı aşkın bir süredir devam etmektedir. Biz insanoğlu köpeklere karşı sonsuz bir güven ve sempati ile bakarız. Hatta köpeklerin sadakati o kadar hoşumuza gider ki onların sadakatini biri birimize örnek gösteririz. Köpeğe ve onun sadakatine duyduğumuz sonsuz güvenle malımızı, canımızı, namusumuzu ona rahatlıkla emanet ederiz. Hepimizin sıkıntıya düştüğümüzde ilk başvurduğumuz polisimizin yanında değil midir köpekler. O hassas koku alma duyusu ile polisiye vakalarda hep köpekler orada değil midir? Depremde arama tarama faaliyetlerinde onun koku alma duyusu ve sadakatinden faydalanmaz mıyız? Çocuğumuzun en çok sevdiği hayvan köpeği değil midir? Hepimizin çocukluk yıllarında mutlaka birer köpek dostumuz yok mudur? Hatırlayın o tatlı mutlu sıcak günlere dönmüş olursunuz. Evden annemizden gizli et, süt ekmek taşıdığımız o sevimli dostlarımızı hatırlayın…
Yalnız toplumda köpeklerle ilgili çelişkili düşüncelerde vardır. Mesela son zamanlarda tanımış olduğum, ilçemizin iti BADEM var. Bu BADEM, sahiplerine o kadar düşkün ki, Köpeklerle ilgili kullanılmış birçok atasözü var. İyilerini köpeklere, kötülerinide, bizim BADEME kopuğuna gönderiyorum. Anlayacağınız it avına değil, it arşivi avına çıktım.
Buyurun efendim başlıyoruz.
‘Kemik parçası bulan itin etrafında bir sürü it dolaşır’ sözü itler için söylenmiş en oturaklı atasözlerinden birisidir. Zira itler kemiği çok severler.
‘ak it kara it, ikisi de ittir’ sözü de itin itten bir farkı olmayacağını renk faktörünün itlere bir üstünlük sağlamayacağını vurgulayan bir atasözüdür. Anlayacağınız itler arasında renk ten kavgası olmaz.
‘Adam olana bir söz yetişir, it olana bin söz yetişmez’ ata sözü de itlerin laftan anlamayacağını boşuna kendimizi yormamamızı öğütleyen özlü bir sözdür.
‘İt nedir ki kotan çeksin’ halk deyişi de itin yapacağı işlerin itlikle sınırlı kalacağını, kotan çekmek gibi (Bir tarım aleti) yararlı bir işi yapamayacağını vurgulaması açısından önemlidir.
Hani birde sık sık kullanılan yerini tanımayan, birileri sayesinde bir yerlere geldiği halde bunu kendinin başardığını zannedenler için, haksız yere böbürlenenler için kullanılan bir atasözü vardır; benim çok hoşuma gider ‘ it araba gölgesinde yatar, sanır ki yattığım benim gölgem’ sözü de oturaklı bir sözdür.
‘İte bak yattığı yere bak’ sözü de haddini aşanlara yerini bilmeyenlere, kendini olduğundan büyük gösterenler için kullanılmış oturaklı bir atasözüdür.
Örneğin itlerin şecerelerini ortaya koyma açısından kullanılmış bir sözde ‘İt soyudur’ Bu söz bazen insanlıktan çıkan, insan soyuna uygun hareketler yapmayan iki ayaklı itler için söylenmiştir.
Her zaman birileri gelip ayağımıza dolaşıp, başımıza bela açamaya, dövüş kavga çıkarmaya çalışmazlar mı? Bu tür bela çıkarmaya çalışanlara karşı sabır gösterenlere ‘ayağına dolaşan ite, hoşt demez’ sabrını son sınırına kadar zorlar tabirini kullanırız.
Her vesile eleştirdiğimiz Türk filmlerinde hır-gür çıkaran esas oğlanı rahatsız eden, esas kıza sulanan sarkan kor- kopuk tipli insanlara ‘it takımı’ demez miyiz?
Zamanı geldiğinde istemeden verilen rüşvet ya da bir işin olması için geçtiğimiz bir iltimas için (dikkat edin istemeden diyorum kimse heyecanlanmasın) ‘itin önüne kemik attım’ tabirini kullanmaz mıyız? Hepiniz kullanırsınız yapmayın. Sırf bana tepki vermek muhalefet yapmak için aramayın Allah aşkına.
Görevi olmadığı halde araba kapısı açanlara, (Bakın görevi olmadığı halde diyorum, ekmek parası için yapanlara saygım sonsuz) yalakalık olsun diye her türlü pis işe koşanlara ‘it gibi yalanıyor’ demez miyiz sevgili okurlarım.
Ağaların yamakları, efendilerin uşakları da it, kopuk tayfasından çıkmaz mı?
Araştırın bana hak vereceksiniz.
‘Kudurmuş it sahibini tanımaz’ sözü de it takımına pekte güvenilmeyeceğini vurgulaması ve bizleri uyarması açısından önemli bir sözdür.
‘itler efendileri için koşar ama kendileri için avlanırlar’ sözü etrafında adam gibi adamlar değil de it kopuk gezdirenler için dikkate alınması gereken bir sözdür.
‘Komşularından av kapmak aslanlara ayıptır; itlere değil’ sözü aslanla itin arasındaki asalet farkını vurgulaması açısından önemlidir.
Diğer yandan fakirin fukaranın hakkını, yetimin ekmeğini elinden almak için birlikte çalışan iş birliği yapanlar için ‘ bu itler aynı yalaktan su içer’ tabirini kullanmaz mıyız?
Son günlerde sağda, solda , orda, burda bir it havlamış. Sağ olsun dostlar gelip söylediler; bir cevap ver dediler. Ne cevap vereyim diye düşündüm.
En iyisi, HOŞT dedim.
Kalın Sağlıcakla…

Share
142 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+9 = ?