logo

KATLİAM GERÇEK !

KATLİAM GERÇEK !
Büyük gemiler de yok artık bayım
Büyük yelkenler de
Büyük kâğıtlar yakmak istiyor şimdi canım.
İşte az önce bir karabatak daldı suya
Bir süredir kayıp
Dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya
Ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.
Kasımpatıları kadar acı kokuyorum biliyorum.
Ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen
Yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?
Bir gül, bir güle derdi ki görse
Yalan söylüyorum
Güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım
Didem Madak
19 Aralık 2000’de cezaevlerine gerçekleştirilen operasyon, holding medyasında “Sahte oruç, kanlı iftar”, “Hayata Dönüş” gibi başlıklarla yer almıştı.
Hatırlar mısınız bilemem ama o dönemde “F tipi operasyon ”unda Ölüm oruçları sürdürülen tüm cezaevlerine, gaz bombaları, silah ve iş makinelerinin kullanıldığı operasyonlar düzenlendi. Tutuklular kendilerini yaktı. 8 tutuklu ve 2 jandarma öldü.
Aradan geçen 11 yılın ardından Bayrampaşa Cezaevindeki o operasyonda cezaevinde uzman jandarma çavuş olarak görevli olan Altan Sabsız şunları söylüyor: “Doğru bildiklerimi söylemeye mecburum. Yanan koğuştaki tutuklular teslim olmak, dışarı çıkmak istedi ama kapılar açılmadı, itfaiye bile yangına müdahale etmedi.” Sabsız, Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 5 Temmuzda verdiği ifadesinde, “Mahiyetini bilmediği değişik gaz bombalarıyla müdahale edildiğini, yanan koğuşta teslim olmak isteyenlerin dışarı çıkarılmadığını, yangına müdahale edilmediğini, yanan tutukluların üzerine yanıcı madde sürülmüş battaniye atıldığını” söyledi. Ayrıca, Sabsız’ın ifadesi, resmi açıklamalardaki “Mahkumların silahla direndiği iddiasını” da yalanlıyor. Sabsız, ifadesinde şu noktalara yer verdi: “Ankara Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı (JKÖAK) birliğinden gönderilen ve tam olarak nereden geldiğini bilmediğim başka personel içeri girerek ateşli silahlarla müdahale ettiler. Tutuklu ve hükümlüler, kendilerini koğuşlara kilitleyerek karşı koydular. Cezaevi duvarları ve tavan betonları delinerek koğuşlara mahiyetini bilmediğim ve envanterimizde bulunmayan değişik gaz bombalarıyla müdahale ettiler. Uzun süredir teşkilat içinde bulunuyor olmama rağmen daha önce hiç görmediğim özel otomatik tabancalar ile müdahale yapıldı.”
Sabsız’ın “Operasyonun üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen herhangi bir şekilde ifademize başvurulmamış olması, beni bu konuda ifade vermeye ve doğru bildiklerimi söylemeye mecbur bıraktı” diyerek verdiği ifadesi, olayla ilgili 39 erin yargılandığı davanın görüldüğü Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesine yollandı.
19 Aralık 2000 günü 20 cezaevine birden başlatılan ve 10 bin güvenlik görevlisinin görev aldığı operasyonlar sonucunda 30 tutuklu yaşamını yitirirken, yüzlerce kişi de yaralanmıştı. Güneri Civaoğlu’nun bu operasyona dair bir yazısında, önce bu operasyonların kaçınılmazlığına dair olarak kamuoyunun oluşturulduğu, ardından da resmi olarak “Hayata Dönüş” olarak adlandırılan operasyonlar için düğmeye basıldığı dile getiriliyordu.
F tipi cezaevlerinin mimarlarından olan ve Operasyon sırasında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü görevinde bulunan ve Ali Suat Ertosun’a 2004 yılında AKP hükümeti kararıyla Devlet Bakanı Cemil Çiçek tarafından ‘Devlet Üstün Hizmet Madalyası’ verilmişti. Çiçek bugün Meclis başkanı.
Hukukun tamamen ayaklar altına alındığı bu operasyonlar sırasında dönemin Adalet Bakanı ise, aynı zamanda bir hukuk profesörü olan Hikmet Sami Türk’tü.
Bayrampaşa Cezaevindeki o operasyonda cezaevinde uzman jandarma çavuş olarak görevli olan Altan Sabsız’ın aradan geçen 11 yıl sonra itiraf ettiği gerçekler, holding medyasını yalanlıyor.
Bir devlet politikası olarak benimsenen F tipi cezaevine geçiş için devlet o dönemde, kendi cezaevlerinde bulunan tutuklulara karşı, ‘müdahale’ kavramıyla açıklanamayacak biçimde, ağır silahlarla savaş açtı.
Aradan geçen zamanda, bu operasyonun ‘Tufan’ adlı plan dahilinde yapıldığı da ortaya çıkmıştı. Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, plandan haberdar olmadığını söylemiş, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ise, devletin ortak kararı olduğunu belirtmişti. Dönemin bakanlarının çeliştiği bu sorunun yanıtı, aynı tarihte beş tutuklunun öldüğü Çanakkale Cezaevi davasının dosyasından çıktı. Belgeye göre müdahale, ‘Adalet ve İçişleri bakanlıklarının koordineli istişaresi’ sonucunda kararlaştırıldı. Karar da operasyondan 10 saat önce Ankara’dan tebliğ edildi. Kararı şu isimler tebliğ etmişti: Adalet Bakanlığı Müsteşarı İhsan Erbaş, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun ve Tümgeneral Osman Özbek.
Zaman içinde ortaya çıkan yeni bilgiler ve yapılan itirafların, bu F tipi katliamın sorumlularının yargılanmalarını ve cezalandırılmaları gerektiğini bir kez daha ortaya koyduğunu söylemeye gerek var mı?
Bu da yetmez. Tüm bu gerçekler, F tipi cezaevlerinin ‘lüks otel odaları’ olduğu iddiasının da, bir plan dahilinde üretilmiş bir yalan olduğunu da ortaya koyduğuna göre, cezaevleri düzeninin de değişmesi gerekir.

Share
145 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+5 = ?