logo

04 Ekim 2021

YİNE BİLİM, OKUL, BARINMA SORUNU


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

            Bu satırlarda çok kez bilimden, okumanın öneminden, ülkenin cehaletten uzaklaşmasının öneminden bahsettik. Donanımlı insan yetiştirmek, cehaletin karanlığını dağıtmak, iyi ve bilimsel bir eğitim ile mümkündür.

            Bilimsel eğitimin en yüksek noktası da üniversite eğitimidir. Üniversite derken, niteliksiz ve yetersiz, sadece adı üniversite olan bazı yerlerden bahsetmiyorum. Gerçekten üniversite kimliğine sahip, bilimsel düzeyi yüksek kurumlar bahsedilen faydayı sağlayabilir.

            Her şehre üniversite açmakla övünmek, ancak sonrasında bu şehirlere üniversite okumaya giden gençlere kalabilecekleri, asgari insani şartları karşılayan yerler verememek ne tür bir eğitim politikasıdır? Üstelik bu durum sadece mevcut hükümetin sorunu değil. Yaklaşık otuz yıl önce de şehir dışına okumaya giden üniversite öğrencilerinin barınma problemi bir numaralı gündem idi.

            Parklarda yatan üniversite öğrencilerini görüp, yüreği sızlamadan “bunların niyeti başka” diyenler elbette olabilir. Ancak siyasi iktidarın böyle bir hakkı yok. Ne yapıp edip üniversite okumak için şehir değiştiren çocuklarımıza yatacak sıcak bir yatak vermek zorunda.

            Gerekli gereksiz her iş için bol bol bina diken bu ülke, Anadolu’da üniversite okumak için çabalayan çocuklarına da yatacak yer göstermek zorundadır. Üstelik öğrenci yurtlarının tarikatlara, cemaatlere ve benzeri yapılara teslim edildiğinde başımıza ne işler geldiğini yakın geçmişte gördük. FETÖ denen illetin eleman kazanmasının en önemli yolu, kalacak yeri olmayan üniversite öğrencilerini tavlamak idi. Zamanında bol bol yurt olsa ve bu çocukların barınacağı yerler olsa FETÖ bu derece güçlenir miydi?

            Hemen her gün FETÖ ye lanet edip, sonra da bu örgütün eleman kazanmasına yarayan en önemli eksikliği kapatmamak büyük bir çelişkidir. Devlet, okumak isteyen çocuklarına kalacak yer sağlamak ve kurda kuşa yem etmemek zorundadır.

            Parklarda yatan öğrencilerin insani koşullarda barınmalarının sağlanması gereklidir. Esas beka meselesi de budur. 

Share
490 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...