logo

07 Şubat 2022

CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇU


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

            Cumhurbaşkanına hakaret suçu yeni bir suç değil. Cumhuriyet kurulduğunda ülkeye yeni bir ceza kanunu yapılması için harekete geçilmiş ve o dönemlerde sistematiği en iyi olan İtalyan Ceza Kanunu esas alınarak, toplumumuza uygun ekleme ve çıkarmalar yapılarak Türk Ceza Kanunu hazırlanmış ve 01.03.1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Cumhuriyetin yeni rejimi parlamenter sistem olduğundan, ülkeyi başbakan ve seçilmiş milletvekillerinden oluşan bakanlar kurulu yönetecektir. Yakın geçmişe kadar da ülke bu şekilde yönetildi. Ancak bir de Devletin Başı sıfatı ile Cumhurbaşkanlığı makamı ihdas edilmişti. Cumhurbaşkanı fiilen idareye katılmasa da Başkomutan ve Devletin Başı sıfatları ile donatılmış ve en önemlisi de tarafsız bir kişi olduğundan bu makama özel önem verilmiştir. Ceza Kanunu’na Başbakan’a Hakaret diye bir suç konulmamıştır. Yani başbakana küfretmek ile komşunuza küfretmek aynı maddeden aynı cezaya almanıza neden olurdu.

            Çünkü başbakan seçimle gelir ve halkın ondan hesap sorma yetkisi vardır. Bu kapsamda bazen ipin ucunu kaçırıp küfür de edilmiş olsa, sade vatandaştan farkı olmayan başbakana hakaret sade vatandaşa hakaret ile aynı cezayı gerektirecektir. Oysa Cumhurbaşkanı devletin birliğini temsil ettiğinden ve tarafsız olduğundan ona küfür ya da hakaret edilmesinin sonucunun daha ağır olması makuldür.      

Ancak yakın dönemde parlamenter sistem lağvedilerek başbakanlık yetkisi Cumhurbaşkanı’na verilmiş, Cumhurbaşkanı’nın partili olması ve seçimle belirlenmesi mümkün hale getirilmiştir. Artık memleketi idare eden, kabineyi belirleyen seçimle gelen Cumhurbaşkanı millete karşı sorumlu hale geldi. Bu kapsamda vatandaş artık Cumhurbaşkanı’na karşı seçmenlikten kaynaklı eleştirme ve hesap sorma hakkına da sahip olmuş oldu. Ancak Cumhurbaşkanı’na Hakaret suçunu tanımlayan 299. madde TCK’da yerini korudu. Böyle olunca başka amaçlarla getirilmiş Cumhurbaşkanı’na Hakaret suçu, iktidarın muhalifleri sindirmesi için kullanılabilecek bir araç haline geldi. Yarın seçimler sonunda Millet İttifakından bir Cumhurbaşkanı çıkar ise bu madde bu kez de, Cumhur ittifakı taraftarları için uygulanabilir. Oysa seçimle işbaşına gelen kişiye özel yasa koruması verilmesi hukuka uygun değil.

Elbette Cumhurbaşkanı’na hakaret eden kişi ceza almalıdır. Ancak sıradan hakareti düzenleyen madde zaten TCK’da 125. maddede mevcut. Ayrıca sadece Cumhurbaşkanı’nı koruyan bir madde parlamenter düzende anlamlıydı. Ancak partili Cumhurbaşkanlığı sisteminde seçilmiş bir kişi olan Cumhurbaşkanı’nın özel olarak korunması bu maddenin siyasi amaçlarla kullanılmasına da sebebiyet verebilir. Bu nedenle parlamenter sistemin ortadan kalkmış olması ile artık Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunun da kaldırılması, bu tip hakaretlerde TCK m:125 ‘e göre ceza verilmesi gerekir.

Son olarak gündemle ilgili olduğundan değinelim. Sedef Kabaş’ın eylemi suç teşkil ediyor ve ceza alması da gerekir. Ancak ağır suçlarda uygulanması gereken tutuklama tedbirinin alt sınırı 1 yıl olan ve cezasının ertelenmesi mümkün olan bir maddede uygulanması hukuk skandalıdır. Cezası 1 yıldan 4 yıla kadar olan bir suçtan tutuklama kararı verilmesi son derece yanlış. Failin yargılanıp sonunda verilen ceza cezaevinde infazı gerektiriyorsa elbette cezaevine girecektir. Ancak tutuklama tedbiri, henüz karar verilmeyen, yani henüz ceza almamış kişinin tedbiren cezaevine alınması anlamına gelir. Cinayet, Gasp, Cinsel Saldırı, Terör Örgütü Üyeliği ve buna benzer ağır suçlar için uygulanan tedbirin hakaret için uygulanması hukuk sistemimizin halini de ortaya koyuyor.     

Share
793 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...