logo

26 Eylül 2019

Zalime Eyvallahımız Yok..!


Mehmet Güler
mehmet@kestelyore.com

     Sevgili okurlarım; Erdoğan,”Sistem değiştireceğim” dedi, referandum yaptı, Atı aldı Üsküdar’ı geçti.

     Sistemin ismi: Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi kondu.

     Tam da, ismine uygun icraat yapmaktadır.

     Bu sistemin Türkiye halkıyla ilgisi yoktur. Kim Cumhurbaşkanı ise, onun hizmetinde, o kişinin arzu ve isteklerine göre işliyor. Gayri kurumlarıyla işleyen bir devlet, söz konusu değil. Zira, kurumların fonksiyonu yok edildi. Yasama nerede bilen var mı, Milletvekilleri ne işe yarıyor, Biz niye onları seçtik, Devlet neden kendilerine para veriyor..? Bu sorulara mantıklı bir cevap vermek mümkün değil. Görevi, Adaleti temin etmek olan yargı sistemi, adaleti katleden kuruma dönüşmüştür. Kısacası, yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla, kurumlarıyla, kuruluşlarıyla işleyen bir devlet yok. Erdoğan’ın kararname ile yönettiği bir ülke var.

     Ekonomi ekside, Demokrasi rafta, Dış politika çıkmazda, Devlet yok, Düzen yok. Cumhurbaşkanının şahsına münasır bir sistem var. Kendisinin veya kendisine biat etmiş yalakaların çıkarlarına uygun icraat yapıyor. Türkiye’yi zulüm, yalan, talan, fitne, fesat, kibir ülkesi haline getirmişler. Türkiye halkının ulusal kurtuluş devrimiyle elde ettiği bağımsızlığı ve özgürlüğü elinden alınmıştır. Faşizan uygulamalarla zorbalık yaparak, halkı talan ve zulüm sistemine boyun eğdirmeye çalışıyorlar. Muhalefet, halkın hakkı, hukuku için direndikçe onlar zorbalığın dozunu artırıyorlar ve kendi sonunun fermanını imzalıyorlar.

     Evet efendiler, boşuna kendinizi yormayın. Hak, hukuk, adalet, eşitlik, özgürlük kavgasında size asla boyun eğmeyeceğiz. Ülkemize hak, hukuk, adalet, eşitlik, özgürlük gelinceye kadar direnişe devam edeceğiz. Hakkımız ve onurumuz için her türlü bedeli ödemeye hazırız. Makamı, gücü ne olursa olsun Allah’tan başka hiç bir zalime eyvallahımız yoktur.

      Zalimlerin Türk yargısına hesap verme günleri yakındır. Bugün zalimlik yapanlar, yarın Fetocuların bugün düştükleri duruma düşecekler, bundan hiç şüphem yok. Beni dinleyin, gelin biraz aklınızı kullanın ve düşünün. Zulüm ve yağma sisteminden biran önce vazgeçin ve terk edin. Dediğimi yaparsanız, sizin için daha hayırlı olur. Aksi taktirde sonunuz çok kötü olacaktır.

     Eğer, Türkiye halkının çıkarını düşünüyorsanız yapacağınız 3 şey var.

  1. Yağmadan vazgeçip, üretim yapmak.
  2. Zulümden vazgeçip, eşitlik ve özgürlük sistemi kurmak.
  3. Dış politikada, maceradan vazgeçip realist dış politika uygulamak.

Bunlar hepinizin bildiği gerçeklerdir. İkinci bir seçenek yoktur. Doğru yol varken, sapık yolda ısrar etmeyin. Türkiye halkına daha fazla acı çektirmeyin. Yoksa, siz daha beterini çekeceksiniz. Almayın mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.

Share
818 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...