Son Dakika


Sosyal medya, artık hayatımızın bir parçası. Kimimiz haberleri ve gündemi bu mecradan takip ederken, kimimiz akraba ve arkadaş çevresi ile buradan iletişim kuruyor. Ancak yüz yüze iletişime göre bambaşka bir iletişim türü olduğundan insanlar çok daha rahat ve fütursuz olabiliyor. Hele gerçek adıyla değil de başka isimle hesap açılmış ise her türlü şeyin yazılabileceği gibi bir algı mevcut. Sosyal medyanın o kadar da özgür olmadığını anlamak için başınızın belaya girmesini beklemenize gerek yok.
İnsanların yüz yüze iken söylediğinde suç teşkil edecek her şey sosyal medya üzerinden söylendiğinde de suç. Bu konunun iki yönü var. Birincisi sıradan vatandaşların birbirleri hakkında yorumları ya da birbirlerine sarf ettikleri sözler. Tanışıyor olsunlar ya da olmasınlar insanların birbirlerine sosyal medyadan küfretmesi, tacizde bulunması mağdur tarafın şikâyeti üzerine mahkemelere taşınabilecek bir durum. Ancak ünlü kişiler ve özellikle siyasilerle ilgili yorumlarda çok dikkatli olunması gerek. Son yıllarda ünlü insanlar ve siyasilerle ilgili doğrudan şahsına olduğu kadar, ailesine, eşine, çocuklarına yönelen hakaretler ciddi tepki çekmeye başladı ve yaptığınız yorumun yayılması da kişinin ünüyle doğru orantılı. Nasılsa kimse görmez düşüncesiyle dalga geçen ya da hakaret içeren bir yorumu yaptığınızda, o kişiyi seven insanlarca bu yorum hemen kendisine ya da ilgili kurumlara ulaştırılmakta. Siz belki birkaç dakikada yazıp sonrasında unuttuğunuz bu yorumu, aylar sonra gelen savcılık tebligatı ile hatırladığınızda ise iş işten geçmiş oluyor. Son yıllarda sosyal medyada suç işlemiş olan müvekkillerimin sayısındaki artış hiç de az değil. Bunların çoğu sinkaflı küfürler nedeniyle yargılanmakta ve bize de pek fazla söyleyecek laf kalmıyor. Gerçekten eleştiri sınırında kalınmış ise, iyi sonuçlar alabilmemiz daha olası.
Bu nedenle sevmediğiniz bir siyasi kişilik hakkında yorum yaparken eleştiri sınırları içinde kalmalısınız. Elbette insanların son yıllarda hükümeti eleştirmekten korktuğu, basit eleştirilerde dahi soruşturmaya uğradığı bir gerçek. Bahsettiğim konuda dikkatli olmak tamamen suskun kalınması olarak algılanmamalı. Yargıtay’ın uygulamasına göre siyasiler başta olmak üzere ünlü kişilerin diğer insanlara göre daha ağır eleştirilere katlanması gerekli. Ancak bu, galiz küfürler etmek değildir. İktidarı eleştirdiği için insanlar hakkında soruşturmalar açılması ne kadar yanlış ise, bir siyasi kişiliği eleştirmek kılıfı altında ona ve ailesine küfür ve hakaretler yağdırmak da suç teşkil etmektedir.
Sosyal medyayı kullanırken çok dikkatli olmanızı, on düşünüp bir yazmanızı tavsiye ederim. Ülkemizde ifade özgürlüğünün ve yargı bağımsızlığının sıkıntılar içinde olduğu bu günlerde bu hususa çok daha dikkat ederek eleştiri ve muhalefeti sürdürmek de yarar var. Konu sadece iktidarla ilgili de değil. Bazı muhalefet parti lider ya da mensuplarına ve ailelerine de ağır hakaretler sosyal medyadan yapılabiliyor. Bu kişiler hakkında soruşturma ve davaların diğerleri kadar yoğun olmasa da yargıya intikal ettiği bir gerçek.
Televizyon izlerken ettiğiniz küfürler yargıya taşınmasa da, sosyal medyada edeceğiniz küfürlerin çok net deliller bırakarak ceza almanızı garantilediğini unutmamanız gerek. Küçük bir notla bitirelim. Futbol maçı izlerken twittera küfürlü yorum yazan bir vatandaşın yargılandığı davada yargıç ve avukat arasındaki diyalog şuydu:
Yargıç: “Avukat Bey aslında ben de küfrettim o futbolcuya. Maçın içine etti. Ama senin müvekkil twittera yazmış.”
Avukat: “Laf aramızda ben de Fenerbahçeliyim. Ben de küfür ettim ama müvekkilim genç bir insan. Elinden telefon düşmez. O da twittera yazmış. Beraatını isterim.”
Tabi yargılanan genç vatandaş, hâkim de avukat da küfrettiğine göre yırtarım diye düşündü ama cezayı aldı. İşte sosyal medya böyle bir şeydir. Küfürsüz günler…
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
25 Nisan 2026 Yazarlar
25 Nisan 2026 Yazarlar
24 Nisan 2026 Yazarlar
23 Nisan 2026 Yazarlar