logo

12 Kasım 2025

Barış için mücadele etmeliyiz!


Mehmet Güler
mehmet@kestelyore.com

Sevgili okurlarım.
İnsanlık tarihi, sürekli kendini tekrarlayan mekanik bir olgu değildir. Diyalektik olarak sürekli değişim halindedir, dolayısıyla bir kaç yıl önce günün en önemli meselesi veya baş çelişkisi bu gün geçerli olmayabiliyor. Daha doğru bir ifadeyle ekonomik, sosyal ve siyasal öncelikler tarihi momente göre değişiyor. Bu nedenden ötürü, şu anda bizi en çok mağdur eden olay nedir, onu bilinçli ve sağ duyulu bir şekilde tespit etmemiz şart. Yaşadığımız coğrafyada, insanlarımızın çektiği acılara derman olmanın başka bir yolu yoktur. O zaman kendimize ilk soracağımız soru şu olmalı mağduriyetimizin birinci derecede sebebi nedir.
Bu durumu bilmek için özel bir çaba harcamaya lüzum yok. Şu anda insanlarımızın baş düşmanı; zalimlerin zulüm ve savaş düzenidir. Çağımızın realitesi adaletsizlik ve savaş olduğuna göre, savaş ve zulmün asıl mağdurları biz mazlum milletler ve emekçiler olduğumuzdan dolayı, barış ve adelet için mücadele etmek bizim için zorunlu tarihsel görevdir.
Bölgedeki savaşların bize en ufak bir getirisi olmadığı gibi, büyük maddi külfete ve katliamlara sebep oluyor. Her neyse hepinizin bildiği bir gerçeği çok fazla detaylı yazmayı anlamsız buluyorum .
Gerçek şu ki, bize dayatılan savaşlar emperyalistlerin silah temellerine ve onların üzerimizde egemenlik kurma savaşıdır.
Bizim için tek kurtuluş yolu kendi aramızdaki savaşlara amasız, fakatsız bir an önce son vermeliyiz ve en hızlı bir şekilde halklar ve kişiler arasında adaleti sağlayacak bir, adelet düzeni kurmalıyız.
Benim; barış ve adalet için mücadele etmem iyi niyet falan değil, somut durumun somut tahlilidir.

Share
2450 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...