logo

06 Aralık 2020

BASIN VE ÖZGÜRLÜK


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

Hangi ülkede olursa olsun Ekonomi ve Maliye Bakanı’nın istifası çok önemli bir gelişmedir. Haber değeri de elbette yüksektir. Gazetecilerin, televizyoncuların heyecanla bu haberi takip etmesi, kamuya ulaştırmak için birbirleriyle yarışması gerekir.

Oysa yakın tarihte ülkemizde yaşananlar,  televizyon ve radyoların özgür olmayı bırakın, hükümet sözcülüğüne dönüştüklerini iyiden iyiye ortaya koydu. Varoluşu haber vermek olan televizyon kanalları, uzun süredir tartışılan bir bakan olan Berat Albayrak’ın instagram üzerinden yaptığı istifa açıklaması ile hiç ilgilenmediler. Televizyonlarda çok ilginç bir durum vardı. Adı herkesçe biline iki ya da üç muhalif kanal dışında hiçbir haber kanalı Maliye Bakanı’nın istifa haberine yer vermediler. Eskiden olduğu gibi televizyon kanalları haberi vermediklerinde halk öğrenemiyor olsaydı, belki bu sansür işe yarardı.

Ancak şu anda her evde birkaç tane akıllı telefon ve ucunda internet var. Daha instagram paylaşımı yapılalı 10 dakika olmamıştı ki, memleketin tüm aile ve arkadaş gruplarında bu paylaşım yayıldı. Herkes whatsapp üzerinden konuştu, haber doğrulatıldı. Çeşitli sosyal medya sitelerinde konu enine boyuna tartışıldı. Bizim kanallar sus pus. Herkesin zaten bildiği bir haberi gizlemenin bir anlamı ve faydası yok aslında ama esas olan şu ki izin almadan bu haberi yapmaktan belli ki çekiniyorlar. Bu durum özgür demokrasiler için kabul edilebilir değil. Ancak bu durumun kanıksanmış hale gelmesi, normal karşılanması da kabul edilebilir değil. Ortadaki bu garip durum, olmadığı söylenen ama hissedilen baskılar daha ne kadar sürdürülebilir. Ekonomik gidişatın, biraz da pandemi nedeniyle kötü oluşu karşısında bir de seçmenle dalga geçer gibi uygulamalara devam edilmesinin hükümete bir şey kazandırmayacağını söyleyen de yok herhalde.

Ülke, istifa anındaki gibi bazı zamanlarda internetten gizli gizli haberleşen kocaman yapıya dönüşüyor. Sanki televizyon söylemezse gerçek olmazmış gibi bir hissiyata sahip olan benim kuşağımda bu biraz daha tuhaf kaçıyor. Hala TV ekranında görmeye çalışıyorum haberi doğrulatabilmek için. Aslında televizyon çoktan ölmüş. Bunu bu son olayla fark ettim. İnternet, haberciliğin, basının ve özgürlüğün yeni adı oldu. Hayırlı olsun.

Share
3732 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • YOK MU BU SESİ DUYACAK BİR BABAYİĞİT?

    13 Ağustos 2026 Yazarlar

         Bu ses neden duyulmuyor..?      Bu ilçede, Bir oda başkanı çıkıp, “Yaptığım görevden utanıyorum” diye isyan edebiliyor.      Çiftçinin sesinin duyulmadığını, artan maliyetler altında ezildiğini haykırıyor.      Aslında, “Yaptığım görevden utanıyorum” derken, ülkeyi yönetenlerin utanmaz olduğunu vurguluyor.      Ülkenin hiçbir kurumunda liyakat kalmamış, TÜBİTAK’ın başına, hayvanat bahçesi müdürünü atadıklarından bitmişti bu iş a...
  • Milletvekillerinin çabasını takdir ediyorum

    13 Ağustos 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Adı ne olursa olsun, asıl amacı 40 yıldan fazla süredir devlet ile PKK arasında süren silahlı çatışmaya  son noktayı koyma yasası mecliste 467 millet vekilinin oyuyla kabul edildi.      Yani bu 12 maddelik çerçeve yasanın Türkiye’nin başka her hangi bir sorununu çözmeyle alakası olan bir yasa değil. PKK’nın feshini ve dolayısıyla uzun senelerdir devletin PKK ile  savaşını sonlandırmayı hedefliyor.      Ne yalan söyleyeyim, ben son yıllarda kendi...
  • Türkiye Yeni Bir siyasi  Dönemin Eşiğinde

    03 Ağustos 2026 Yazarlar

         Yeni değişim derken; sn. Özgür Özel'in yeni partisi Türk siyasi tarihinde benzeri olmayan bir örnekle,  siyasi tarihinde yerini ana muhalefet partisi olarak aldı.      Türk siyaseti zaman zaman köklü kırılmalara sahne olmuştur.      Bugün de siyaset kulislerinde en çok tartışılan başlıklardan biri, Özgür Özel'in öncülüğünde şekillendiği öne sürülen yeni siyasi hareketin nasıl bir etki oluşturabileceğidir.  Henüz yolun başında olmasına rağmen, bu oluşumun siyasete ...
  • ÖNCE KAFA YAPISI DEĞİŞMELİ..!

    02 Ağustos 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım;     Bizim köylü, Dursun amcanın benim yaşıtım Keko isminde bir  oğlu  vardı. Keko, bir gün evden kaçmış, yaklaşık bir ay sonra Keko’nun annesi evlerinin güney tarafındaki yoldan takım elbiseli bir gencin geldiğini görüyor, tanıyamadığı için kocasına dönüp “Dursun  ağa, şu yamaçtan gelen delikanlı kimdir acaba” diye soruyor. Dursun amca o tarafa bakıyor ve gelenin, oğlu Keko olduğunu anlıyor karısına dönüp şöyle bir cevap veriyor “Şahhanım o gelen bizim sıpamız fakat s...