Son Dakika


Sevgili okurlarım; Geçtiğimiz Cumartesi günü evimi yağmur suyu bastı. Hemen sayın belediye başkanımızdan yardım talebinde bulundum, sağ olsun anında gerekli ekipmanı yolladı ve kısa zamanda su tahliye edildi. Ayrıca, işçi ve temizlik malzemeleri göndererek evi temizlemede bize gerekli destekte bulundu, olayın üçüncü günü bizatihi evimize gelerek, geçmiş olsun ziyaretinde bulundu ve bir daha böyle bir olayın vukuu bulmaması için gerekenlerin yapılması konusunda, belediye personeline talimat verdi.
Zor anımda, mağduriyetimizin giderilmesini bize her türlü desteğini esirgemeyen başkan Ferhat Erol’a çok teşekkür ederim, saygılarımı sunarım ve Kestel halkına hizmette başarılarının devamını dilerim.
Gelelim bu sayıda ele alacağım konulara.
Birinci konu: CHP İstanbul İl örgütüne kayyum atanması akabinde, gelişen olaylar. Vallah sizi bilmem, ama ben bu kayyumun ne menem bir şey olduğunu anlayamadım. Zira, kayyum denilen baş belası her şeyi mılamat ediyor, milyonlarca insan kayyumdan dolayı mağdur durumda. Türkiye de kayyumdan dolayı nerdeyse seçme seçilme hakkının bir önemi kalmadı gibi, ayrıca kayyum nedeniyle yargı kurumları arasındaki uyumda allak bullak olmuş, hangi mahkeme neyden sorumlu belli değil, mahkemeler arasındaki organsal ilişkide yok olmuş. Bu durum devlet nizamının işleyişindeki düzeni bozmuş, anarşik bir durum söz konusu. Devlet kurumları yaptığı icraatları anayasanın hangi maddesinin hangi kanununa dayanarak yaptıklarını anlamak mümkün değil.
Gerçekten merak ediyorum, polis niye CHP İstanbul il binasına zorla giriyor. Kuvvet kullanarak parti üyelerini parti binasından zorla çıkarıyor bu insanların ne suçu var ki, mekanlarına zorla giriyorsunuz, eğer içeride suç işlemiş biri varsa mahkeme kararıyla gelir alırsınız, onun dışında polis vatandaşın evine, iş yerine, partisine, sendikasına, derneğine, tarlasına zorla giremez. Kısacası ben kayyum mayyum anlamam, suçu olmayan vatandaşın mekanına zorla giremezsiniz, yok öyle bir dünya. Türkiye Cumhuriyeti hacı ağanın çiftliği değil, hukuk devletidir. Herkes işini hukuka uygun yapacak, eğer bir kişi kanunları bilmiyorsa devlet kurumlarında görev verilmeyecek, yani makamı mevkii ne olursa olsun, hiç kimsenin kanunsuz iş yapma hakkı ve yetkisi yoktur. Devletteki bu başı bozukluğun kısa zamanda giderilmesi için TBMM bir an önce bu işe el koymalı, gereğini yapmalı.
Gelelim ikinci konuya: Sizi bilmem, ama ben bu Suriye meselesinden gına getirdim. Sanki bir el Türkiye Cumhuriyeti devletini itmiş Suriye bataklığına, orda boş şeylerle zaman kaybetmesine sebep oluyor. Yıllarca, Suriye devletini yıkmaya odaklandık ben defalarca yanlış yolda olduğumuzu Kestel Yöre’deki köşe yazılarımda beyan ettim, ama anlatamadım. Şimdide bütün enerjimizi Colani’nin Suriye de hakim olmasına harcıyoruz.
Sayın yöneticiler, bu devlet 86 milyon olarak hepimizin devleti, sizin yanlışınızın ceremesini hepimiz çekiyoruz, dolayısıyla rica ediyorum bizim uyarılarımızı da dikkate alın. Suriye toplumundan yapmasını istediğiniz şeyler, oranın şartlarına uygun olmalı. Eğer, yapamayacakları makul olmayan şeyler istenirse, Türkiye’nin başına çok büyük belalar açılır.
SDG’nin örgütsel varlığını sonlandırıp, Colani ve HTŞ’nin insafına teslim olmasını istemek, eğer Rojavaya vurmak için bahane aramak değilse, çok büyük öngörüsüzlüktür .
Çünkü, ne SDG’nin ne de HTŞ’nin konumu sizin tarif ettiğiniz entegrasyonuna uygun değil. Eğer, bir kişiden veya topluluktan makul olmayan bir işi yapmasını istiyorsanız, o işin yapılmasını istemiyorsunuz demektir. Colani ve HTŞ için Suriye de yaşayan kürtleri, alevileri, dürzüleri ve laikleri hedef almak çok yanlış bir bakış açısıdır. Suriye’deki bu kargaşanın bitmesinin tek çaresi Suriye toplumunun zorla değil, doğal ve barışçıl yollarla kaynaşmasıdır, bu anlamda bizim görevinizde onların işlerini kolaylaştıracak katkıyı sunmaktır. Bu arada SDG bahane adilerek PKK’nın feshinden sonra silahsızlandırma işinin uzatılması çok yanlış bir durumdur, acaba PKK kendini fes edip, silah bırakması birilerini mutsuz mu ediyor, burnuma hiç iyi kokular gelmiyor
Kuvvetle muhtemel kandan beslenenler, iç barışın sağlanmasını engellemek için devreye girmiş. Bu noktada, Türk milleti uyanık olmalı iç barışı sağlamaya engel olmaya çalışanların oyununa gelmemeli, benim görevim uyarmak gerisini size kalmış.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
20 Ocak 2026 Yazarlar
19 Ocak 2026 Yazarlar
17 Ocak 2026 Yazarlar
17 Ocak 2026 Yazarlar