logo

24 Aralık 2020

BELEDİYELER VE MANSUR YAVAŞ


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

         İktidarın sarsılmaz sanılan hakimiyeti belediye seçimleri ile hayli darbe yedi. İstanbul, Ankara başta olmak üzere pek çok şehirde muhalefet tarafından belediyeler kazanıldı. İktidarın en zoruna giden kuşkusuz İstanbul oldu. İstanbul’da tökezlersek Türkiye’de düşeriz lafı AKP Genel Başkanı tarafından slogan haline getirilen bir laftı. Seçim kaybedilince unutulmuş gibi yapılsa da unutulmadı.

         Ancak ilginç biçimde 25 yıldır düzgün bir başkana hasret kalan Ankaralılar kendi içlerinden dürüst bir başkan bulunca çok mutlu oldular ve başkanlarına sahip çıktılar. Bu durum iktidarı rahatsız etmiş olmalı ki son derece komik bir biçimde Mansur Yavaş’a saldırmaya başladılar. Yıllarca ülkede muhalefet sorunu var diyen iktidar, Ankara’da muhalefetin nasıl yapılamayacağının örneğini göstermeye başladılar. 40 yıldır Ankara’da yaşayan bu satırın yazarı da ilk kez bir hemşerisinin bu güzel şehri güzelce yönetmeye başladığına şahit olup mutlu olmuş bir insandır.

         Ölen dinozorlara yas tutmadığımız için utanmalı mıyız? Sayısız ağacı kesip abuk sabuk betonlarla bezenmiş Ankapark isimli ucubenin aslında muhteşem olduğunu savunmadığımız için hicap mı duymalıyız?  “Melih Başgaan” diye boş damacanalara sarılmadığımız için pişman mı olmalıyız? Güzel Ankaramızın en güzel meydanına dikilecek Atatürk heykelinin, Ankara Barosu avukatlarının parasıyla dikilecek olmasından pişman mı olmalıyız? Üstelik bu heykel kol saati gibi manidar bir saçmalığın yerine dikildiği için kıvanç duymaktan imtina mı etmeliyiz?

         Ülkenin genel halinin küçük bir yansıması bu şehirde olanlar. Ankaralılar Mansur Yavaş’ı sevdikçe boş biçimde kendisini itibarsızlaştırmaya çalışmanın kendilerine daha çok puan kaybettirdiğini göremiyorlar. Aynen İstanbul seçimlerini haksız biçimde tekrarlattıklarında daha büyük tokat yiyeceklerini göremedikleri gibi.    

         Muhalefetin liderleri bizzat iktidar tarafından oluşturuluyor. Unutmamak gerekir ki; Abdülhamit tarafından açılan okullarda Cumhuriyetin aydınlık kadroları yetişmişti.

Share
2790 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...