logo

14 Ocak 2019

CEREN DAMAR ŞENER ANISINA…


Gencecik bir üniversite öğrencisi, gencecik hocasını hiçbir şekilde izahı mümkün olmayacak, bir gerekçeden dolayı öldürdü.
Bu iki genç insanın bir hiç uğruna yok olması, yüreğime çok büyük bir acı verdi. Ama, şaşırmadım. Bu olay, bencillik hastalığının toplumu getirdiği noktayı işaret etmektedir. Bu tür cinayetler istisna olmaktan çıkmıştır, devamlı oluyor. Ve olağan hale gelmiştir. Ceren, olayını bir öğrencinin fevri hareketi gibi ele alamayız. Bu durum kendimizi aklama kurnazlığıdır. Her gün sıradan önemsiz nedenlerden dolayı onlarca insan öldürülüyor veya mağdur oluyor. Sizce bütün bunlar bizden bağımsız tesadüfü olaylar mı, Bizim bu işlerde dahlimiz yok mudur..?
Bence, hadiseyi kendimizden ötelemek için boşuna yorulmayalım. O iki genç insanın yitip gitmesinin suçlusu hepimiziz. Ne duygu sömürüsü, ne de sahte gözyaşları bizi temize çıkarmaz. Bu olaylar ortak eserlerimizdir. Egomuz ve hırsımız yüzünden havayı, akarsuları, denizleri kirletiyoruz. Doğayı tahrip ediyoruz bu vesileyle milyonlarca hayvanlar, kuşlar, balıklar, böcekler ölüyorlar ve bitkiler yok oluyorlar. Bütün bu katliamların sorumlusuyuz, bizim için katletme, tahrip etme, yok etme normal olmuştur. Yeter ki, egomuz tatmin olsun gerisi mühim değil.
Hastalık bellidir, peki çaresi nedir.?
Egomuz ve hırsımızla toplum olarak yüzleşmediğimiz sürece bu olaylar normal akışı içinde devam edecektir. Biz de, “mıy mıy” yapmaktan başka bir işe yaramayacağız.
Benim düşüncem, Şayet egomuz ve hırsımızla yüzleşme cesareti gösterirsek, bütün maddi ve manevi sorunlarımıza çare bulmamız mümkündür. Ceren’lerin ölmesini, Kara-Akarsu ve Deniz canlılarının katledilmesini veya yok edilmesini istemiyorsak, kafa yapımızı değiştirelim. Aksi taktirde, mevcut anlayışımızla işlenen bütün cinayetlerin faili olmayabiliriz. Fakat, faillerin suç ortağıyız. Söz konusu vahşilikler istisna değil, olağan hale gelmiştir. Kaynağı da, suçlusu da toplumun tümüdür. Duygu sömürüsü ve sahte göz yaşları yerine, hastalığın kaynağına inelim oradan çare bulmaya çalışalım.
Sözün bittiği yerdeyiz.
Bir şeyler yapmalıyız.
Hepimiz tehlikenin ne kadar büyük olduğuna şahitlik ediyoruz. “Benimle alakası yok” diyerek kendimizi aklayamayız.
Artık yeter; Ceren’ler ve başka canlılar öldürülmesin, bitkiler yok edilmesin, doğa tahrip edilmesin, hava-akarsular ve denizler kirletilmesin, bakış açımız ve karşı yönde duruşumuz bu yönde olmalı diyorum.
Eğer, niyetimiz Salih olursa; Allah bize yardım eder inşallah.

Share
234 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TESPİH

    23 Kasım 2020 Yazarlar

    Tespih, Allah adını anmak-zikretmek- anlamı taşır. Tespih aynı zamanda, kutsal sözlerin tekrar edilmesini saymak için kullanılan bir aracın adı olur. Tespih taneleri, bir ipe dizilerek, tespih halkası oluşturulur.  Müslümanlar, otuz üç ya da doksan dokuz tespih tanesinden oluşan tespihler kullanırlar. Müslümanlar, namazdan sonra, tespih duası yaparlar. Otuz üçer defa, sübhânallah, elhamdülillâh, Allâhüekber sözlerini tekrar ederler. Budistler, yüz sekiz, Katolikler, altmış dört tespih tanesinden oluşan tespihler kullanırlar. Ortodoks Y...
  • Homeopati ile savunmamızı nasıl canlandırabiliriz?

    14 Kasım 2020 Yazarlar

    Homeopati, savunmamızı geliştirmek için harika bir müttefik olabilir Enfeksiyonlara yanıt verme yeteneği, temelde bağışıklık sistemimizin durumuna ve savunmalarımıza bağlıdır. Yemek, duygusal dengemiz ve yaşamsal alışkanlıklarımıza dikkat etmek, bağışıklığımızın düzgün çalışması için temel dayanaklardır. Homeopati ayrıca Savunmamızı geliştirmek için farklı eylem ve düzeylerde büyük müttefikimiz olabilir. Her doktor ve hastası, her bir vakada bu olasılıkları nasıl uygulayacaklarını bulmalı ve tanımlamalıdır. Homeopatik ilaçları...
  • DEPREM VE YAĞMACILIK

    13 Kasım 2020 Yazarlar

             İnsan özünde iyi midir kötü müdür sorusu, felsefenin sağlam tartışma alanlarından biri. Bu soruya belki herkes yaşadıkları üzerinden zaman zaman farklı cevaplar verebilir. Ülkemizin gerçeği olan deprem, her tekrar ettiğinde insanların enkaz altından canlı çıkmasına, hayatlarına geri dönebilmelerine dair umudumu 1999 depreminden kalan yağma hikayeleri gölgeler. Bu yağmacıların varlığı da insanın özünde iyi falan değil rezil bir yaratık olduğu fikrine iter beni.      &...
  • Suçlu onların batıl cahiliye düzenidir

    13 Kasım 2020 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Bir aydan fazla zamandır Tunceli ili Ovacık ilçesinin Yaka tarla köyündeyim. Köyde elektrik olmadığı için Elektrik ihtiyacını güneş paneli aracılığıyla karşılıyoruz. Bir kaç gündür hava yağmurlu olduğu için elektriksiz kaldık, onun için telefon, televizyon gibi araçlarımız devre dışı olmuş durumda ve Türkiye’deki önemli olaylardan haberdar değilim.      İzmir’de deprem olduğunu duydum. Fakat, ne derece bir tahribat yarattığı, can ve mal kaybı konusunda bilgim yok. Önemli oranda...