logo

03 Eylül 2020

CİNSEL TACİZ NEDİR NE DEĞİLDİR


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

            Esas olarak kadınların önemli bir sorunu olan cinsel taciz, kadınların yaşamında önemli bir sorun olarak durmakta. Sadece ülkemizde değil, hemen tüm ülkelerde özellikle kadınların maruz kaldığı can sıkıcı bir olay.

            Cumhuriyet dönemi ile birlikte kadınların toplumsal yaşamda var olmaları ile, kadın-erkek iletişimi artmış, bu doğrultuda kadınlara karşı taciz olayları da görünür hale gelmiştir. Adli teşkilatımızın temellerini atan Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt 1929 yılında Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderdiği bir yazı ile, kadınlara laf atan şahısların derhal yakalanarak yargılamalarının tutuklu yapılmasını istemesi ilginç bir örnektir.

            Cumhuriyet rejiminin kadınları erkeklerle eşit hale getirmek için ne denli şedit tedbirler aldığını göstermesi bakımından ilginç bir örnektir. Zamanla kadınların iş hayatında ve toplumsal hayatta yer almalarına alışılmış ise de taciz huyundan vazgeçilmiş değildir.

            Bugün taciz konusunda karşılaşılan en sıkıntılı konu şudur: Kadınlar polis ya da jandarmaya bu konuyla ilgili şikayette bulunduklarında ciddiye alınmadıkları ve meselenin geçiştirilmeye çalışıldığından sıklıkla yakınmaktalar. Elbette işini iyi yapan ve taciz suçuna hassas yaklaşıp adaletin tesisi için temeli sağlam atan çok sayıda kolluk memuru mevcut. Ancak suçu kendince vahim görmeyen ya da daha kötüsü şikayetçi olmak isteyen kadının dış görünüşünden dolayı konuyla ilgilenmek istemeyenler olabilmekte. Bu nedenle tacizden kaynaklı şikayette bulunmak isteyen kadınların ya mutlaka bir avukat ile bu şikayetlerini yapmaları, bu mümkün değil ise doğrudan Cumhuriyet Savcısı’na şikayet dilekçelerini vermeleri daha etkili sonuç vermektedir.

            Kadınlarımızın bu konudaki en büyük çekincesi ise elinde delil olmadığı, kimsenin kendisine inanmayacağı, sonunda rezil olacağı korkusudur. Bu konudaki çekince yersizdir. Zira Yargıtay bir kadının durduk yerde kendi iffetini ilgilendiren bir konuyu gündeme getirmeyeceğini kabul etmektedir. Yani Yargıtay “bir kadın, ortada iftira atmasını gerektiren bir konu yokken böyle bir konuda yalan söylemez” görüşündedir. Dolayısıyla hiçbir delil olmasa bile kadının tacize uğradığını tutarlı bir şekilde anlatması ile sanık mutlaka ceza almaktadır. Diğer yandan aslında ortada her zaman bir delil bulunmaktadır. Ancak mağdurlar bunun fakrında değildir. Olayı görmese bile morali bozuk ve kötü bir halde arkadaşına olayı anlatan bir kadının bu arkadaşı tanık olarak dinlenmekte ve tacizin oluştuğu kabul edilmektedir.

            Özet olarak başına böyle bir nahoş olay gelen bir kadın şikayette bulunur ise mutlaka sonuç alacaktır. Yargı bu konuda hassas olup konuyu geçiştirmez. Genelde korku buna yöneliktir.

            Tacizin ne olduğu konusunda da kafa karışıklığı olduğu görülmekte. Taciz, söz ve davranışlarla bir kişiyi cinsel amaçla rahatsız etmektir. Örneğin sosyal medyadan “ seni ve kalbini nasıl kazanabilirim” şeklindeki yazışmayı Yargıtay yakın tarihli bir kararında cinsel taciz saydı. Bunun dışında laf atmak dokunmak ve benzeri davranışlarda taciz kapsamındadır. Bununla birlikte flört etmek için yapılan davranışlar ya da yaklaşımlar taciz değildir. Örneğin iş yerinde çalışan bir kişinin akşam bir yerlerde bir şeyler içelim mi ya da yemeğe çıkalım mı demesi taciz olmaz. Ancak kadın reddeder veya soğuk davranırsa buna sırnaşıkça devam etmek taciz olacaktır.

            Yapılan bu açıklamalar erkek cinsiyeti için de geçerlidir. Elbette bir erkekte tacize uğrayabilir. Ancak % 1 in altında kaldığından yazı konusunu kadınlara ayırdık. Sonuç olarak kimsenin karşılaşmaması dileğiyle, tacize maruz kalan bir kadının hakkını araması ve şikayette bulunmak istemesi halinde yargının buna gözü kapalı kalmadığını bilmeleri gerekir. Herkese tacizsiz günler dilerim.

Share
1405 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNSAN HAYATI

    03 Aralık 2021 Yazarlar

         İnsan hayatını, hareket ederek devam ettirir. Hareket ederek, almak ve vermek gerçekleşir.  Yaşam boyu hareket ederek denge kurmaya çalışılır. Hayat, bir öğrenme sürecidir. Hatalardan ders alınıp yaşantı sürdürülür. Sorunu eleştirmek yerine, sorunun çözümüne odaklanılır.      Kibir, diğer insanların yaklaşmasını engelleyen bir savunma mekanizmasıdır. Alaycılık, huysuzluk, kabalık, küstahlık, utangaçlık, gevezelik birer savunma mekanizmasıdır.      İnsan, sevgi ve korku...
  • ŞEHİDE SAYGI

    01 Aralık 2021 Yazarlar

         Geçenlerde Bingöl’de tatsız bir olay yaşandı. İyi parti milletvekili Lütfü Türkkan Genel Başkanı Meral Akşener’e küfreden şehit abisine küfür etti diye ülke karıştı. Tükenmiş olan iktidar en ufak bir olayı bile ki böyle hassas bir konuda gündeme oturtup buradan kendine çıkar sağlamaya çalışıyor, ilerleyen bölümde şehitlerimize ne sıkıntılar yaşattıklarını ne hakaretler ettiklerini de yazacağız. Türkan, yanlış yapmıştır siyasetçi hele böyle bir zamanda bu tuzaklara düşmemelidir. Neticede, partideki görevinden alınıp özü...
  • ÇOCUK HAKLARI

    01 Aralık 2021 Yazarlar

    20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları Günü olarak kutlanmaktadır. 1989 yılında imzalanan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile çocukları hakları yasalar ile de güvence altına alınmaya başladı. Haklarını koruyamayan, bilmeyen, buna gücü de olmayan, ama dünyanın da en güzel varlıkları olan çocukların haklarını güvenceye almak ve çocukları korumak elbette yetişkinlerin sorumluluğunda. Özellikle toplumsal krizler ve savaşlarda en büyük yarayı alan kesim çocuklar olur. Atatürk’ün meşhur “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” sözü anne...
  • Avrupa’daki Kestel’liler

    29 Kasım 2021 Yazarlar

        Kıymetli Okuyucular,      Değerli Can Dostlar.      Herkes gibi bende seyahat etmekten keyif alıyorum. Fırsat buldukça da imkanlarımı kullanıyorum. Kendimi yeniliyorum. Dağarcığımda yeni ufuklara yelken açıyorum. Yeni yeni şeyler öğreniyorum. Pandemi dolayısı ile uzun bir süredir bu imkanı bulamadık.  Esasen Mimarlık öğrencisi kızımla 29 Ekim Cumhuriyet bayramı tatiline odaklanmıştık.   İstanbul da okuyan kızımızın online eğitimi sonlanınca ev, yurt vs. d...