logo

25 Aralık 2018

Çoban Çeşmesi


Çoban Çeşmesi’nin çevresi bazen sonbahar olur, bazen ilkbahar olur, kar yağar kış olur, güneş açar yaz olur… Ama çeşme hep akar. Çoban Çeşmesi gibi varlığımızı sürdürmeliyiz.
Cumhuriyet, demokrasi, temel hak ve özgürlükler bir değerdir. Bu değerler, Kurtuluş Savaşı kazanımları ile oluşturuldu. Bu değerlere sahip çıkmak, bütün vatandaşların hem hakkı hem görevidir.
Küreselleşme, dünyanın sorunlarına çözüm olamadı. En ucuz kim üretirse, onun malı alınacak-satılacak- kuralı Türkiye’ye zarar verdi. İkame modeline göre yerli ve milli tüketim ihtiyaçları üretimi yapılması gerekir. Lüks tüketime tüketim vergisi koymak gerekir. Altın, gümüş, platin gibi değerli madenlere tüketim vergisi koymak gerekir.
İlim ve sanat, takdir edildiği oranda gelişir. Liyakate dayalı ilim ve sanat eğitimi yapılmalı… Liyakat, bir takdir edilme kuralıdır.
Halkın istikrar, huzur, dayanışma, yoksulluktan kurtulma, toplumda saygı görme istekleri, ekonomik iyileştirmelerle sağlanmalı… Kişiler ve bazı kesimler suçlanarak çözüm önerilmesi, baskıcı bir siyasetin ipuçlarını verir.
Millet bilincinin oluşmasında, eğitim önemli rol oynar. Millet kavramı ideolojidir. İdeolojisi olan insan, kendini ideolojisinin parçası kabul eder. Daha kararlı olur. İdeoloji, metin haline getirilmiş, sınırlanmış bir bilgidir.
Geçmişi kontrol eden, bugünü kontrol eder, bugünü kontrol eden, geleceği kontrol eder, denir. Bilgi güçtür. Doğru bilgi güçtür. Gündemi takip etme gücü elde edilir. Yalanlara karşı korunmak için doğru bilgi gerekir. Doğru bilgi ile geçmiş, bugün, gelecek kontrol edilir.
Bilinç, bilgi toprağında yetişir. Bakılan yerde gerçeği görmek gerekir. Gerçek olan üretimdir. Üreterek tüketmektir. Üretip tüketen özgürdür. Tüketen üretene bağımlıdır. Borcu ödemenin yolu da üretim ve tasarruftur.
Sıradan insanların yüceltilmesine örnek, Hıristiyanlıktaki Aziz ve Azize unvanlarıdır. Müslümanlıkta ermiş, derviş, abdal unvanları var. Yüceltilen sıradan insanların bazı mucizeleri olduğu anlatılır. Peygamberler, üstün-yüce insanlardır. Mucizelerine inanılır. Peygamberler ile ilgili mucizelere inanmak gerekir.
Dış siyasetin dayanağı, kuvvetli bir iç siyasettir. Dış cepheye karşı, iç cepheyi kurmak, korumak gerekir.
Millet, resim yapmalı… Millet, ilmin gerektirdiği şeyleri yapmalı… Milletin, sanata, sanat ehline sahip olması gerekir. Laikliğe göre, bütün bilgi türleri, eşit, kardeş ve özgürdür. Laiklik, yüceltme yerine, eşitlik, kardeşlik, özgürlük demektir.
Bir millet, yaprak sarmasına benzer. Yaprağın içinde pirinç, kıyma, nane gibi gıda maddeleri bulunur. Sarmaya, yaprak sarması denir. Türk kavramı da Türkiye vatandaşlarını saran bir yaprak özelliği taşır.
Kuran, “işi ehline verin” diyor. İşin ehline verilmesi, bir hak kuralıdır. Liyakat da işin ehline verilmesi demektir.
Türkiye, Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir, sözü Türkiye’ye yapılan baskıların, ambargoların şifresi ve sloganıdır. Dünyayı sömüren küresel güçler söz konusudur. Küresel güçler, sürekli büyümek, yayılmak ve yaşamak için insanların yoksullaşmasını ister. Küresel güçler, silah, ilaç, hayali bir mutluluk satarak kendi varlığını korur.
Elektrik tasarrufu için ütüyü boykot edelim. Yeni eşya almayı bir müddet erteleyelim. El emeği, göz nuru üretim yapalım.
Karıncalar gibi beraber olup kendi haklarımızı korumalıyız. Ülkemizin bitki örtüsü, endemik bitkileri, verimli ovaları, denizleri, madenleri, kültürü, ören yerleri, gelenekleri, tabuları, ahlaki değerleri korunmalı… Aynı düşünceyi paylaşan vatandaşlar, karıncalar gibi beraber hareket etmelidir.
Türkçeyi Latin harfleri ile okuyup yazmak, bilimde öncü dilleri kolay öğrenme artısını getirdi. İranlılardan aldığımız otuz iki harfli Elifba, üç sesli harfe sahiptir. Türkçe sekiz sesli harfe sahiptir. Elifba, sesli harf azlığı nedeniyle Türkçe yazıp okumaya uygun bir alfabe değildi. Okuma yazma oranı çok azdı.
Osmanlıca, Arapça, Farsça, Türkçe, Fransızca, İtalyanca kelimelerin karışımıydı. Osmanlıcada Arapçanın, Farsçanın, Türkçenin kelime türetme kuralları uygulanıyordu. Yabancı kelimeye evet, yabancı kelime türetme kuralına hayır demek, bir dil kuralıdır. Uymak gerekir.
1 Kasım 1928’de yapılan “Harf Devrimi” yüz yıllar süren sıkıntılara son verdi. Halk, okuma yazma öğrendi. Türkçenin kelime sayısı artırıldı. Yer isimleri, Türkçe yapıldı.
Davranış bilimlerine göre, insan hayatında, devamlılık ve bütünlük ister. Devamlılık ve bütünlük kavramlarını öğrenelim.

Share
643 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TÜRK BİRLİĞİ

    05 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Dünyamızın yaşadığı bugünkü belirsizlik, sizi bilmem ama büyük bir insan topluluğunu düşündürüyor, tedirginliğe sevk ediyordur. Olanlardan kendisini sorumlu gören, sorgulayan, belki de yapabilecek bir şeyler düşünen liderlik pozisyonunda olanlar vardır.      Size sorayım Var mıdır?     Nasıl düşünüyorsunuz,     Neler tahmin ediyorsunuz?       Hürmüz boğazı sıkıntısı ve ...
  • TRT, İBB DAVALARI VE SN. BAHÇELİ

    04 Nisan 2026 Yazarlar

         Bu yaşlara geldik, uzun bir sürede yönetici olarak siyasetin içinde olduk, nelere şahit olduk, neler yaşadık ve ne liderler gördük, oturup yazsak kitap olur. Ama, bir kişi var ki, hükümetin de destekçisi, aslında ortağı olan MHP’nin lideri Devlet Bahçeli, ya bilerek veya bilmeyerek yapıyor, söyledikleri ile toplumu oyalıyor ve kandırıyor, sn. Bahçeli, ekonomiyi desteğiniz sayesinde birlikte batırdınız diyebiliriz. Ama, hala bu tek adam rejiminden vazgeçmiyorsunuz, sonra da birlik olalım, iç cepheyi güçlendirelim diyors...
  • BOZBEY TUTUKLANIRSA NE OLUR…?

    31 Mart 2026 Yazarlar

         Seçimle alınamayan yerler, bir dizi operasyonlarla alınmaya devam ediyor.      Bunun en büyük örneklerinden birisi; İSTANBUL...     İstanbul da, CHP Meclis üyelerinin çoğunlukta olması, belediyenin haliyle CHP'de kalmasına sebep oluyor.     Ama, Bursa öyle değil…      Bir çok il de olduğu gibi, seçmenin iradesine ipotek vuruluyor, seçmenin kararına saygı gösterilmiyor…      Burada şu soru akla geliyor.  ...
  • SU

    30 Mart 2026 Yazarlar

    Su yoksa hayat da yoktur. Su hayattır, su kutsaldır Suyun aktığı yerde medeniyet yeşerir, yolun geçtiği yerde insan çoğalır. Tarih boyunca yerleşimler nehirlerin kıyısında kurulmuş, savaşlar bile suya erişim için verilmiştir. Bugün de değişen bir şey yok; sadece mücadelenin biçimi daha karmaşık, daha görünmez. Peki, böylesine hayati bir kaynağa sahip olduğumuz hâlde neden susuzluk konuşuyoruz? Türkiye, coğrafi olarak “su zengini” bir ülke değildir; aksine “su stresi yaşayan” ülkeler kategorisine giderek ya...