logo

10 Ekim 2021

DİKTATÖR REFLEKSİ HÜKÜMETLERE Mİ HAS?


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

Siyasete ilişkin yorumlarımızda genelde hükümete yönelik eleştirilerimizi belirtiriz. Ülkeyi yöneten ve olanlardan sorumlu olan siyasi iktidar olduğundan bu durum çok doğal. Bugün ise doğrudan CHP ve CHP’de cisimleşmiş bir siyaset yapma biçiminden bahsedeceğiz. Belki görmüşsünüzdür. CHP’de Yüksek Disiplin Kurulu gibi önemli bir yerde üye olan, mesleği avukatlık olan Tuba Torun isimli bir hanımefendi. Fenerbahçe Stadı’nın Kadıköy merkezden taşınması ile ilgili bazı tweet’ler attı. Demokratik toplumlarda her konu tartışılabilir. Elbette bu fikrin de tartışılması normal. Ancak CHP’li kimliğini kullanarak insanlara öyle üstten, öyle saygısız üslupla cevaplar verdi ki, partisine çok büyük zarar verdi. Bazı tweetleri şöyle

“Şehrin tam ortasında stad olmaz. Hele İstanbul gibi çarpık bir kentte hiç olmaz. Kadıköy derseniz daha da fena olmaz. Haftaiçi yani Perşembeleri hayli hayli olmaz Erkek akıl ürünü gerçek bir ilkellik. Bu da tez bite.”

Böyle imla hataları da olan bir tweet ile tartışmayı başlattıktan sonra yorum yapan “win” isimli kullanıcıya

“Höst win Höst:)” gibi, farklı kullanıcılara ise

“Ahahahh tamam sus ağlama korkma tamam”

“ Biteceksiniz siz de gardaşım” gibi oldukça ilginç tepkiler verip, maça giden insanları statta böğürmekle itham edip “hayvan” olduklarını ima eden cevaplarla devam etti. Buraya kadar en fazla düzeyini eleştirebiliriz belki ama, stadın taşınmasına karşı çıkanlara, sanki parti adına konuşur gibi isteseniz de istemeseniz de bu stat buradan gidecek, alışacaksınız gibi üstten bakan, halkı dinlemeyen despot yönetici ağzıyla konuşmaya başladı. Bu tavır nedeniyle ciddi bir infial oluştu. Hem Hukukçu Fenerbahçeliler Derneği içerisinde bulunduğum, hem de Fenerbahçe Kongre Üyesi olduğum için etrafımda oluşan tepki dalgasını net gördüm. Çoğu CHP seçmeni olan insanlar CHP adına böyle konuşan bir insana karşı parti yönetiminden bir tepki gelmemesi karşısında, CHP iktidara gelirse bize danışmadan zorla stadı taşır mı korkusu oluştu. Önemli bir kısmı da bu durumda parlamento seçimlerinde kesinlikle CHP ye oy vermeyeceğini söyledi.

Tayyip Erdoğan’ın, gezi olaylarının fitilini ateşleyen konuşması da buna benzerdi. Ne yaparsanız yapın Topçu Kışlası yapılacak diye dayatınca halkın tepkisi büyük olmuştu. CHP Yüksek Disiplin Kurulu üyesi olan bu hanımefendinin de benzer şekilde halkı aşağılayan ve istediğini halka rağmen zorla yapacağını söyleyen tavrı konuyu bambaşka bir yere getirdi. CHP bu işten yara almadan çıkmak istiyorsa mutlaka konu hakkında tavır almalıdır. Hiçbir disiplin işlemi yapılmaz ve hiçbir girişimde bulunulmaz ise, yarın iktidar olduğunda eleştirdiklerinin tümünü tekrarlar mı korkusu bu insanların içinden çıkmaz.

Konu bir futbol takımının basit bir taraftar tepkisi değil. En ufak bir olayda bile karşı çıkılmasından hoşlanmayan, istediğini zorla yapacağını söyleyen despot dilin CHP tarafından normal karşılanmaması gerekir. Unutmamak gerekir ki FETÖ tarafından 3 Temmuz kumpası yapılmış ve Fenerbahçe’nin Başkanı suçsuz yere hapse atılmış uzun süre tutuklu kaldıktan sonra beraat etmiş, onu yargılayan hakim savcılar ise FETÖ’cü oldukları tespit edilerek cezaevine atılmıştır. O dönem bu kumpasa karşı ayakta duran ve FETÖ’ye gerçekten direnen bir kulübün, son dönemde formasında dahi Atatürk imzası olan, stadın içinde tribünlerin köşesine dev bir Atatürk Tablosu koyan kulübün, CHP’nin Yüksek Disiplin Kurulu’nda yer alan bir insan tarafından saldırıya uğraması çok ilginç. Bu olaylar nedeniyle camia gerçekten hassas. Sayısı milyonlarla ifade edilen bir kitleden bahsediyoruz. Bu hanımefendi sonrasında da kendisine küfür eden birkaç kendini bilmezi ifşa edip bu işten mağdur olduğu havası yaratmaya çalıştı. Her şeyi yapıp sonrada mağdur edebiyatı yapmak da çok tanıdık bir yöntem. Mevcut hükümette eleştirdiğimiz ne varsa aynısına sahip olunduğunu gösteren bu son örnek karşısında partinin ne yapacağını merakla bekliyorum. Ortada bir fark var mı yok mu, göreceğiz

Share
519 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...