logo

20 Şubat 2023

GÜNEŞİN DOĞUŞU ENGELLENİR Mİ?    


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

1999’dan bu güne çeyrek asır geçti. bu zaman zarfında 1999 depreminden alınan derslerle, depreme hazırlıklı, binaların depreme dayanıklı hale geldiği bir ülke olmamız beklenirdi değil mi? Maalesef insanoğlu bilime inanmadıkça, hurafelerle boş inançlarla yaşayıp, başkaları tarafından aldatılarak, yanıltılarak, yönlendirilerek yaşar. Bu kimi zaman bir tarikat, cemaat, örgüt lideri olur, kimi zaman politik fikirler çevresinde fanatizm olur. Yıllardır ülkede var olan kutuplaşma derinleştikçe, Reisten yana olan olmayan gibi bir ayrım yapıldıkça gerçeği görmek zorlaştı.

            Ülkemizin gerçeği olduğu bilinen ve bilim insanları tarafından tane tane anlatılan öldürücü deprem gerçeği karşımıza bir kez daha çıktı. Yarın Bursa’da Balıkesir’de İstanbul’da deprem yaşanma ihtimali olduğunu da bilim insanları söylüyorlar. Gerçekten bilgiye ve bilime önem verip, rant uğruna çoluk çocuğun canına kıymayı vicdanen kabul etmeyecek yöneticiler tarafından yönetilmeye başladığımızda bu depremler bu kadar yıkıcı olmayacak. Yakın vadede böyle gelişmeler yaşanacağından pek ümitli değilim. Ancak 1999’dan itibaren yapılan inşaatlarda çok daha iyi denetim yapılsa standartlar yükseltilse idi bu denli ölüm ve acı yaşar mıydık? Elbette hayır. Pekiyi dert can kaybını azaltmak mı, büyük büyük binalar dikerek serveti daha da yükseltmek mi? Derdin ikincisi olduğu bugün açık seçik ortada.

            Deprem karşısında hükümetimiz ne yapıyor? Cumhurbaşkanımız öfkeli bir yüz ifadesi ile birileriyle hesaplaşacağını söylüyor. İlgili kurumlar Twitter’ı durduruyor, yavaşlatıyor. Oysa birçok insan sosyal medya üzerinden haberleşiyor. Yardım çağrısında bulunuyor.  Belki hayat kurtarıyor. Belki de hayatları kurtuluyor. Ama daha önemli bir şey var onlar için. Bazıları hükümeti eleştiriyor. Yardımın yetersiz olduğunu, devletin nerede olduğunu soruyorlar. Yüce hükümete dil uzatan kullanıcılara nasıl tahammül edilebilir? Elbette etmiyorlar. İnterneti kısıtlıyorlar. Basit uygulamalar indirip insanlar yine haberleşmeye devam ediyorlar. Halka rağmen hükmetmeye çalışan bir hükümet var karşımızda.

            Karşımda çocuklar ölürken, ihmali olan insanları eleştirmeyi siyaset sayıyor aktroller. Oturdukları sıcak koltuğunda maaşlarını alırlarken. Halkın derdine derman olması gerekenler, üzerlerine leke gelmesin, yaklaşan seçimlerde yara almasınlar diye türlü hesaplara giriyorlar. Enkaz altından çıkan insanların şikayetlerini bile ucu hükümete dokunuyor diye yarıda kesiyor devlet televizyonunun spikerleri. Devleti parti devleti haline getirmek, tüm yetkiyi bir kişiye vermek çok tehlikeli derken de bunu siyaset zannediyorlardı. Artık en görmeyen yürekler, gözler de görsün bu gerçeği. Geleceğimiz güzel olsun. Yeter artık. 

Share
700 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...