logo

15 Şubat 2020

Kimin ne olduğu ortaya çıksın


Mehmet Güler
mehmet@kestelyore.com

     Sevgili okurlarım; öncelikle bir konuya açıklık getireyim. Irkçı, dinci, mezhepçi, tarikatçı yapılanmalar Türkiye halkı için en tehlikeli yapılanmalardır. Adı geçen oluşumlar, bölücü, ayrıştırıcı, fitne fesat yuvalarıdır. Ben kendimi bildim bileli, Türkiye halkı bu oluşumlardan çok çekti, halen daha çekiyor. Türkiye halkının birliğine, beraberliğine en büyük darbeyi, en çok zararı veren söz konusu şer yuvalarıdır. Benim açımdan alevi-sunni gibi, iman açısından alevi-sunni gibi hiçbir hükmü olmayan, insanlar arasına nifak koyarak, yapay çelişkilerle düşmanlık yaratan gerici anlayışlar, tehlikeli yapılanmalardır. Benim düşüncem, böyle olduğu halde, kendimi bildim bileli alevi bir ailenin çocuğu olduğum için, suni gericiliğinin çok aşağılayıcı sözlerinin hedefi oldum. Yobaz takımının alevi toplumuyla ilgili sözlerini ne inanç kitaplarında, ne de genel insanlık hukukunda yeri olmadığı halde, yinede utanmadan ahlaksız iftiralarına devam etmekteler. Gayrı bu konulara girmeyelim, yaralar kapansın. Bize zararından başka hiçbir faydası olmayan şeylerden vazgeçelim diye gayret ediyorum ama olmuyor.

     21. yüzyılda da bu rezillikler yakamı bırakmıyor. Bir hafta önce, sunni ağırlıklı bir partinin çok koyu savunucusu olan iş arkadaşım facebooktaki paylaşımında şöyle yazmış: “Eğer yabancılar Türkiye’yi işgal ederlerse kana kan, cana can savaşacağım, sen yatağının altına saklanacaksın”

     Tabiî ki, o sözü kibarca söylemiş. Demek istediğini anladım, Anadolu halkı bu sözü; “Karısının eteğinin altına saklanmak” olarak söyler.

     Bende ona cevap olarak; Dedemle iki kardeşi Kurtuluş savaşında işgalcilere karşı savaştığını, dedemin kardeşi Mehmet’in Erzincan’daki çatışmada şehit olduğunu Şayet, benzer durum olurda işgal söz konusu olursa, atalarımın izinden gideceğimi kendisine yazdım.

     O da, dedemin kardeşi Mehmet ile ilgili alaylı sorular sormaya başladı.

     Ben, doğru meyse olduğu gibi yazdım.

     O, sonuna kadar ukalalığına devam etti.

     Ben, o şahsın yaptıklarını normal karşıladım. Zira, bütün bu olgular gerici, yobaz bir zihniyetin ürünüdür. Onlara göre, aleviler vatanın bağımsızlığı, halkının özgürlüğü için savaşamaz, şehit olamaz. Halbuki, kurtuluş savaşında sizin padişahınız işgalcilerle işbirliği yapmıştı. Ama, aleviler top yekün savaşmışlardı. Bana vatanseverlik taslayan vatandaş ve onun zihniyetine sahip olanlar size diyorum ki; kimin kurtuluş savaşına katıldığını, kimin şehit olduğunu devlet biliyor. Hiç kimsenin ismi kayıp değil, Anadolu da yaşayan toplumların hepsinden kurtuluş savaşına katılanlar olmuştur. İşgalcilerin işbirlikçilerini de, işgalcilere karşı savaşanları da devlet biliyor. İsterseniz, araştıralım kimin ne olduğu ortaya çıksın. Sözü uzatmanın anlamı yok. Gelin, bize faydası olmayan kısır döngüleri hayatımızdan çıkarıp atalım. Azıcık aklınızı kullanın, düşünün. Mezheplerin, tarikatların İslam toplumuna en ufak bir faydası var mıdır. Hayır yok. İslam toplumunun gelişmesine, ilerlemesine, birliğine, beraberliğine hiçbir yararı olmamış ve olmuyor. Zararlarının haddi var hesabı yoktur. İslam toplumunun bünyesindeki mezhep ve tarikat hastalığı bu toplumu çürütüp, yok ediyor. Hastalık son evresindedir, şimdi kurtulmazsak yarın çare tükenir. Siz bilirsiniz, ya şimdi, ya hiç bir zaman.

     Bugün kendisine Müslüman diyen, münafık yapılanmalar yok olursa gerçek islamın yolunun açılması mümkündür. Son tahlilde, batıl yok olmaya mahkumdur. Zira gerçek olan haktır.

Share
3109 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...