logo

09 Mayıs 2020

KORONA’nın İZİ


Mustafa Ülker
musstafaulker@kestelyore.com

      Değerli Okuyucular,

      Kadirşinas  Dostlar;

      Büyüklerimizden hep dinlemiş, duymuşuzdur. İnsanın, Ailenin kendi kendine yeterli olabilmesi ve geleceğini düşünerek tasarrufta bulunması çok çok önemlidir ve de gereklidir.

 “ Ak akçe Karagün içindir”  veya

 “ Sakla samanı gelir zamanı” gibi anlamlı Atasözleri sanki bugünler için söylenmiş. 

       Dünya insanlığı içinden geçtiğimiz bir özel durumla karşı karşıya bulunuyor. Bence her alanda da hazırlıksız yakalandık.  Her alanda derken  Mali, İktisadi, Siyasi, Adli, Askeri, Güvenlik, Eğitim, Kalkınma ve Gelişmişlik gibi milletimizin kahir ekseriyetini memnun edemediğimiz içtimai hayatımızı kast ediyorum.

        Hiç kimse alınmasın sadece gördüklerimi, hissettiklerimi, düşündüklerimi sizlerle paylaşıyorum. Emeği ile çalışan işçi işinden, maaşından, işvereninden memnun değil. Yöneten yanındaki personelinden, İdare eden aldığı eğitiminden memnun değil. Halk kendisini yöneten idareden memnun değil. Esnaf yaptığı işten memnun değil. Öğrenci okulundan üniversitesinden memnun değil. Üniversite Okul öğrencisinden memnun değil. Vesaire, vesaire örnekleri çoğaltabiliriz. 

       Toplum öyle bir hale geldi, getirildiki, inanamıyorsunuz. Topyekün stress, endişe ve korku hali yaşıyoruz. Bunalım geçiriyoruz. Geleceğimiz ile ilgili karamsarlık hat safhada, Umutlarımız kayboldu. İktidara karşı güvenimiz sarsıldı. 

       Elhasılı hayatımız o kadar değiştirildi, dönüştürüldü ki her alanda memnuniyetsiz toplumlar haline geldik. Belki daha önceleri kalabalık bir ailede yaşıyorduk. Belki bir odalı evimiz vardı. Belki odun sobasında ısınıyorduk ve hatta yemeğimizi sobada pişiriyorduk. Hep birlikte aynı çorbaya, aynı tastaki yemeğe kaşık sallıyorduk. Aşımız vardı. İşimiz vardı. İşsiz kalma gibi bir derdimiz yoktu.  Mahalledeki ve okulumuzdaki herkesi tanıyorduk. Şimdi üst katta oturan alt   kattakini tanımıyor. Aynı katta ikamet eden komşusu kim bilmiyor. 

       Bu arada nerede o eski günler dediğinizi duyuyorum. Çünkü daha zor, daha meşakkatli bir hayat sürdüğümüz halde o zamanlar daha mutluyduk. Daha huzurlu, keyifliydik.     

      Çünkü bahçeli olan küçücük şirin evlerimizde oynaştığımız hayvanlarımız vardı. Bahçelerimizde ne olduğunu bildiğimiz domateslerimiz, biberlerimiz, yeşilliklerimiz, bir köşede erik ağacımız vardı. Daha sağlıklı, daha temiz, daha güvenli besleniyorduk. Mahalle arkadaşlarımız, kan kardeşlerimiz vardı. Komşuluk ilişkileri kardeşten ileri idi. Yardımlaşma, dayanışma kültürü yaşatılıyordu / yaşanırdı. Fakat mutluyduk, memnunduk, huzurluyduk

      Bugün öyle mi?  Korona salgını tedbirleri çerçevesinde alınan önlemler hepimizi bir şekilde mağdur etti. Gerçi alınan önlemler bizim için, sağlığımız için mutlaka uymak zorunda olduğumuz şeyler. Fakat kapanan işyerleri, sosyal mesafe şartı ile seyyahat kısıtlaması, Pazaryerleri kısıtlamaları, vs ile ülke ekonomisi daralmıştır. Yaşanan gelir kaybı Tasarrufun ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Şehir yaşantısının yoğunluğunun hayatı nekadar zorladığını ve daralttığını fark ediverdik.

       Şimdi artık kaliteli yaşam için ne yapacağımızı , nasıl yapacağımızı biliyoruz. Öğrendik. Bir kere Doğayı özümsemek, anlamak mecburiyetimiz var. Tabii olan tercih edilecek. Beslenme çok değerli. İyi ve düzenli uyku şart. Temizlik ve hijyen işin özü. Ailenin koruyucu ve kapsayıcı şemsiyesi olmazsa olmaz. Etrafımızda derdimizi paylaşacak dostlar muhakkak bulunmalı. Çevre temizliğine, güzeliğine dikkat edilmeli. Elhasılı yaşamak fark edilmeli, yaşamaktansa haz alınmalı.

        Demekki neymiş, tasarruf önemliymiş. Ak akçe  karagünler için gerekliymiş. Yaratan Allah kimseyi kimseye muhtaç etmesin diyorum. 

        Gününüz keyifli bereketli olsun. 

        Sağlıcakla kalın mutlu olun

Share
5048 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...