logo

30 Kasım 2025

Lafla peynir gemisi yürümez


Mehmet Güler
mehmet@kestelyore.com

Sevgili okurlarım.
Lafı, eğip bükmeye gerek yok. Türkiye şu anda yol ayrımında, önünde iki seçenek var. Ya savaşa devam edecek, ya da barışı tercih edip barışı inşa etmenin gereğini yapacak, bu işin orta yolu kalmadı.
Neden önce barış. Çünkü, bir evde kardeşler birbirleriyle kavga ediyorsa, o evde aile birliği olamaz, bu şartlarda aile bireylerinin sorunlarını çözmesi imkansız olur, bu haliyle komşularına da faydası olmaz.
Tabi ki, Türkiye insanı bütün maddi ve manevi sorunlarını çözmek için azami gayret sarf etmeli. Ama, öncelik sırasına göre hangi sorun aciliyet teşkil ediyorsa ondan başlamalı.
Savaş koşullarında, adalet ve eşitlik gibi temel sorunlarını çözmenin mümkün olmadığını yaşayarak öğrendik.
Onun için önce barış.
Barışı istiyoruz demekle olmuyor. Lafla peynir gemisi yürümez, akan kanın durması ve kardeş kavgasının bitmesi için tıpkı sayın Bahçeli, gibi herkes barış için göğsünü siper etmeli. 40 yıllık savaşta gerek Türklerde, gerekse kürtlerde oluşan hassasiyetleri siyasi çıkar için istismar edenler, Türklerinde kürtlerinde ve ülkemizde yaşayan milleti inancı ne olursa olsun hepimizin düşmanıdır .
Yaşadığımız coğrafyada taşlar yerinden oynamış büyük ekonomik, siyasi ve sosyal krizler iç içe geçmiştir. Amerikası, Rusyası, Avrupası ve bütün emperyalist güçler, müdahil durumda dolayısıyla biz önce hızlı bir şekilde kendi içimizde barışı sağlamalıyız, sonra ara vermeden adalet ve eşitlik konusundaki eksikliklerimizi gidererek, komşu milletlere rol model olacak şekilde öncülük yapabiliriz.
Amacımıza ulaşmamız için tarihte yaptığımız gibi, kürtlerle eşitlikçi temelde birlik yapmalıyız ,
Yapmazsak hiç bir şey başaramayız, zira tarihimiz böyle diyor.
Eğer, Alpaslan Malazgirt savaşında kürtlerle birlik olmasaydı, Romen Diyojeni mağlup edemezdi. Bizde anadoluyu yurt edinemezdik.
İkinci Selim kürtlerle birlik yapmasaydı, şah İsmail’i Çaldıranda yenemezdi, biz Ankara’dan öteye gidemezdik.
Atatürk, Türklerle kürtleri bir bayrak altında birleştirmeseydi, Ulusal kurtuluş savaşını kazanıp, Ulusal bağımsızlık devrimini yapamazdık.
Bu tarihi gerçeklerin ışığında barışı sağlamaya çalışırsak, başarılı oluruz. Elbette ki, sayın Bahçeli ile aramızda dünya görüşü bakımdan ciddi anlamda farklar var ,birlikte aile içindeki kavgayı bitirdikten sonra, anlaşabileceğimiz sorunları birlikte çözeriz anlaşamadıklarımız içinde siyasi mücadelemize erdemli bir şekilde devam ederiz.
Madem TBMM’si komisyon kurup barış meselesine el koydu, o zaman görevini gerçeğiyle yapsın. Öcalan, devletle savaşan örgütün lideri olduğuna göre, onunla görüşeceksiniz doğal olanda budur. Sizin Öcalan’ı meşru kabul edip etmemeniz bir şey ifade etmiyor. Öcalan, savaşan savaşmayan bütün apocuların nezdinde meşrudur ve liderdir.
Yani, meşruiyet bizim birbirimize lütfettiğimiz bir şey değil, halkın bize verdiği bir şeydir.
Kısacası ipe un sermeye hacet yok, yapılacak şey belli barış için hepimiz kolları sıvayalım gerisi Allah kerim, inşallah aksatmadan diğer sorunlarımızı da çözeriz.
Ben, Türkiye de bütün partilerin ne yapmak istediğini az çok anlıyorum. Ama, samimi söylüyorum, CHP’nin ne yapmak istediğini hiç bir zaman anlamadım .
Diyorlar ki “biz herkesten önce kürt sorunu var dedik” dediniz de ne faydanız oldu kardeşim, bu işler demekle olmuyor icraat lazım. Kürtler barış istiyor, adalet istiyor, eşitlik istiyor. Siz bu talepleri karşılamak için ne yaptınız. Siz barıştan yanamısınız, degilmisiniz. Ben şahsen çözemedim. Ama, sayın Bahçeli, Türkiye’ye barışı getirmek için var gücüyle çabalıyor, bu da sizin ayıbınız olsun. Vallah kusura bakmayın millet söyleyene değil yapana bakar. Sizin niyetiniz belli oldu dostlar alış verişte görsün babında göstermelik olarak meclis komisyonuna girdiniz, şimdide barış çabalarını akamete uğratmak için yan çizdiniz . İstediğiniz sorumsuzluğu yapmakta özgürsünüz, nasıl olsa herkes ektiğini biçecektir.

Share
3233 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...