logo

14 Nisan 2021

MONTRÖ


Av. Can Lafcı
canlafci@kestelyore.com

             Askerlik yapanlar bilir. Askerlerin bir istek ya da talep dile getirirken toplu hareket etmeleri kesinlikle yasaktır. Hele birden fazla kişinin imzaladığı bir belgeyi amirine sunmak toplu işlenen bir suçtur ve Askeri Ceza Kanunu’na göre ağır suç teşkil eder.

            Emekli amirallerin bildirisini görünce aklıma bu geldi. Hangi akla hizmet, gece yarısı adeta bir muhtıra gibi açıklama yapma gereği hissettiler. Hele her muhalife darbeci yaftası kolayca yapıştırılırken.

            Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin önemi ve boğazlarda hakimiyetimize ilişkin önemi tartışılmaz. Bu konunun siyasete alet edilmesi zaten mümkün değil. Bazı gazetecilerin milletvekilliği, danışmanlık kapmak için zıpladığına bakmayın, tek taraflı değiştirilecek bir sözleşme de değil. Peki amiraller sanki siyasi parti mensuplarıymış gibi neden ortak açıklama yapma gereği hissederler. Bunun yaratacağı etkiyi, geleceği anlamı hiç mi düşünmezler.

            Meseleyi basit bir fikir açıklaması gibi değerlendirmek mümkün müdür? Elbette suç teşkil etmeyen ya da hakaret içermeyen her görüş açıklanabilir. Ancak görüşlerin bireysel olarak açıklanması başka toplu imza ile bu ülkenin yakın tarihinde çokça örneği olan ve şıp diye tanınan muhtıra tarzında yapılması başkadır. İçeriği barışçıl da olsa sivil hükümete parmak sallamak anlamında bir hareket maalesef. Ayrıca Montrö konusundaki tartışmalarda hükümetin elini çok güçlendiren bir hareket oldu bu.

            Ülkemizde demokrasi ve fikir özgürlüğü yönünden güzel bir iklim olmadığı tartışmalı bir konu değil. Ancak yakın tarihte pek çok devrimciyi işkenceden geçirmiş, darbelerle ülkeye türlü eziyetler etmiş bir yapının kalkıp muhtıra gibi açıklama yapması, demokrasi ve fikir özgürlüğü yönünden kötü sınav veren hükümeti temize çıkarmaktan başka bir işe yaramadı.

            Kimse Montrö Sözleşmesi’ni, ne anlama geldiğini de tartışmıyor üstelik. Belki tartışacaklardı ama mümkün olamadı. Siz yine de A Haber izlemeyin. Sağlıkla.

Share
558 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DOĞANIN UYANIŞI – NEVRUZ

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Nevruz’un anlamı nedir; öncelikle onu bir tarif edelim, karların erimesi, toprağın yeşermesi ve ağaçların tomurcuklanmasıyla, hayatın yeniden canlanmasını ifade eder.      Her yıl 21 Mart’ta gece ve gündüzün eşitlendiği gün kutlanır, Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada Türk dünyası ve diğer halkların bolluk, bereket, kardeşlik ve Ergenekon dan çıkışı temsil eder. Türkler için bir diriliş sembolüdür, ortak bir kültürel mirastır, hepimizin bayramıdır aslında, büyük bir bölümümüzde b...
  • BİR OLMALIYIZ!

    25 Nisan 2026 Yazarlar

         Sevgili okurlarım; Kestel Yöre yerel bir gazete olduğu için, normalde bizim öncelikle yerel konuları yazmamız icap eder. Maalesef, yaşadığımız coğrafyada var olan insanlık dramından dolayı, ister istemez  bölgedeki durumla ilgili yazmak zorunda kalıyorum.         ABD’nin başını çektiği finans kapitalizm, İnsanlığın doğal fıtratına taban tabana zıt vahşilikler yapılıyor. Her gün yüzlerce savunmasız masum insanın canına kıyılıyor, insanların yaşam kaynağı olan su şebekeleri, ele...
  • Köy Enstitüleri

    24 Nisan 2026 Yazarlar

         Türkiye’nin eğitim tarihinde özel bir yere sahip olan , yalnızca bir öğretmen yetiştirme projesi değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün güçlü bir aracıydı.      1940’lı yıllarda, dönemin Millî Eğitim Bakanı  ve eğitimci  öncülüğünde hayata geçirilen bu model, köy çocuklarını eğiterek yeniden kendi köylerine kazandırmayı hedefliyordu. Köy Enstitüleri’nin en dikkat çekici yönü, teorik bilgi ile pratiği bir araya getiren özgün eğitim anlayışıydı.       Öğren...
  • Nereye gidiyoruz

    23 Nisan 2026 Yazarlar

        Değerli okuyucular,      Kıymetli dostlarım.      Bakınız ülkemizde o kadar çok anlayamadığımız şeyler oluyor ki, şaşkınız. Olanları izah etmek mümkün değil. İlgililerin bir açıklama yapması gerekirken, hiç bir şey duymuyoruz. Vatandaş olarak hepimiz kendi düşüncelerimizle izahat yapıyoruz.        Bu ise kaotik durum oluşturan bir süreçtir. Artık hiç bir kurum inanılabilir açıklama yapmıyor, yapamıyor.        Çünkü güven kaybı had safhada. Hukuk sor...